Galata’da

Galata’nın ara sokaklarından fırlarcasına koşuyordu kalbi, sanki o kuleye çıkamayacak da öylece orada kalacak gibi. Neden bu kadar heyecanlandığını kendi bile bilmiyordu, sanki bir yerlere yetişmeye çalışıyormuşta nereye olduğunu bilmiyormuş gibi. Onu heyecanlandıran Galata’nın ihtişamıydı. Şimdi ne yapacak oraya yalnız çıkmanın hiç bir anlamı yoktu. O henüz sevdasını bulamamışken Galata aşkıyla yanıp kül oluyordu kalbi, neden kendisine çektiriyordu bu acıyı, neden bir kuleye olan sevgisini ölçüp biçemiyordu? Bu soruları kafasında yankılanıp duruyordu, kendi aklına hakim olamıyordu, çıldırmak üzereydi. Kafasını iki elinin içine alıp düşüncelere daldı Galata’nın önünde….

Sanki biri onu düşünmeye zorluyor gibiydi, yoksa aklınımı yitiriyordu….

Yeniden kendine geldi, kafasını kuleye doğru çevirdi ve ağzından şu kelimeler döküldü;

”Sana yemin olsun ki şu kalbime sevdamı almadan senin yakınından dahi geçmeyeceğim.”

İki elinin arasındaki kafası çok netti, artık ne yaptığını biliyordu. Galata’ya olan aşkını biraz olsun hafifletmişti.

Net olan kafasını karıştırmamak için kulenin gölgesine dahi bakmadan ara sokaklarda salına salına yürüdü. Her gece yolunun düştüğü bu sokağa bir daha yolunun düşemeyeceği geldi aklına, bu endişe bulamayacağı sevdasından kaynaklanıyordu. Son kez dönüp bakmak istedi, ama karşıdan gelen bir kadın onun Galata’ya dönmesine engel oldu. Bir an kendi kendine düşündü, bu kadar umutsuzluğun içinde, beni arkama döndüremeyecek güzellik ve ihtişama sahip bu kadın….

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.