in

Hüzün İçerir!

                              Mezarlıklardan, mezarlardan, ayrılıklardan, yaşanmışlıklardan ya da yaşanamamışlıklardan ve yarım kalmışlıklardan konuşalım mı biraz?.. Aslında bunların hepsinin hissettirdiği adı konmamış dilsiz hislerimizden ….Ya da en az bir sevdiğini kaybetmiş birinin başka birinin anından kendine pay çıkarmasından, nasibini almasından…Hiç beklemediğimiz bir anda dilsiz hislerimizin dile gelmesinden…Ahhh (!) hissettiklerimizi tarif edememekten…Bahsedelim mi ? Mesela;

                Mezar taşlarını okumak unutkanlığa sebebiyet verir derler her zaman…Bence doğrudur. Mezar taşlarını okumak unutkanlığa sebebiyet verir.

                  Mezarlıkların kapısından içeri girdiğin anda her şey duygusaldır, manevidir, düşseldir, hisseldir…Sadece  kendi duygularınla baş başa kaldığın nadir ortamlardandır. Ve mezar taşları da hiç tanımadığın orada yatan kişinin ya da yakınlarının kimi zaman iki satırla ya da küçük bir resimle ya da güzel bir motifle yazılmış çizilmiş duygularının dilidir. Yani içimizden birinin içi’ndendir…

                İçsel hissiyatlarının dile geldiği bir yerde başkasının içini okursun tesadüfen denk geldiğin bir mezar taşını okuduğunda… Okur geçersin ya da okur kalırsın. Dokunduğu yerde. İçine dokunduğu yerde kalırsın. Sadece dokunanı hissedersin. O duygunun nefesini kesmesini hissedersin ve öylece kalırsın. UNUTURSUN o anda aklındaki her şeyi, kim olduğunu, ne olduğunu …An’da kalakalırsın ve sadece hissedersin kaybedilenin verdiği derin yokluğu… Hissedersin  mezar taşından gördüğünün böyle nasıl desem ; kalbine kalbine vuran, vurunca da acıtan; sızlatan o şeyi … hissedersin(!) En gerçek haliyle… En senden haliyle… Hissedersin ve şaşırırsın  ‘‘aaa …Ben bu duyguyu bir yerlerden tanıyorum’’ dersin içinden şaşkınlıkla, senin neden öyle hissettiğini bilmeden… Gözlerinin gördüğü kalbine akar gider… Dokunur. Sebepsiz.. Sadece hissedersin… Düşünmeye ve hatırlamaya çalışırsın ama hatırlamazsın… Zorlarsın hafızanı; yok bir türlü yok belleğinde havsalanda öyle bir an ya da anı …

                Hatırlamazsın ama okudunsa ve dokunduysa bil ki sende de vardır aynı acıdan ya da sızıdan.Hiç tanımadığın sadece yanından geçerken gözlerinin değdiği yerdeki bir mezar taşında yazılanlar ya da çizilenler; içindeki acıdan alevleri körükler! Hafızanı ise törpüler!…

            Ve bunların tümü saniyenin bilmem kaçta kaçı kadar bir sürede gerçekleşir… Okursun, bir anlık donup kalırsın, sonra derin bir nefes alıp geçer gidersin…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.