GANGUBAI KATHIAWADI – FUHUŞLUĞUN ÖZGÜRLÜĞÜ

Herkese merhaba. Tek seferde sıkılmadan izlediğim, Kore dizilerinden daha çok mantıklı bulduğum bir Hint filmi oldu. 

Gangubai Kathiawadi, Sanjay Leela Bhansali tarafından yönetilen ve Jayantilal Gada ve Bhansali tarafından üretilen 2022 Hintçe biyografik suç drama filmidir. 

Başrolde Alia Bhatt’ın oynadığı film, sosyal sınıflar arasında yükselen ve mafya donu haline gelen bir seks işçisi olan Ganga Harjivandas, diğer adıyla Gangubai Kathiawadi’nin hikayesini anlatıyor. 

Gangubai Kathiawadi gerçek bir hikayeye dayanıyor. Film, ünlü Hintli yazar ve gazeteci Hussain Zaidi’nin ‘Mafia Queens Of Mumbai’ kitabının, özellikle de filme adını veren kadın kahramanın hayatına dayanan ‘Kamathipura’nın Anası’ başlıklı bölümün gevşek bir uyarlamasıdır.

Kısaca tanıdıktan sonra filmin özetine gelebiliriz.

Şu şekilde başlıyor: 14 yaşında evlendirilmiş ve kocası tarafından genelevine satılmış kız, fuhuş yapmamak için direnmektedir. Sonra oranın maması kızı döver, zincirler ama nafile. En son çare olarak da Gangubai’yi çağırırlar. Gangubai gelir ve kıza kendi hikayesini anlatmaya başlar. 

Gangubai bir avukatın kızıdır ve evinde mutludur. Erkek arkadaşı da vardır. Gangubai’nin hayali film starı olmaktır. Erkek arkadaşı onu kandırır ve genelevine, teyzem seni şöhret yapacak yalanıyla getirir. Ve fuhuş hayatı başlamış olur. 

Sözde teyze olan Mama gerçekten kötü bir insandır. Gangubai’ye biri iki kat para verir ama yaptığı sevişmek değil, dövmek olur. Çok kötü şekilde yaralanır Gangubai. Döven adam da oranın ağası, mafyası diyebileceğimiz ve adaleti temsil eden  -buna şaşırmıştım ki İslam dini, camiye gidiş, namaz kılmak da vardı. Şaşırdım diyorum çünkü İslam dini ya da herhangi bir din ne olursa olsun kadınarın bu şekilde acımasızca çalışmasına izin vermez. Dini inanç bence davranışlara daha çok yönelmeli-   adamın çalışanlarından. Gangubai mafya adama gidip durumu anlatır. Ve onu döven adam ikinci kez geldiğinde onu yakalatır. Bu olaydan sonra da Teyze Mama ölür. 

Genelevinde çalışan kadınlar da Gangubai’nin mamaları olmasını ve onun çalışmamasını isterler. Ve de hep beyaz giyecektir.

Gangubai ismi de şu şekilde oluşmuştur: Adı aslında Ganga, genelevinde Gangu, Mama olunca da Gangubai olmuştur. 

Bundan sonra şu ana döner yani fuhuş yapmak istemeyen kızın olduğu sahne. Gangubai kızların özellikle de küçük kızların fuhuş yapmasına engel olmaya çalışmaktadır. Kızı satın alır ve ailesinin yanına yollatır.

Bundan sonra Gangubai şehir başkanlığı için yarışır. Yaptığı güzel, planlı, acıklı işler sayesinde başkan da olur. Bu sayede kendisinde umut bulan 4000 kadın da daha iyi bir hayata adım atabilecektir. Acıklı işler dedim. O da şu şekilde: Terzinin yeğeninden etkilenir Gangubai. Tabi karşılıklı. Fuhuş yapan bir kadının 15 yaşında kızı vardır evlenecek yaştadır -ne acı değil mi!!- Kızın fuhuşa düşmemesi için sevdiği adamla kızı evlendirir. İlk defa şöhretli bir düğün yapılır. İnsanların gönlüne girer. Seçimi kazanmasını sağlayacak yaptığı son hamle olmuştur.

Başkan olur ama sonra düşmanlar da artar. Genelevlerinin yanındaki okul tarafından şikayet edilirler. Gitmeleri için protesto yaparlar. Sonra Gangubai kızlarını da – yani fuhuş yapan kadınların okul çağındaki kızları- alır okula gider. Onları okula yazdırır. Kızlar okula gittiği ilk gün hocaları tarafından dövülür. Gangubai tanıştığı bir gazeteci sayesinde de sesini dünyaya duyurma imkanı bulur. 

Gangubai kelimeleri güzel kullanan bir kadın. 

Der ki: 

Hepinizin mesleği vardır. Doktor, mühendis, öğretmen. Bazıları gıda, alkol, giysi, ev aletleri satar. Nitelikli birisi ise zekasını satar. Biz de bedenlerimizi satıyoruz. Çok sıkı çalışıyoruz. Bunun nesi yanlış? Neden sadece bizim kurumumuza karşı çıkıyorlar? Neden sadece bizim mesleğimiz ahlaksız sayılıyor? Sizin mahallenizden bizimkine gelenler var ama bizim mahallenin itibarı kötü. Neden? 

Dünyadaki en eski meslek nedir biliyor musunuz? Fahişelik. Biz olmadan cennet bile eksik olur. Bize biraz saygı göstermeniz gerekiyor değil mi? Doğruyu söylemek gerekirse biz sizden daha haysiyetliyiz. Nasıl mı? Bir kere onurunuzu kaybederseniz sonsuza dek yok olur. Biz her gece onurumuzu kaybediyoruz ama yine de yok olmuyor. 

Kapımıza kim gelirse gelsin onları yargılamıyoruz. Prensibimiz bu. Dini, sosyal statüsünü sorgulamıyoruz. Biz insan ayrımı yapmadığımız halde neden bize ayrımcılık yapıyorsunuz, toplumdan dışlıyorsunuz? İnsanlar bize önem vermediği için değil biz insanlara önem verdiğimiz için politikacılar bizi oy olarak kullanıyor. Polis için para birimiyiz, erkek için kışlık palto. Ve kadınlar sizler için ne olduğumuzu biliyorsunuz. İçimizde ateş varken bile gül gibi çiçek açarız. Erkeklerin şehvetini tatmin etsek de kadınlık namusumuzu koruruz. 

Sadece hayal edin genelevi olmasaydı bu şehir suç yuvası haline gelecekti. Kadınlar tecavüze uğrayacak, aileler dağılacak, ilişkiler bitecek, Hint kültürü yerler bir olacaktı. Ve sorumluluk size ait olacaktı. Sadece sizin onurunuzu değil toplumun onurunu da koruyoruz. Bu yüzden fahişelikten gurur duyuyorum.

Konuşmamı alkışlıyorsunuz ama ne yazık ki bizi evsiz bırakmaya can atıyorsunuz. Bu da yetmezmiş gibi çocuklarımızı okuldan atıyorsunuz. Dürüstçe cevap verin. Çocuklarımızın eğitim hakkı yok mu? Bizim çocuklarımız da sizinkiler gibi Hindistan’ın geleceği değiller mi?

Sonuçta çok savaşması neticesinde fahişelik yasallaştı. Ve yaşamı boyunca bulunduğu yerde star olduğu. Hayali film starı olmaktan daha ötesi. Şimdi biz de onun hikayesini dinliyoruz.

Sahi ya insan olmak nedir?

Teşekkürler.

yazar

Yazar: film&kitap&kişiselgelişim

Başkaları için kendinizden vazgeçmeyin:)

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.