Güzel İnsan

Birbirimize yalan söylüyoruz, sürekli ‘iyiyim’ dediğimizde, aslında biliyoruz ki, iyiye gitmiyor bazı şeyler. Bazen öyle söylenirim, işte tavanı izlerken her şeyin kolay olmasını dilerim. Herkesin bir mücadelesi var. Konuşabiliriz. Konuşmamız gerek. Neden uzatamıyoruz elleri? Sevebiliriz. Kabul edebiliriz. İnsanca yaşayabiliriz. İnanıyorum buna. 

Önce dinlemeye başlayabiliriz, anlamaya, sonra öğrenmeye. Neden nedendir, bu veya şu sebeptendir diye. Bilmediğimiz konularda araştırabiliriz, okuyabiliriz, sorabiliriz ve dokunabiliriz sessizliğe. İyi olabiliriz. İyi bir insan olarak yaşayabiliriz, mesela yalan söylemeyiz, haksızlık olduğunda susmayız, yanlış ve doğrulardan çok gerçeklere bakabiliriz, kişinin kendi gerçekliğine – herkes kendine göre haklıdır. Herkesin yaşadığı, hissettiği, verdiği mücadele aynı değil. Ama hepimizin ortak noktası var: yaşamak. Biliyorum dipten dibe herkes yaşamak istiyor ama özgürce yaşamak istiyor. Buradaki özgürlük anlayışını dikkate almalıyız. Özgürlük nedir ve bir insan ne kadar özgür olabilir? 

Aklımda sıkışıp kalıyorum bazen. Haykırsam kaç kişi duyar? Duyduklarında bana deli mi derler, ya da kaçı bana yardım eder? Haykırsam ki; hey güzel insan, sen her şeyinle güzelsin bi kere sen bu güzel doğanın içinden bir parçasın, gözlerin hep güzel şeylere bakmalı, ellerin hep güzelliği tutmalı, kalbin hep güzelliği taşımalı, şimdi derler ki ‘güzellik görecelidir’ peki öyleyse buradaki güzellik anlayışı nedir? Neye sahip olduklarımızın değerini anlayan insan azdır. Hoşgörü, güzellik, iyimserlik hep ayrımlaştırılmış ve kalıplaştırılmıştır, konu burada yüz güzelliği veya fiziksel güzellik değil, insanın güzelliği dışa vurduğu düşünceleridir, yardımseverliği, tatlılığı, yaşatabildiği anlarıdır. Güzel insan, iyi insandır. 

Gerçekte o kadar körelmişiz ki, her şeyi net şekilde göremiyoruz. Büyümeye devam ediyoruz, büyüdükçe sorunlarımız, dertlerimiz, kayıplarımızda büyüyor ve bazen duruyoruz. Durduğumuzda her şey devam ediyor, sokakta yürüyen insanlar, arabalar ve canlılık ilerliyor. Ne yazık ki, durduk. Geride kalmamalıyız. Yıllar geçtikçe birbirimize olan saygıyı, anlayışı, sevgiyi kaybettik. Sorduk, nerede o eski bayramlar? Markete gittiğimizde fiyatı, okula gittiğimizde eğitimi, çocuklarımızdaki çocukluğu arar olduk, ki çocukluk video oyunlarında değil. Haberlere baktığımızda yardımseverliği aradık, derdik ‘ne kadar da iyi insanlar varmış.’ Hem özlenen hem de arzulanan insanlığı arıyorduk. Şimdi ise varlığından haberdar olmak istiyoruz. Burada mısın, hey güzel insan?

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum