Baskıcı Ebeveynlik

SINIRLAR İÇERİSİNDEN:

Gençlerin hayatını oldukça sınırlayan bir toplumda yaşıyoruz. Yaşıtlarımız dış Ülkelerde daha özgür bir yaşantı sürüyor. Biz kendi aramızda bunun üstünü “Çocuğumu koruyorum” yalanı ile kapatmaya çalışıyoruz. Maalesef işler öyle yürümüyor, bunun koruma ile alakası yok. Çocuğuna hapis hayatı yaşatıyorsun. 

Erkek çocuklar biraz daha rahat olsa da bu onlara karışıldığı gerçeğini değiştirmez. İnsanın kendi canından kanından olan evladını koruması tabi ki önemli ama korumak öyle eve kapatmak ile olmaz. Evladın o zaman saf yetişir, dışarıdaki insanların içlerini bilmez. Evet belki siz ebeveynler “Benim Evladım saf, temiz diye kendinizi avutuyorsunuz ama bu avutma sadece bir züğürt tesellisinden ibaret.

Evladını dışarıdaki insanlardan ayırıp bir cam kavanozun içerisinde büyütürsen eğer, evladın insanlarla tanışmaya başlayacağı esna da önce güzel bir afallar. Ardından ön görülemez ihanetlere uğrar (Çünkü o sınırlarının dışına ilk defa çıkıyor.) sonrasında kimi zaman mantıksız kararlar alır, kimi zaman da aklındaki güzel fikirleri arkadaşları ile paylaşır, fikirleri izinsiz kullanılır.

Örneğin en basitinden bir piknik düzenlemek ister, bunu arkadaşına iletir. Çekindiği için gruba yayamaz ve arkadaşı gidip yayar. Sonrasında ise piknik fikri tamamen arkadaşına ait olarak görülür. Bu da onun fikirlerine sahip çıkamaması demektir ki bunun olmasının en büyük sebebi de sizin onu kapattığınız duvarlardan nadiren çıkmasından başka bir şey değil.

ÇEKİNGEN BİR Z KUŞAĞI:

Konuşma konusunda zorluk çeken bir z kuşağı geliyor. Oldukça parlak fikirleri olan, gerçekten gerekli anlayış ve yol gösterimi yapılsa faydalı olabilecek çalışmaları olan bu gençler. Maalesef ki yine ailelerinin sınırları içerisinden hayata baktıkları için atılımcı olamıyorlar, fikirlerini ifade etmekte zorluk çekiyorlar.

İnsanların arasına karışamıyorlar ve bu da ergenlerin %70lik bir kısmının çekingen olarak ergenliğini geçirmesine sebebiyet veriyor. “Saat 4 de evde ol !” “Bu gün dışarı çıkamazsın !” , “Sen hiçbir işe yaramazsın !” gibi kırıcı ve emri vaki söylemler ile genç beyinlerin üzerinde baskı kuruluyor.

HERKESLEŞME DURUMU:

Her ebeveyn, çocuğunun özel olduğuna inanır inanmasına ama bunu ona yansıtmayı istemez. Çünkü ego artışı ve aşırı özgüven her zaman büyümekte olan bir çocuğun karakter gelişimi için bir dezavantajdır. Çok fazla yüz verildiği taktirde de bu dediğim dezavantajlı durumların gerçekleştiğini görürüz. Bu yüzden ebeveyniler ilgilerini saklarlar. Ama bu da çocuklarına kötü davranmalarına sebebiyet veriyor. Çünkü toplum olarak hem ilişkilerimiz de hem arkadaşlıklarımız da hem de ebeveyn olduğumuz zaman da karşımızdakine karşı yaklaşımımız “Yüz verirsen değişir.” Şeklinde olmasından ötürü bazen çok değer verdiğimiz insanlara kaşı sert olabiliyoruz.

TAVIRLARINIZ ZARAR VERİYOR:

Aslında ebeveynler çocuklarına oldukça değer veriyor. Tek sıkıntı bu değeri göstermekten biraz yoksunlar. Hep bir söylenme, aşağılama durumu mevcut. Belki iş yerindeki üstlerinden gelen azarlar bunu onlara yaptırıyor, belki komşu çocuğunun başarısı. Ama her ne yaptırıyorsa yaptırsın olan çocuğunun özgüveninin düşmesi oluyor. 

Aslında çocuklarınızı sevdiğinizi onlara arada bir yansıtsanız, istediklerini yapmalarına biraz olanak tanısanız, onları bir günlüğüne de olsa özgür bıraksanız. Göreceğiniz tek şey; yüzlerindeki mutluluk ve size olan minnettarlıkları olacak. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Rica ederim bende bu güzel eleştiriniz için çok teşekkür ederim size 🙂 evet Z kuşağının bir kısmı gümbür gümbür geliyor iken diğer bir kısmı maalesef ki eskide kalmış çocuk yetiştirme yöntemleri ile yetiştirildiği için bazı şeyleri anlama ve yaşama konusunda güçlük çekiyor. Yazımda da %30 u ayrı tutmamın sebebi düşünen ve çabalayan gençlerin de gelmekte olmasıdır. Unutmayalım ki hala kabuğundan çıkamayan bir genç toplum bizim ülkemizde mevcut.

  2. Yazınızın belli kısımlarına katılsam da belli kısımlarına katılamıyorum maalesef. Şu an ki devirde hiçbir çocuğun, ailesinin nasıl bir etkisi olursa olsun, aptal bir saflık içerinde olacağını düşünmüyorum. Katılmadığım diğer bir unsur da Z kuşağının çekingen olması. Rahatsız edici birkaç unsuru elersek, çoğu insanın tabiriyle Z kuşağının gümbür gümbür geldiğine katılıyorum. Sorguluyorlar, karşı çıkıyorlar, elindekilerle yetinmek yerine haklarına sahip çıkmaya çalışıyorlar…
    Baskıcı ailelerin ne kadar zor olduğunu biliyorum ve o konuda size hak veriyorum. Biz anne baba olamadığımız için belli şeyleri anlayamayacağımızı kabul ediyorum ama bizim de bir hayata sahip olduğumuzu anlamalarını rica edeceğim.
    Güzel bir yazı olmuş, tebrik ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.