Çinin Kürt Politikasının Arka Planı

Çin  Kukla  Kürdistanı  tanıyacak mı? Kuzey Irakta  ne Arıyor? Çin’in Erbil’de milyarlarca dolarlık yatırıma girişmesinin ardında Pekinin bölgede büyük oyuncu olma arzusu mu var?

2017 yılında IKBY’nin bağımsızlık referandumuna gideceğini açıklamasının ardından; söz konusu referandumu desteklemediklerini, “Irak’ın birliği ve toprak bütünlüğünden” yana olduklarını  vurgulasa da  Kürt ayrılıkçılığına  karşı  sempati duymaktadır.Çin’in ortaya koyduğu bu bakış açısı, hiç şüphesiz Tayvan ve  Uygur Özerk Bölgesi’ne (Doğu Türkistan’a)  Tayvan ,İç Moğolistan, Tibet yönelik politikaları ile de yakından ilgilidir. 

Çin sadece    Kuzey  Irak bölgesel  Kürt yönetimiyle değil   Türkiye’deki    Kürt siyasilerle temasa geçmiş 29   Haziran   2015’te HDP, DBP, DTK ve Özgür Kadın Kongresi’nden bir heyet, Çin Komünist Partisi’nin davetlisi olarak Çin’e gitmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı ve Çin Komünist Partisi olmak üzere üst düzey görüşmeler gerçekleştirmişti. HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür başkanlığındaki heyette HDP’nin bazı MYK ve PM üyeleri, Şırnak Belediye Başkanı Serhat Kadırhan, Siirt Belediye Eş Başkanı Belkise Beştaş Epözdemir, DTK ve KJA’dan temsilcilerde yer almıştı.10 günlük ziyaret kapsamında başkent Pekin, Chengdu ve Urumçi kentlerinde resmi görüşmeler gerçekleştirmişti.

Çin ile yarı özerk Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki ilişkiler Saddam Hüseyin’in 2003’te devrilmesinden sonra başladı. Bu nispeten kısa tarihe rağmen, Pekin bölgedeki ekonomik ve diplomatik varlığını önemli ölçüde güçlendirdi. Sadece son altı ayda Pekin, Erbil’deki yetkililerle çok sayıda milyar dolarlık anlaşma imzaladı.

Erbil’de 210 milyon dolarlık bir çimento fabrikası, 5 milyar dolara dev bir toplu konut projesi ve turistik cazibe merkezi inşaatı (…) dev bir Çin ticaret merkezinin inşası (…) bunlar arasında bulunuyor. Tüm bunların yanı sıra Çin’in Çin virüsü  pandemisi sürerken Erbil’deki hastaneler ve halka muazzam miktarda maske, dezenfektan ve gerekli donanımı yardımından bahsetmeye gerek bile yok.Ayrıca Çin, Kuzey Irak’taki diplomatik varlığını artırıyor. Pekin, 2014 yılında Erbil başkonsolosluğunu açarak IKBY’ye açık bir destek göstermiş ve bölgede sağlam bir diplomatik varlık oluşturmuştu. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhang Ming konsolosluğun açılış töreninde, “Bu açılış, Irak’taki siyasi sürece güçlü desteğimizi ifade ediyor. Irak ve IKBY ile çeşitli alanlarda ikili bağlarımızı daha da derinleştirmek ve güçlendirmek yönündeki güçlü arzumuzun bir işareti” demişti. (…)

Çin Halk cumhuriyetinin Kürtlerle ilgili siyaseti gizlilikle ve kurnazlıkla yürütülen bir siyasettir. Doğu Türkistan meselesinden dolayı Çin Kürt politikasında Türkiye’yi ürkütmemek için bu konuyu gizlilikle yürütmüştür.

Son zamanlarda Çinin Kürt politikası açıkça yürütülmeye başlandı. Çin, Irak’ın Kürt bölgesinde Erbil’de bir konsolosluk açtı,Çin Dışişleri bakan yardımcısı kukla Kürdistan’ın Başbakanıyla görüştü.Çin’in çeşitli dillerde yayın yaptığı Uluslararası Çin radyosu(eski adıyla Pekin radyosu) bugün Soranı Kürtçesi yayın yoktur…ama yakın zamanda  yayınlara başlayacak hatta Çin komünist partisinin yayın organı ‘’Halkın günlüğü’’ gazetesinde de..

Çin,Irak bölgesel Kürt  yönetimiyle Kültürel alışveriş kapsamında da Salahaddin Üniversitesinde resmi olarak Çince bölümünü açtı bu bölümde okuyan  Beijing Üniversitesinde  Soranı Kürtçesi dil kurslarına başladı

Aslında Çinin Kürtler üzerindeki çalışmaları Çin’de Bilimsel birçok dergiye de konu olmuştu. Bu dergilerden birinde PKK’nın başlangıç dönemiyle ilgili bir çalışma dikkat çekmektedir. Wang Zhijuan’ın “Kürt Milletinin Dramı Ne Zaman Bitecektir?” konulu yazısında yer alan kaynakçalarında yabancı dillerden tercüme edilen makalelere 1984 yılında yer verilmiştir. Yalnızca Minzu Yicong (Etniklerle İlgili Tercüme Eserler Dergisi) adlı dergide, “Kürtlerin Acı Durumu” (1984), “Türkiye’nin Kürt Sorunu” (1985), “Kürdistan: Coğrafyasız Tarih” (1990), “Türkiye’nin Kürt Sorunları, 1925-1984” (1991), “Kürtler” (1994) ve “Türkiye’deki Kürtlerin Sorunları” (1995) gibi makalelere yer verilmiştir.
Wang Zhijuan, yazısında aşağıdaki gibi ifadelere yer vermiştir:“Türkiye’deki hükümet ve siyasetçiler Kürtlerin ayrı bir millet olduğunu kabul etmezler, onlara göre Kürtler Türklerin bir kavmidir, azınlık değildir, saf Türk’tür. Bu ülkede yalnızca Türklerin millet olma hakları vardır, diğerleri bu haklara sahip değillerdir. Kürtler dağlı insanlar olarak tanımlanırlar, hiçbir hakları yoktur. Kürtlerin isyanları hep acımasız yöntemlerle bastırılmıştır. Türkiye’de Kürtçe yasaktır; Türkçe bilmeyenler avukat bulamazlar; Büfe açamazlar; Sosyal güvenlik gibi kamu yararından mahrumdurlar. Kürtler 1925 yılından bu yana baskıya karşı faaliyetlerini durdurmamışlardır. Dolayısıyla Türk ordusu tarafından sürekli bastırılmıştır. Türk ordusu Kürt bölgelerindeki operasyonlarında zaman zaman temizleme siyasetini yürüterek güvenliği sağlamaktadır. Bunun dışında Kürtleri zorla Türklerin oturduğu bölgelere sürmektedir; Ancak Kürtlerin nüfusu Türklerin nüfusunun %10’unu aşmamak şartıyla ve Türkleştirme politikasını uygulamaktadır. Bu tür askerî bastırma ile asimilasyon politikası devam etmektedir. Ancak, buradaki Kürt sorunun çözümleneceği görünmemektedir.” Çinlilerin gözünde Kürt sorunu, Batı Asya’daki Kürt halkının bağımsızlık mücadelesi ve etnik problemdir. Çin Komünist Partisi’nin sesi olan Renmin Ribao (Halkın Gazetesi)’da yer alan Kosova olayı hakkındaki bir yorumda da, ABD, Türkiye’nin Kürtlerin bağımsız hareketine karşı baskıcı politikasını uygulamasına göz yumarken, Kosova’da meydana gelen Arnavutların bağımsızlık harekelerine destek vererek Yugoslavya’yı parçalamaya çalışmaktadır” denilmektedir.

PKK adının Çince tercümesinde Türkiye’de özen gösterilen “bölücü” ve “terörist” terimleri hiç kullanılmamaktadır. Kasım 1998’de PKK elebaşısı Öcalan’ın Suriye’den kaçtıktan sonra Çin basınınca da yakından takip edilmiştir. Çin basınında yer alan Öcalan ile ilgili haberlerde genellikle “Türkiye hükümeti karşıtı Kürt İşçi Partisi Lideri Öcalan”, “Hükümet karşıtı Türkiye Kürt İşçi Partisi lideri Öcalan”, “Türkiye hükümeti karşıtı Kürt İşçi Partisi Lideri Öcalan” ve “Türkiye Kürt İşçi Partisi Lideri Öcalan” şeklinde yer almaktadır.

