Sokak Hayvanları

Sokak hayvanlarına yardım etmek neden önemlidir?

-Sokak hayvanlarına yardım etmek, yaşam alanını daralttığımızın hayvanların beslenme, onlar için de uygun olan yaşam alanları açma gibi ihtiyaçlarını gidermeye yardımcı olmak demektir.

-Sokak hayvanlarına yardım etmek toplumda yaşayan her birey için insani ve vicdani bir görevdir.

-Sokak hayvanlarına yardım etmek insanların şefkat, merhamet ve vicdani duygularını canlı tutmasına yardımcı olur.

-Bizler farkedemesek de tüm hayvanların doğada belli görevleri ve ekolojik sisteme belli katkıları vardır. Sokak hayvanları için de bu durum geçerlidir.

Bu yüzden sokak hayvanlarına yardım etmek bir açıdan ekolojik sistemin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlar. Sonuç olarak sokak hayvanlarına yardım etmek, doğadaki düzenin bozulmamasına etki eder.

“senin büyük büyük deden ve onun arkadaşları, doğada rastgeldikleri birkaç tür hayvanı, “bu hayvanların günlük yaşamımızda bize çok faydası dokunur” diye düşünüp evcilleştiriyorlar. çiftliğimi korur, evimi korur, hayvanlarımı korur, sürümü güder, avlanmama yardımcı olur, haşerelerden korur, fare avlar, çocuğumu eğlendirir falan filan. bu hayvanlar dağlardan, ormanlardan, yeşilliklerden alınıyorlar ve taş toprak şehir hayatına adapte ediliyorlar. ha onlar için sorun yok, örneğin köpek, dünyada adaptasyon yeteneği en yüksek olan canlılardan biridir. her türlü ortama ve düzene, çok kısa sürede adapte olabilirler. fakat bu gerçek, sokağa adapte olmuş bir sokak köpeğinin sefil bir hayat sürdüğü gerçeğini de değiştirmiyor. her neyse, varan biri geçtik. bu hayvanlar aramızda, neden? çünkü deden. burada anlaştık.

varan iki, istatistiksel olarak, misal bağdat caddesi ve çevresinde yapılan gözlemlere göre, satın alınan her 4 köpekten 1 tanesi sokağa atılıyor. bunu genele yayarsan durum pek iç açıcı değil. gün geçmiyor ki sokaklarda cins cins köpekler görmeyeyim. köpek beslemek nedir, nasıl bir sorumluluk gerekir, nelerden feragat etmek icap eder, bunları bilmeden, öğrenilmeden, hala günümüzde “kız arkadaşına doğum günü hediyesi”, “oğluna karne hediyesi” falan diye köpek alan o kadar çok insan var ki. yazlıklarını yazın korusun diye köpek alıp, kışın dönerken köpeği sokağa salan, ertesi sene yine üç aylık başka bi bekçi köpeği alan insanlar falan var. yani sokaktaki bu hayvanların sayısı bir türlü azalamıyor çünkü sokağa atılma durumu var. barınaklar zaten ağzına kadar dolu, “bu hayvanlara neden yardım ediliyor ki, insan değil bunlar insan?!!!” diye ağlayan adamın hayatı boyunca bir tane bile barınağı gidip görmediği o kadar belli ki yani, bu kadar belli olabilir. üst üste yatan köpekler, kolu bacağı gözü kuyruğu kulağı olmayan köpekler. hastalıktan yemek yiyemeyen, göt kadar kafesteki hareketsizlik yüzünden eklemleri sikilen, bakımsızlıktan, ilgisizlikten perişan olmuş köpekler.

eğer bir barınağa bir gün yolun düşerse, ki düşmeyecek, görüceksin ki hepsinin gözlerinde ortak bir bakış var. ara ara gelen cinsten böyle. bi anlamamazlık bakışı. “biz niye burdayız, niye kafesteyiz?” bakışı. hadi bunlara çok kafa yoramıyorlar sadece genel bir mutsuzluk olarak üzerlerine yansıyor. ama önlerinden geçen her insana attıkları bir “niye senle gelmiyoruz” bakışı var ki. işte bence olayın koptuğu nokta burası. hadi birader, git açıkla bakıyım ona, anlat. neden orda olduğunu anlat. neden kafesini 100 tane köpekle paylaştığını anlat. ve oraya kadar gitmişken neden senle gelmediğini de anlat. anlatabilir misin?

anlatsana oğlum. yoksa anlatamıyor musun? o zaman o anlatsın derdini sen dinle. en azından o içini dökmüş olsun. öyle de mi olmuyor? bu hayvanlar “abi çok açım”, “abi 2 aydır kalçam çok fena ağrıyor yürüyemiyorum” falan diyemiyorlar mı? hacı, bu hayvan kalçası hayvan gibi ağrıyorsa yatıyor bir köşeye, kalkamıyor. açlıktan kemikleri sayılıyor, gözlerini umutla açıp yemek beklemekten başka bir şey yapamıyor. oğlum bu hayvanlar perişan halde lan. ölüyorlar ardı ardına. ne günahı var oğlum o hayvanın? doğar doğmaz pet şopa satılmışsa, hediye olarak alındıysa, ilk sıçtığında sokağa atıldıysa, trafik kazası geçirip arka ayakları felçi barınağa atıldıysa, ne günahı var oğlum o hayvanın? onun başına ne geliyorsa, sorumlusu biziz. bu kadar basit. bu kadar net.

bari izin verin de karınları doysun lan. vicdansızlar. allahsızlar. o hayvanlar bizi nasıl seviyorlar keşke bunu da bilebilseniz. keşke hepiniz hayatınızın bir döneminde hayvan sevgisini tadabilmiş olsaydınız.”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.