Dönemler olur, dönemimdeyim yine, aşarız ama.
Bunu da hallederiz bir şekilde.
Bu cümlelerle süslüdür bir erkeğin hayatı. Gırtlağa kadar borca da batsa, kilosu artık canını da yaksa, bir şekilde halledeceğine inanır. Yapar yoğun mesaisini, geçer yatağa gecenin bir vakti, dalar maziye şöyle usulca, kimseyi kurcalamadan, sonra koyar kafasını yastığa, bir gün halledeceğine inanarak yatar. Sabah kalkar, mesailer, vazifeler, sorumluluklar, yakasından tutuğu gibi onu sıkmaya, güneş batmadan önce yüreğini geceye bağlamaya başlar ama bilir ki halledecektir bir şekilde, bu da geçecektir, elbette.
Vay arkadaş! Eskiden her yeni sene, baştan aşağı bir deneyimdi, büyüleyici şekillerdi geldi ve geçti, şimdi ise her yeni sene, biraz saçtan eksildi biraz hevesten eksildi, ne diyelim, kalan lokmalar ziyade olsun.
Olsun ama, hallederiz bir şekilde, öyle değil mi?
Öyle efendim öyle.
Açsa açlığını susmayı öğrenir, toksa tokluğunu yutmayı, geçmişi unutmayı, kendinden başka kimseden medet ummamayı öğrenir insan, karşısına acıları her aldığında halledeceğine inanır, hoş, halledeceğine inanmaktan başka, elinde neyi vardır?
Hiç, birkaç ergenlik hevesi fotoğrafı, belki bazı gençlik sevdaları, belki ihanetler vardır halledebildiği ve halledene dek bazı raflara terk ettiği mazileri vardır. Geriye dönüp bakmayacağı, kendine bile tövbekâr olduğu sevda serapları vardır, ah! Çok konuşasım var ama susup işime bakmalıyım, öyle gerekiyor.
Öylece gerekiyor.
Eğriye eğri doğruya doğru, bir zamanlar değer verdiğim insanlara çok ihtiyacım olan hatırı sayılır ayları hatta koca bir mevsimi ite kaka düşe kalka nihayet ardımda bıraktım, şimdi toparlanmaya başladığım günlerimdeyim ve kimseye ihtiyacım kalmadığını aynada bile görmekteyim, tüm odağım kendimde, halledeceğim demiştim, işte o günlerdeyim, hallediyorum, halletmekteyim.
İnsanoğlunun nankörlüğüne milyon tane farklı eser adanmış, birkaç kelam ide ben etsem, olur ama ne gerek ki? En başından lades olan dala kırıldığında neden sövesin? İşte! Bunu anlamam biraz zamanımı aldı ama nihayet at gözlüklerimi kenara bıraktım. Vazo kırıldı, sevdiğim çiçeğimin kokusuna pislik bulaştı ama ben toprağı temizlerken çiçeği de başka saksılara ekmeyi öğrendim, niye kırıldı diye vazoyu suçlamayı bırakıp, kırıkları nasıl toplayabilirim kısmına yöneldim.
Şimdi herkes farklı bir trende ve ben bu trende bir başıma mücadele edişimle barışık halde istikametimi zafere sürüyorum, kim kalmış ne yapmış beni bağlamıyor, vazoyu da hallederim, benim ne yaptığımsa konu, o da onları bağlamasın, takılıyorum kafama göre.
Nihayet varılan sonuç, duraktaki tabela aşikâr. Herkes her şeyin farkında, sadece odak kendi hayatında, e bu savaşların sonu yine aynı kapıya açılmakta, hepimiz kazanacağız, bu savaşların kaybedeni olmayacak çünkü sırt sırta verdiğimiz savaşlardan ayrı da çıksak birbirimizi görmesek duymasak hatta o son kurşunu hayati noktamıza kör nişancı misali sıksak bile, bir yerlerde hep savaşacağız.
Belki sonucunu görmeyeceğiz hatta merak dahi etmeyeceğiz ama en sonunda kazanacağız.
Hayat mücadele, bu dilhun gecelerse o gürültülü zafere davetiye.
Kazanacağız ulan!
Hayatımızın ortasından geçip gidip ne halde olduğumuzu umursamayan o sahte arkadaşlara, yalap şalap sevdalara, sizi itip sonra niye ittin sorusuna gülüp kaçanlara inat kazanacağız, başaracağız inan, o gece hüngür hüngür ağladığın o tünelden nefesini tutarak, astım krizini bastırarak yarı baygın vaziyette de olsa anlının akıyla çıktıysan, gün gelecek elindeki ödülünle sahneye konuşmaya çıkmadan evvel gömleğinin yakasını, ceketinin mendilini düzeltirken kalbinin ritmini yıllar önce hep kulağında hissettiğin gibi, yine kulağında hissettiğinde, nefesin o gün çaresizlik sandığın o his gibi değil, bu kez mutluluktan tıkandığında kazanacaksın. Tatlı telaşının merakı şimdiden sardı içimi, biliyorum, sen başaracaksın!
Ama öncesinde halletmen gereken şeyler var, omuzda yükler, odalarda yüksek sesler, epeydir birikti beklentiler, hepsi bir ağızdan aynı türküyü söyler;
“Hallet ulan! Hallet ney varsa aklında! Geçecek ulan! Geçecek kalan neyse arkanda!”
Hallet bakalım, hallet, ondan sonra teker teker kazanmaya başlayalım.
Vesselam.
