Hayal Dünyası ve Millî Otomobil

Hayal Dünyası ve Millî Otomobil

YERLİ OTOMOBİL, gerçekten de acaba bir gündem karmaşası yaratma mıdır?

Şöyle bir baktığımızda, yerli otomobil rüyası veya hedefi, cari iktidarın girişimleriyle 2000’li yılların ortasında alevlenmiş ve sonrasında da ne olduysa uykuya mı yatırılmıştı?

Tabii bizlerin, yani insanların, diğer canlılardan farklılaşan yanı, “düşünebilmek”, “hayal edebilmek”, “tefekkür etmek”, “müzakere etmek”, gerektiğinde geniş katılımlı bir fikir teatisinde bulunmaktır.

İnsan olarak, ve doğal olarak hayallerimiz var. Geleceğe yönelik beklentilerimiz var. Yine, gelecekte birtakım yeniliklerin peşinden koşmaktayız. Aslında, insanca davranmakta ve buna göre hareket etmekteyiz. Sosyal medyada olsun, diğer haber mecralarında olsun, yerli otomobil hakkında “tarafgir” okumalar, nedense garipsememe neden oldu.

Her nedense bizde, bir türlü “nesnellik” denen duygu durumu, gerektiğinde ortaya çıkıp, yerli yerinde değerlendirmeler yapmamıza vesile olamıyor. Yazımın başında da ifade ettiğim gibi, “tahayyül etmek” ve yine bir hedef doğrultusunda umutvar olmak insanca bir etkileşimdir. Tabii bu arada tahayyül ederken, ayaklarımızın zemine de basması gerekmektedir. Her şeyden önce, millî bir otomobil bile hayal edebilmek ve tasarlamak, gerçekten de insanî bir tavırdır.

***

Öte yandan…

Gerçekten de bu yerli otomobil projesi, bir gündem karartma atraksiyonu mudur? Şunu kabul etmek durumundayız: Bu otomobilin, takdimi yapılan otomobilin, tam anlamıyla ne zaman seri üretime geçeceği net değil gibi. Bir de gerçekten… AK Parti dönemlerinde böyle parlak ve cilalı projeler, her nedense, ülkede bir şeyler ters gitmeye başladığında uç vermeye başlıyor. Hafızaları sağlam olanlar az-çok hatırlarlar: Seçim dönemlerinde, birden, ülkemizin muhtelif yerlerinde petrol çıkarıldığına yönelik haberler sökün ediverir.

Ben…

Burada yerli otomobilin “eleştirisini” yapacak biri değilim. Çünkü, ne otomotiv teknolojisinden anlamaktayım ne de özel olarak otomotivden çakmaktayım.

Sadece…

Şöyle…

Sosyal mecralarda ve gazetelerin web alanlarında seslendirilenlere bakıyorum ve kendimce çıkarımlarda bulunuyorum.

Hayal etmek gerçekten de çok masum ve bence erdemlice bir duygu. Yalnız, bu tahayyül etme nedense, yaşantımızın birebir gerçekleriyle bazen örtüşmüyor olabilir. Şöyle de söyleyebiliriz, bu yerli otomobil rüyası, bir gözbağcılık ya da “cambaza bak” taktiği de olabilir.

***

Türkiye’de hayal edilecek aslında o kadar fazla mesele var ki… Her şeyden önce… “İnsan” olmak babında çok fazla mesafe katetmek durumundayız. Ben, nedense “çok iyimser” bir yapıya sahibim. Eğer, Türkiye’nin bir gerçeği şu ise: 17 yıldır ülkemizde tek parti hükümeti varsa, ve ülkemiz AK Parti tarafından ortaksız idare ediliyor ve yine hayal bile edilemeyecek uçuk projeler, bu zamanda tasavvur edildiyse de…

Öte yandan…

Türkiye’de bir gerçek var. İnsanlarımız mutlu değiller. İş kaybı veya istihdam kaybından endişe duymaktalar. Yarınlarından ve geleceklerinden her nedense pek fazla umutları yok. Pekiî, bütün bunlar için neden hayal kuramıyoruz? Neden gençler olsun, yaşını başını almış, beyaz yakalı diye adlandırabileceğimiz kesimler; aslında daha seküler bir yaşam tarzına sahip kitleler, ülkemizde cereyan eden gelişmelerden etkilenmiyorlar? Bunu neden böyle yazdım: Çünkü, denk geldiğim birkaç makalede muhalif kesimlerin, sırf AK Parti veya Sayın Erdoğan bir şeyler yaptı diye rahatsız olduklarından dem vuran yazılar okudum.

Bilmiyorum ama bizim hayal etmeye ihtiyacımız var. Yapıcı olmaya ihtiyacımız var. Kutuplaştırmadan, saflaştırmadan ve özellikle toplumu birbirine “yabancılaştırmadan” bir hedef doğrultusunda dik tutacak söylemlere ihtiyacımız var.   

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir