Bilmek yaşla mı ilgilidir?

Bugünkü yazımda sizlere belki birilerinin başına gelmiştir, daha doğrusu fark etmiştir düşüncesiyle değinmek istediğim bir konuyu paylaşacağım.

Toplumumuzda bilindiği üzere büyüklere saygı ve küçüklere sevgi vardır. En azından kendine saygısı olan insanların bu cümleye hayatında yer verdiğini düşünerek söylüyorum. 

Büyükler her zaman küçüklerden önce bu hayatı görme şansında bulunduğu ve edindiği tecrübelere binaen küçüklerden daha bilgili ya da görmüş olarak düşünülüyor. Ben, bu yazımda buna bir nevi karşı çıkmak istiyorum. Nedenine gelmeden önce siz büyükler, ön yargılı bakmadan sevginizi ve saygınızı eksik etmeden okursanız sevinirim. 

Bizim toplumumuzda elbet istisnalar kaideyi bozmayacaktır ki küçükler çok fazla söz hakkı tanınmadan büyüyor. Bir iş istediğinizde “Sen kocaman çocuk oldun.” derken; kendi başına sizin hoşunuza gitmeyen bir davranışta veya sözde bulunduğunda “Yaşın kaş başın kaç…” gibi tabirlerde bulunabiliyoruz. Bu durum tek bu örneklerle de sınırlı değil elbet. Çocuklar herhangi bir aile içi sorunda “Sen karışma.” ya da “Sen ne bileceksin.” diyerek aileden ötekileştirilebiliyorlar.

Küçükken, yani hayatı yeni keşfederken ne kadar saçma fikirlere sahip olursa olsunlar dinlenmemek veya fikrinin ciddiye alınmaması gibi mevzular altında çok fazla kalıyorlar. Sürekli birilerinin akıl vermelerine, düştüğünde kendi kalkamayacakmış gibi hissettirilmesine maruz bırakıldıklarında, yani kısacası onlara bir birey gibi davranılmadığında, kendilerinde yeterli özgüveni bulamıyorlar ve bence bu büyük bir sorun. İleriki yaşamlarında toplum içinde kendini yetiştirilmesine izin verilmemiş bireyler yetişiyor. Bu bazı ailelerde bilinçli bir disipline etme yöntemi olarak uygulanırken bazıları bilinçsizce bir egonun yansıması olarak çocuğa yansıyor. 

Biraz büyümüş çocuklara, ergenlere gelecek olursak, burada da oldukça sık yapılan kavgalara şahit oluyoruz. Burada aile genelde çocuğu alttan aldığını düşünse de çoğu zaman yine büyüklüğün verdiği egoya yenik düşüyor. Tecrübesiyle kendini yüceltiyor ve yine kendini arayan bir ergeni aşağılıyor.  

Kimse unutmamalı ki ister elli yaşında ister on yaşında olsun herkes herkesten kendine bir şeyler katabilir ve öğrenebilir. Kimse sizinle aynı görüşte olmak zorunda değil ve yaşınız gereği her şeyi daha çok görmüş olmanız sizin bir şeyleri doğru yorumladığınız anlamına gelmez. 

Herkes, herkesi ön yargısız ve dinlenmeden önce dinlemenin önemini bilerek yaşamalı. Sonra ergenliktir diye küçümsediğiniz o kavgalar veya önemsemeden küçükken veya büyükken ettiğiniz laflar onun hayatını büyük bir etkiyle değiştirebilir. Unutmayın herkes birçok şeyi tecrübe eder ve tecrübe ettiğiniz her şeyi siz veya bir başkası çok farklı şekillerde yorumlayabilir. Bir ergen de belki sizden daha düzgün ve sizin göremediğiniz bir açıdan yaşadığı şeyleri yorumlayabilir. 

Önce egomuzu bir kenara bırakıp gerçekten dediklerinize odaklanmanızı istiyorum. Olgunluğun yaşı olduğuna inanmayanlardanım. Bazı çocuklar, bazı konularda çok daha olgun davranışlarda bulunabiliyor. Bunları unutmadan bilgiyi herkesten alabileceğimizi bilerek yaşayalım. Her zaman kimse haklı değildir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.