Eğitimde Demokrasi ve Öğrenci Aktifliği

EĞİTİMDE DEMOKRASİ VE ÖĞRENCİ                                                        AKTİFLİĞİ 

  Eğitim ve eğitim yöntemleri, bir ülkenin kimliğini belirleme ve anlamada önemli bir rol oynar. Göreceli olarak daha başarılı ve aktif ülkelerde olduğu gibi demokrasi, etkinliği ve verimi oldukça arttıran, günümüz dünyasında gelişimde anahtar rol oynayan biçimdir. Bunun farkında ve bilinçli bireyler olarak, genç nesillerimize demokrasinin doğru bir biçimde aşılanması gerekir. Bunun dışında da öğrencilerimiz, sürekli içinde olduğu kurumun nasıl işleyeceğinde bir söz sahibi olmak, fikirlerinin önemsendiğini görmek, belirlediği kuralların içinde yaşayacağını bilmek istemektedir. Bu hem okul, hem sistem, hem de öğrenci için verimi arttıracak anayollardan biri olacaktır. Aynı şekilde eğitimin ana kaynaklarından olan öğretmenler de içinde bulunduğu kurumun yönetiminde bir söz sahibi olmalı, içerisinde bulunduğu sistemin kurallarını ve işleyişini belirlemede etkin bir biçimde rol almalıdır. Bu gerekliliklerin sağlanması ancak ve ancak demokrasi ile beraber elde edilebilir.

İşleyiş

  Eğitim sistemleri yönetimde üç farklı oluşum ile yönetilir. Bakanlık ve yükseköğretim merkezi ve üst yönetimler, yerel düzeydeki eğitim örgütlerinin oluşturduğu aracı üst sistemin temsilcisi örgütler ve okulların oluşturduğu temel sistemlerdir. Okullar üretimin gerçekleştirmesini sağlarken üst sistemler kararın alınmasını, aracı üst sistemler ise kararın okullara ulaştırılmasını sağlar.

  Çok temel bir düşünceyle, uygulama kısmının yer aldığı bölümün okullar olduğunu göz önünde bulundurarak, okulların rollerini ve önemini, dolayısıyla da eyleme dönüştürücü olarak rol olan okullarda ve sistemlerde, bu sistemin içerisinde onları yaşayan bireylerin rollerinin demokratik bir biçimde oluşturulması, eğitimin geleceği açısından örnek alınabilecek birçok kurumda olduğu gibi en efektif yöntem olarak görünmektedir. Eğitimde gelişmiş ülkeleri incelediğimizde de, alt sistemlerin eğitimde daha aktif olması, okullarda bulunan bireylerin karar mekanizması olarak rol almaları ilk olarak gözümüze çarpacak şeylerden olacaktır. Bunun üzerine merkeziyetçi bir eğitim anlayışından ziyade daha özerk bir anlayış, günümüz dünyasında eğitimde gelişimi sağlayacak ögedir.

  Şu çok açıktır ki, örgütsel eylemlerin temelinde olan kararla ilgili etkisi ya da gücü söz konusu olduğunda, birey, örgütsel eylem içindeki görevini çok daha etkin bir biçimde görevini severek taşıyacaktır. Genellikle karar verme mekanizması yönetimin teknik bir alanı gibi gözükse de, toplumsal yönü çok daha ağır basmaktadır. Örnek verecek olursak Levin (1991) araştırması göstermektedir ki, öğretmen yeterliliği, okula dayalı karar verme mekanizmasıyla artmaktadır. Fakat merkezden yönetilen sistemde öğretmenler, okullarda karara katılmada hem isteksizdir, hem de gerekli fırsat ve olanakları bulamamaktadır. Öğretmenin performansını arttırmak ise, direkt olarak eğitim öğretime yansıyacak derecede önemli bir unsurdur.

 

Çeşitli Yöntemler ve Uygulamaları

  Avusturalya‘yı ele alırsak, 1970 lerin başına kadar merkeziyetçi bir eğitim anlayışı benimsenmiş fakat daha sonrasında çeşitli bölgelerde başlayarak kademe kademe eğitim özerkleşmiştir.1975 yılında hükümet tarafından okullara veli, öğretmen ve okul komitesinin diğer üyelerinden oluşan bir “okul konseyi” oluşturulması sağlanmıştır. Bu yenilenme, devlet tarafından finanse edilmiş ve devletin genel eğitim politikaları ve önceliklerine uygun bir program çerçevesinde inşa edilmiştir. Devletin rolü okullarca izlenilmesi gereken stratejik planları ve öncelikleri belirlemekle sınırlandırılmıştır.

