Dijital Dönüşüm

Hiç aracınız olmadan dünyanın en büyük araç filosuna sahip olabilir misiniz?

Ya da hiç konutunuz olmadan dünyanın en büyük konaklama hizmetini verebilir misiniz?

Uber ve Airbnb derseniz yanılmış olmazsınız. 

Aslına bakarsanız ilginç bir çağda yaşıyoruz, büyük bir dönüşümün ilk adımlarına şahit olduk ve olmaya devam ediyoruz.

Geleneksel iş modelleri hızla değişiyor, internet tüm dünyada sınırları kaldırırken konvansiyonel iş gücüne ve iş yapış şekline olan ihtiyacı da önemli ölçüde azaltıyor ve değiştiriyor.

Yüzlerce işçi çalıştıran birçok fabrikanın değeri birkaç milyon dolarken geçtiğimiz aylarda sadece 100 kişinin çalıştığı Peak Game adlı yerli oyun şirketinin Amerikan Zynga şirketine 1,8 milyar dolara satıldığını duymuş olmalısınız.

Dijital dönüşümün kaçınılmaz gücü kendini ciddi anlamda hissettiriyor. 

2007 yılında Yahoo’dan ayrılıp kendi iş fikirlerini Facebook’a daha sonra Twitter’a satmaya çalışıp iki şirketten de reddedilen iki arkadaş, kendi şirketlerini kurup “sıfır dolar” pazarlama bütçesiyle başlattıkları işlerini 2014 yılında reddedildikleri Facebook’a tam 17 milyar dolara sattılar. Bu rakam NASA’nın bütçesinden bile fazla. Üstelik çalışan sayısı da sadece 55 idi. Elbette Whatsapp’tan bahsediyorum. 

Bugün, imkansız gibi görünen birçok şey yarın rutinlerimiz olacak.  

Önemli olan iş modelimizi buna ne kadar hazır hale getireceğimizdir. Görece hala pahalı yatırımlar olarak görülen dijital dönüşümün getirilerinin, doğru stratejilerle, yapılan yatırımları katlayacağı açıktır.

Yaratıcı yazılımlar/ yazılımcılar ve bunları destekleyen donanımlar en değerli sermayeler olmaya doğru giderken bu alanda rekabet de elbette kaçınılmaz olacaktır.

Yönetim ve Organizasyon Yüksek Lisansımı yaparken kıymetli hocam Prof. Dr. Mehmet Baş’ın “bir işi ya ilk ya da en iyi yapan olacaksın” sözleri rekabette nasıl pozisyon alınması gerektiğini çok güzel özetlemişti.

İlk değilseniz dahi farklılaşmak çok önemli.

Bir diğer önemli şey ise şüphesiz çağımızın en önemli unsurlarından olan “hız”.

İnsanoğlunun serüveninde zamanın kıymeti de hızla arttı. 

İnsanların isteklerini, tam olarak istedikleri şekilde ve zamanda yerine getirecek kurumlar yükselişlerini sürdürecekler.

 Bu nedenle firmaların da vizyonlarını bu doğrultuda revize etmelerinin  elzem olduğu kanısındayım. 

Dijital dönüşüme karşı duruş sergileyen ‘romantikler’e rağmen iş yapış dinamikleri ve göstergeleri hızla değişmeye devam edecek. 

Cep telefonları zaman içinde sizi çok iyi tanıyan akıllı asistanlara dönüşecekler bu nedenle binlerce aplikasyon telefonlara yüklenebilmek adına kıyasıya rekabet halindeler ve olmaya devam edecekler.

Ülkemizde konuyla ilgili henüz yeterli toplumsal bir bilinç maalesef yok. Bireysel olarak çok iyi işler çıkmasına rağmen dijital dönüşümü kültürümüze adapte etmeye başta yetkililer olmak üzere kimse yanaşmıyor. 

-Oysa bu işte her dakika bile büyük kayıp.-

Yazılım, en geç orta okuldan itibaren zorunlu ders statüsüne alınmalı, hatta ders sayısı yüksek olmalı. Okullar ilgili donanımları hazır hale getirmeli. Devlet, millet bu doğrultuda vizyon geliştirmeli. Yeni nesil de tabiri caizse bu işin içine doğmalı. 

Dijital dönüşümü elbette eleştirebiliriz, fakat bir yandan dünyaya entegre olma çabası bir yandan da dünyayla olan bağlantıyı baltalama girişimi bir arada yürümez. 

Çağa uygun, bilimin rehberliğinde güzel bir gelecek dileği ile. 

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.