Farkındalık Günlüğüm

Bugün son iki haftada gördüklerimi ve kendime çıkardığım dersleri aileme aktarırken kafamda bir ışık yandı ve fark ettim ki aslında bulunduğum çevreme nazaran psikolojik olarak, mental olarak oldukça sağlıklı bir bireyim. Bunda ailenin ve büyüme ortamının o kadar büyük bir etkisi var ki, bunu her geçen gün daha iyi anlıyorum. Özellikle çocukluk yıllarından kalma travmaların ve uğranılan kötü muamelelerin bireyin tüm hayatını böylesine derinden etkilemesini hayretle karşılıyorum. Her karşılaştığım manzara ve vakalarda görüyorum ki insanların başına ne geliyorsa iletişim bozukluğundan geliyor, hatta daha da feci durumlarda direk iletişim yoksunluğundan geliyor. Yani lafın özü çibanın başı iletişim.

Çok şanslıyım ve bunun için rabbime minnettarım çünkü kendimi bildim bileli beni devamlı dinleyen, her sözüme kulak asan, doğruyu yanlışı, günahı sevabı, haramı helali öğreten bir ailede büyüdüm, serpildim, yetiştim. Çok acayip bir zamanda yaşıyoruz. Bu zaman öyle bir zaman ki her ne kadar etraf ruh sağlığı bozuk insanlarla kaynıyor olsa da bu insanlarla başa çıkma, geçinme veya bir nebze de olsa faydalı olmak içinde eşit şartlar ve imkanlar sağlıyor. Bunu bu yaşadığımız çağ yapıyor. Artık hastalıklar devasıyla eş zamanlı varlığını sürdürüyor. Yeter ki insan istesin. Gerçi düşündüğüm zaman istememe ihtimali de çok sığ geliyor, çünkü bu artık istekten öte bir zorunluluk haline geldi.

Gün geçtikçe daha çok insan kendini kaybediyor, kayboluyor ve bizim bu insanlarla karşılaşma olasılığımızda aynı oranda artıyor. Bunları görmek, farkında olmak veya yardımcı olmayı reddettiğimiz zaman -ki ben buna bencillik diyorum, çünkü herkes bu dünyaya eşit şartlar altında gelmiyor- bu insanlarla öyle ya da böyle karşılaşıyoruz, azımsanmayacak sayıda insanı görmezden gelmemiz, yok saymamız imkansız gibi bir şey. Şuan 23 yaşındayım daha yeni yeni aklım başıma geliyor, farkındalığım oluşuyor yani aslında daha yolun başındayım ama gördüğüm manzaralar hem beni ürkütüyor hem de beni perçinliyor. Bir şeyler yapayım istiyorum, öğreneyim, öğreteyim. Gün gelip de yuva kurduğum vakit ailemin bana öğrettiklerini ve benim tecrübe ettiklerimi birleştirip sağlıklı çocuklar yetiştireyim. Hep psikolojinin okullarda ortaokuldan itibaren uygun bir müfredatla öğretilmesinden yanayım. Çünkü bazen çocuklar ailelerinden öğrenemedikleri şeyleri okullardan öğreniyorlar. Bazılarının tek adresi okul oluyor. Bunun çok fazla göz ardı edildiği kanaatindeyim.

Sağlıklı bireyin yolu sağlıklı bir çocukluktan geçer. Ben elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıcam, en azından öğrendiklerimi çevreme aktarıcam. Küçük de olsa bir faydam dokunsun. Sisteme karşı tek başıma duramam, söz geçiremem ama çevreme yön verebilirim en azından etkileyebilirim.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.