Çalışmak

İnsanoğlu var oluşundan bu yana çalıştı ve elbette çalışmaya devam edecek. Çalışmak derken sadece geçimini sağlayacak ‘iş’i kast etmiyorum, küçük bir çocuğun etrafını anlayıp öğrenmeye çalışmasından bir sanatçının yapıtı üzerine çalışmasına kadar çok geniş bir yelpazeden bahsediyorum.

Peki insanlar doğuştan çalışmaya eğilimli midir, değil midir? Bakalım akademisyenler bu konuda ne demiş. 

Douglas McGregor X ve Y Kuramı adını verdiği çalışmasında yöneticilerin gözünden iki ayrı çalışan tipini değerlendirmiş.

X kuramına göre; insanlar doğuştan çalışmama eğilimindedir, başka bir deyişle insan doğası gereği tembeldir. Bu nedenle yöneticiler çalışanlarını ‘sıkı kontrol’ altında tutmalı, ayrıntılı iş tanımlarıyla esnekliği azaltmalı, yetki devrinden kaçınmalı ve gerektiğinde ceza ve yaptırımlara sık başvurmalı.

Y kuramı da bize bunun tam tersini söyler. İnsanların doğuştan çalışmaya eğilimli olduğunu, doğru şartlar ve ortam sağlandığında kontrole dahi gerek olmadan çalışanların üzerine düşeni yapacağını belirtir. Yöneticilere, çalışanlara esnek çalışma saatleri, kararlara katılım ve yeteneklerini kullanabilecekleri iş ortamı sağlama gibi roller verir.

Objektif bir bakış açısıyla baktığımızda her iki kuramın da çok keskin hatları olduğunu görürüz. Çalışanların siyah ve beyaz diye ayrıldığı ve hiç gri alan bırakılmayan bu kuram sanırım kimsenin hemfikir olabileceği bir çalışma değildir.

İşte bu noktada Akademisyen Reddin, Z kuramını öne sürmüştür. Bu kurama göre, insan ne melek ne de şeytandır. İnsan düşünme, karar verme ve azmetme yeteneklerine sahip bir yaratıktır. Doğuştan ne iyidir, ne de kötüdür; koşullara göre her ikisine de yatkın olabilir.

İnsan ne yaşamsal ihtiyaçlarla ne de üst düzey insancıl ihtiyaçlarla güdülenir; insanı güdüleyen, içinde bulunduğu durumdur.

Benim de büyük ölçüde katıldığım bu kuramın özü ‘motivasyon’la ilgilidir.  İş yapmaya ne kadar motiveyiz? Asıl sormamız gereken soru budur.

Kişisel düşüncem, işe ne kadar katkı yapıyorsak, kendimizi çalıştığımız kurum için ne kadar faydalı görüyorsak, ne kadar somut sonuçlar üretiyor ve takdir ediliyorsak, iç motivasyonumuz da o kadar artar. Her zaman işimizi seçme şansımız yok fakat mevcut  işimizi sevme potansiyelimiz var.

Konfüçyüs’ün de dediği gibi; 

“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.