  İspanya‘yı ele alırsak, okul komiteleri okul müdürü seçme hakkını taşımaktadır. Bu kurullar, okul yönetim temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler, yerel bir yönetim temsilcisi ve öğretim işi dışında görev alan bir personelden oluşur. 1995 anayasası ile birlikte bu kurullar daha da güçlendirilmiş, okulun genel amaçlarını belirleme, içerik programı ve içerik seçme konusunda okullar özerkleştirilmiştir. Okul müdürü kurul tarafından öğretmenler arasından seçilir.

  Danimarka‘yı ele alırsak, okul yönetimi için 5 ila 7 kişi arasında değişen kurul seçilir. Öğretmenlerden iki öğrencilerden iki temsilci belirlenir, belediyeden bir kişi oy hakkı olmaksızın kurula gözetmen olarak dahil olur. Okul müdürü çeşitli aktivitelerin kararı için bu kuruldan onay almak zorundadır.

  İsveç‘i ele alırsak, her belediye okulların nasıl işleyeceğine kendi karar vermektedir ve devlet tarafından seçilen genel bir taslağa bağlı kalmakta özgürdür. İsveç Ulusal Yönetimi, okutulması zorunlu dersler için çok minimum bir zaman dilimi belirlemiştir. Böylece çok sayıda seçmeli ders şansı öğrenciye ve öğretmene verilir. Velilerin okul seçme hakkı vardır ve bu hakla beraber velilerin okula olan ilgileri ve yönetime katılma oranları artmaktadır.

 Türkiye‘yi incelediğimizde ise, merkeziyetçi bir yönetim anlayışı mevcuttur. Eğitim Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır ve bu bakanlıkta TBMM ve hükümete karşı sorumludur. Milli Eğitim Bakanlığı her bakımdan ögeyi elinde bulundurarak merkezci örgütlenme özelliği göstermektedir.

TARTIŞMA

  Elimizdeki sistemleri ve bunlardan fazlasını incelediğimizde görmemiz gereken birçok şey vardır. Değişen ve gelişen dünya sistemleriyle beraber eğitim sistemleri de onlara ayak uydurmaktadır. Gelecek nesillerin farklı, bir önceki nesil ile birebir aynı akademik hayata sahip olmaması için, nesillerin kendi dönemlerinde karşılaştıkları evrensel gelişmelere ayak uydurulmuş bir biçimde eğitim ve öğretimin içinde bulunması, onlara mutlak tanınacak bir hak olmalıdır. Kişiler, içinde bulundukları misyon yolunda ilerlerken, eğer o misyonun belirlenmesinde kendi paylarının olduğunu bilirlerse, o yolda çok daha emin adımlarla yürüyeceklerdir. Demokrasi siyasal hayatlarımızda fazlasıyla ismi geçen bir kavramdır. Özel kurumlarda demokrasinin uygulanması, kişi veya grupların sahipliğinden dolayı pek mümkün olamasa da, demokratik olduğunu söyleyen bir devletin, eğitim gibi önemli bir temel taşında mutlak demokrasi yer almalıdır.

  “Serbest” sözcüğü, hayatımızın her yerinde yer almaya başladığı gibi, toplumumuzun temelleri olan gençlerimizin eğitiminde de kendine yer edinmelidir. Öğrencilerimiz, en azından zorunlu kılındıkları eğitim süresince bu işi “zorunlu” olduğu için değil; ihtiyaç duyduğunun farkında olduğu için gerçekleştirmeli, tamamlamalıdır. Bunun için de mutlak bir “liberal” olarak tanımlanabilecek bir eğitim anlayışı, milli değerlere komple bağlılığı ile birlikte hiçbir şeyi zorlamayacak bir anlayış içerisinde bulunmalıdır.

Anahtar kelimeler; eğitim, eğitimhane, demokrasi nedir, demokrasi ve eğitim, demokrasi eğitimi, eğitim felsefesi, eğitim felsefesi akımları, felsefe, düşünce

 

okur

Yazar: Bi'Yorum

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.