Gidişinin Karanlığında ki Işık …

İki mum yaktım,

Birisi geceye, diğeri gündüze.

Hangi vakit gelirsen söndür diye,

Sen gelene kadar karanlığıma ışık olsunlar diye.

Ne var ki !

Ne Geceye yaktığım mum beni aydınlattı,

Ne de gündüze yaktığım mum beni ısıttı.

O mumlar;

Birer dilek oldular avuçlarımda,

Işık dolu, sıcaklık dolu.

Ardı gelmeyen, kabul edilmeyen. 

Ben seni istedim,

Fakat sen benden gittin.

Ben seni diledim,

Fakat sen bensiz ölmeyi seçtin.

Sanırım ben dileklerimi,

Yanlış bir vakitte,

Yanlış bir şekilde,

Çok yanlış bir tanrıya diledim…

Olsun dedim doldu gözlerim,

Bekle dedim kayboldu sevinçlerim.

Geri dönecek dedim,

Ne geride gidecek bir evim kaldı,

Ne de seni beklerken beni taşıyacak dizlerim. 

 

Öyle masum baktın ki giderken,

Özlemekten başka çare bırakmadın yüreğime.

Ve öyle bir gittin ki,

İntihardan başka seçenek bırakmadın hislerime, fikirlerime, sana aşık gözbebeklerime.

Son bir rüya yazıyorum şimdi kendime.

Umutsuzluklardan yoksun,

Hayal kırıklıklarından uzak,

Gözyaşlarının barınamadığı,

Senin canımı acıtamadığın bir mutluluk sunuyorum yüreğime.

Gelmene gerek kalmadı,

Çünkü seni bekleyen bir ben kalmadı.

Ne sesine ne de ellerine ihtiyacım kalmadı,

Çünkü acıtabileceğin bir kalp kalmadı.

 

Artık ne yokluğun acıtabilir canımı ne de varlığın bir anlam katabilir hayatıma. Yıllardır bekleyen bir kalp vardı uğruna, şimdi ne kalp kaldı ne de uğruna bekleyeceğim bir saniye … 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.