Güneş Oralarda Bir Yerlerde!!!

Karantinanın 57. Günündeyim. 23 marttan beri sokağa zorunlu olmadıkça hiç çıkmadım. Zorunlulukta nedir, bir sefer ofise gitmem gerekti, birkaç market alışverişi ve bir de uzaktan anne ve anneannemi ziyaret ettim. Babaannemi özledim, babamı özledim. Arkadaşlarımı özledim.

Bu dönemin bende bir aydınlanma yaratacağını sandım, ilham perimin hep omzumda olacağını, ne zaman çağırsam bana ses vereceğini düşündüm ama yanılmışım. İlk günden itibaren yoga programı, yazma programı, akşamları aile saati programı ve bahçede yürüyüş programı yaptım. Aaa bir de kitap okuma program. Hiçbirisi olmadı. Çünkü evden çalışmak hiçte sandığım kadar güzel değildi. Sürekli bilgisayarım açık, sürekli bir mail cevaplamaya çalışma hali. Mail cevaplamıyorsam, telefonda toplantı hali ve mesaim neden normalden iki saat, hatta daha fazla uzadı. 20 yıllık evliyim, 15 yaşında bir kızım var ve bu 57 günde hiç yapmadığım ev işini yaptım. Yıllardır felsefem, benim için hazırlanmışı varsa neden yapmak için kendimi yorayımdı ama onu da bozdum. Direndim direndim bakmışım 15. Günde poğaça yapıyorum. Ekmek yapıyorum, hamurla uğraşıyorum. Yemeklerim pek beğenilmez, yani çokta özenerek yapmadığımı itiraf etmeliyim ama bu dönemde hep özenerek yaptım, gerçekten sevgimi kattım. Şu an resmen aşçı başı olma yolunda ilerliyorum. Laf aramızda yemeklerimin beğenilmesi hoş bir şeymiş.

Okulların açılmayacağını öğrendik dün. Biraz burulduk tabii. Zaten bu sene akademik olarak büyük kayıp. Çocuklar yattılar ve bence öğretmenlerde… dinlendiler diyelim ama Allah’a çok şükür Cemroş geçen sene girdi LGS’ye ve kazandı da yırttık. Eğer bu sene olsaydı, deli bir anne olarak sanırım çok yıpranırdım ve yıpratırdım. Geçen sene nedense içimden bir lgs annesi çıkmıştı. Neyse üniversite sınavına kadar o anne ortadan kalktı.

Bu sene anneler gününde anneme gidemedim tabii ki. Sokağa çıkmak yasaktı ama onu çok mutlu edecek bir şey yaptım. Tam iki hafta boyunca “moonlight sonata” yı çalıştım ve ona çaldım. Gözleri doldu, ahhh canım kızım piyano çalmaya geç başladın ama sakın bırakma dedi. Evet oldukça geç başladım, böyle sanatsal faaliyetlerle dalga geçen bir babam var… Maalesef annemle babamın hataya bakışları çok farklı ve bu sebeple de evliliklerini sürdüremediler. Keşke aynı pencereden bakabilselerdi. Ara ara ayrılmasalardı keşke dediğim olur ama şu saatten sonra yapacak bir şey yok tabii.

Benim etrafımda bu virüse yakalanan olmadı çok şükür. Birazda dışardan film seyreder gibi seyrediyorum. Kimi gün umutlarım yok oluyor ve normale dönemeyeceğiz diyorum, kimi gün dönme sekte olsun, sağlığımız yerinde diyorum. Bazı zamanlar evde olmaktan mutluyum ama bazen öyle sıkılıyorum ki kendimi sokaklara, sahile atmak, temiz hava almak istiyorum. Mini minnacık bir balkonumuz var, iyi ki var. O olmasa ne yapardık acaba hiç bilemiyorum!

Karantinanın 56. Günü beni vurdu. Artık anladım hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu virüs bir gerçek.

Bundan 10 gün önce üniversite grubu arkadaşlarımızla konuşurken Rusya’da çalışan bir arkadaşımız orada durumun çok fena olduğunu ve kelle koltukta yaşadıklarını söylemişti. Gerçekmiş, öyle üzgünüm ki, her şey o kadar hızla oldu ki. 10 gün içinde! Covid testi pozitif çıktı, gruba karantinaya gidiyorum yazdı, hastaneye yattı, yoğun bakıma alını, entübe oldu ve son… inanılmaz hızla. Dünden beri aklımdan çıkmıyor, iki küçük dünyalar tatlısı kızı, eşi, annesi, babası ne bileyim onu seven herkes. Bu yaşadıklarımız film değil. Gerçeğin ta kendisi. Rüya da değil, uyanacağız ve her şey eskiye dönecek. Hayır bence hiçbir şey eskiye dönmeyecek. Biz yalnızlaştık. Ölürken bile… Eski sarılmalarımız, yanak yanağa sohbetlerimiz olamayacak. Ben konuşurken karşımdakine dokunmayı çok severim, sıcaklık, pozitif enerji yarattığına inanırım, olamayacak. Yeniye alışacağız ama keşke eskide kalsaydık.

yazar

Yazar: ZENDALA MANIA

Kendimi seviyorum, böyle başladım çünkü bunu geç farkettim... 25 senedir durmadan çalışıyorum, çok şükür hep sevdiğim şirketler de çalıştım. Artık emekliliğine gün sayan bir beyaz yakayım desemde gün değil yıl sayıyorum... genç sayılırım. Hayattan zevk almayı istiyorum, ailemi çok seviyorum. Yazmayı, okumayı ve paylaşmayı seviyorum...2020 de ki hayalim aktif bir yazma blogu açmak ve yazdıklarımı burada toplamaktı. Yeşim Cimcöz’ün Sanalyazı atölyesine bayılıyorum. Yazmak isteyen herkese tavsiye ediyorum...çok seveceğim yazılarım olması dileğiyle...

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.