Bazı Çinli uzmanlar, PKK sorununu Kosava meselesi ile paralel olarak görmektedir: “ABD ve NATO Miloseviç’in Kosova’daki Arnavutlar’a yaptığı soykırımdan dolayı askerî müdahalede bulunmuştur. Aynı şekilde, Türkiye’de de Kürtlere karşı soykırım uygulanmaktadır. Ancak ABD ile NATO buna müdahale etmemektedir. Bunun sebebi ise, Türkiye NATO üyesi ve ABD’nin müttefikidir. Bu nedenle Miloseviç de NATO’ya üye olsun ve hava bombardımandan kurtulsun” gibi fikirler ileri sürmektedir. ABD’de bulunan Çinli stratejist Du Ren, “Doğu Türkistan’daki Kargaşalar ve Pantürkizm” konulu yazısında: “Batılılar Irak’taki Kürtlerin bağımsızlık hareketlerini desteklemektedirler, ancak, bu bağımsızlık hareketleri Türkiye toprağında olunca ağır bir şekilde bastırılmaktadır. Hatta, Türk ordusu sınır ötesi operasyon yaparak Kürt örgütlerini temizleme faaliyeti yürütmüşlerdir. ABD buna da göz yummaktadır. Du Ren’ın “Kürtler, Türkiye ve Çin’in Stratejik Çıkarları” konulu yazısında Pekin hükümetinin Kürt meselesinde yeterince dış politika uygulayamadığını dile getirerek, “insanlar düşünürler, tek başına sığınak bulmaya çalışan Öcalan’ı koruyan Yunanistan Pekin hükümetinden destek istemiş miydi? Pekin nasıl cevap vermişti? Türkiye, gizlice Doğu Türkistan bölücülerini korumaya devam ederken, Çin, Öcalan olayına karışsa idi, sadece Türkiye’ye karşılık vermekle kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’ye karşı kullanabilecek bir siyasî koz olacaktı şeklinde yorum yapmıştır” diye kaydetmektedir. Kanada’daki entelektüellerin yayınladığı Feng Huayuan adlı web sitesinde (on günde bir sayı çıkar) yer alan, “Uluslararası Jeopolitik ve İnsan Hakları: Türkiye ve Avrupa ile ABD” konulu yazıda, “Türkiye’yi diktatör askerler yönetmektedir, sayısız siyasî mahkûmlar vardır. Nüfusun %10’unu oluşturan azınlık Kürtler aşağılanmakta ve baskı altında tutulmaktadır. Bunun dışında Türkler Kıbrıs’taki Rumları ağır baskı altında tutmaktadır. Türkiye’deki siyasî mahkûmların sayısı Çin’den çok daha fazladır, ancak Türkiye’nin insan haklarını çiğnemesi suçları hiçbir zaman ABD’nin uluslararası insan hakları raporunda yer almamıştır denilmektedir.

Bugün Türkiye’de ABD emperyalizmine karşı bir güç olarak görülen Çin halk cumhuriyeti ABD desteğiyle Kuzey Irakta kurulan Kukla Kürdistan’ın Başkenti Erbil’de Konsolosluk açıp, Çin halk cumhuriyetinden Kukla Kürdistan’a heyetler gelip, Petrol anlaşmaları imzalıyor, Evet emperyalizmin sağı ,solu olmaz İki emperyalist güç,ABD ve Çin kukla Kürdistan’ın en büyük destekçileri oldular.
Türkiye’de Çin’le,Rusya’ya Avrasya birliği projesini savunan Sözde Ulusalcı çevreler,şunu unutmasın,devletlerin dostluğu değil çıkarları vardır.. Çin hep kendi ulusal çıkarlarını savundu,Sizse Kendi ülkeniz yerine Çinin ulusal çıkarlarını emperyalist emellerini savundunuz.
Sözde ulusalcıların bir kısmı Çinin Afrika ülkelerine ekonomik yardımlar yaptığını söylüyorlar..Çinin yardımları Ürettiği Çin mallarına Pazar bulmak içindir unutmayın..!
Çin,dün olduğu gibi bugünde Türkiye düşman politikaların odağı olmuş bir ülkedir. Kuzey Irak’ın Kürt bölgesinde büyükelçilik açması Pan- Kürt milliyetçiliğini destekleyerek Türkiye’yi zayıf düşürüp Doğu Türkistan meselesine desteğini azaltmak içindir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.