DETAYLARDA BOĞULUYORUZ

   Merhaba, bugün sizlere uzun zamandır yakındığım ve şikayetçi olduğum konulardan bahsetmek istiyorum. Hepsi tamamen kişisel düşüncelerim, şimdiden söylemek isterim. 

   Yaşadığımız çağ öylesine kirli, öylesine kötü, öylesine karanlık ki ; bazı zamanlarda gözlerimiz kör oluyor adeta. Suçlar öyle büyük , öyle korkunç ki bunları görmeye duymaya cesaret edemiyoruz. Ya yokmuş gibi davranıyor ya da bir neden arıyoruz,  bir bahane… Kadınlar tecavüze uğruyor, yakılıyor, kesiliyor, öldürülüyor. Görmezlikten geliyoruz çoğu zaman ya da bir neden arıyoruz , kimse diyoruz kimse kimseyi nedensizce taciz etmez, öldürmez. Vardır altında bir şey, bizim bilmediğimiz bir şey vardır. Baksana zaten şu kadına, görüntüsünde hayır yok, yapmıştır bir şey kesin. Çoğumuz dillendirmese bile içinden geçirmiştir mutlaka bu tarz cümleleri. Bir insanın başka bir insanı kasten öldürmesinin asla kabul edilmediği ve cezasının cehennem olacağı söylenen bir dine inanan insanlar yine dinlerini öne sürerek katillere hak veriyor, destekliyor. Bu ne yaman bir çelişkidir böyle. 

   

  Geçen gün bir tanıdığım sigara içenlerin cehenneme gideceğini, günahlarının ancak yakılarak biteceğini söyledi. Yine başka bir kişi denize gidip mayo giyenlerin, zina yapanların öldürülmesinin caiz olduğunu söyledi. Başka bir tanıdığım ise eş cinsellerin taşlanarak öldürülmesinin caiz olduğunu anlattı. Onların bu cümleleri kurduğu günlerde ülkenin bir yerinde çocuklara tecavüz ediliyordu, başka bir yerinde bir kadın çocuklarının gözü önünde kocası tarafından otuz sekiz kez bıçaklanıyordu, bir başka yerde pazara gidip evine sebze alamayan vatandaş intihar ediyordu, bir başka yerde ise Suriyeli göçmen çocuklar savaştan kaçmak için indikleri denizde boğuluyor, cesetleri kıyıya vuruyordu.

 

  Bizler de boğulduk, detaylarda boğulduk… Etrafımızda, sağımızda, solumuzda, karşı apartmanımızda belki de kendi ailemizde bu suçlara, günahlara kulaklarımızı tıkayıp birinin eteğinin boyuyla, diğerin denizde giydiği mayoyla, ötekinin içtiği sigarayla, başındaki türbanla, uğraşırken asıl sorunlarımızı unuttuk, kör olduk, sağır olduk. Kendi canımız yanana dek bekledik, kendi kızımız, kendi çocuğumuz, kendimiz bu karanlığın kurbanı olana dek bekledik. Ama artık beklemeyelim, sıra bize gelmeden uyanalım, açalım gözümüzü,  ortak olmayalım bu suçlara. Yargılamayalım, kafire kafir denilemeyen bir dine inanan bu insanların birbirinin hükmünü verip asıp kesmesine müsaade etmeyelim. Dini, milli inançlarımızı kullanıp sömürmelerine izin vermeyelim. Bizi birbirimize düşüren, kardeşi kardeşe düşman eden bu karanlık sistemin oyuncağı olmayalım. Susmayalım, çünkü unutmayın sustukça sıra bize de gelecek.

   

  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum