Belçikalı Girişimci Yassine Kharchaf ve Başarı Öyküsü

 

Bu yazı Yassine Kharchaf tarafından kooplog.com okuyucularına özel, İngilizce olarak hazırlanmıştır. Yazı, kooplog.com editörleri tarafından Türkçeleştirilmiştir.


Neden ve nasıl bir girişimci olmaya karar verdim?

Size önce biraz geçmişimden bahsedeyim… ya da bir “zaman” desek daha doğru olur. Hepimizin başından geçmiş olduğu o zaman.

Liseyi bitirdikten sonra tıpkı herkes gibi ben de o soruyu sordum kendime; Peki ya şimdi? 12 yıl boyunca nerede kullanacağımı ve neyi sevdiğimi bile bilmeden derslerime hunharca çalışmıştım. Tek bildiğim liseden hemen sonra ileride neye çalışmak istediğime şimdi karar vermem ve geleceğimi belirlemem gerektiğiydi. Ben hayat ve iş dünyası hakkında ne biliyordum ki? Bir lise öğrencesinin bu kararı şimdiden vermesi gerekliliği ne korkunç değil mi?

Sonra, sonunda üniversiteme gittim. Ne seçmiştim peki? Tabi ki bana layık görülmüş olan, aile ve çevre önerilerinin sonunda bana iyi geleceğine karar verilmiş olan bölümü. Kendime sorardım, bana neyin iyi geleceğini, daha ben kendimi tanımıyorken etrafımdaki insanlar nasıl karar vermişti?

2 yıl boyunca üniversiteme gittim ve 2 yıl boyunca da hep başarısız bir öğrenciydim. Herkes bırakmamalısın diyordu. O diplomayı al ki ileride iyi bir maaşın ve işin olsun diyorlardı. 3 yıl daha pazarlama bölümünde kendimi süründürmeye karar verdim. Hala ne istediğimi bilmiyordum ama okuduğum yıllar sağ olsun; en azından ne istemediğimi öğrenmiştim. Sonunda üniversite bitti ve diplomayı aldım! Oleeyyy! Artık bir diplomam ve iyi maaşla bir işim olacaktı değil mi? Hayır hiç de öyle olmadı. Hani, bana diplomam olursa iyi bir işim olacak, demiştiniz? Hayır, gerçek hayat hiç de öyle değildi. Bunu çok geç fark ettim. Hayat çok acımasızdı. CV’mi ve motivasyon mektuplarımı çılgınlarca yolluyordum. Hiçbir geri dönüş yok. Görüşmeye bile çağıran yoktu. Size ihtiyacımız olursa geri dönüş yapacağız gibi otomatik yanıtlanmış e-postalar alıyordum yalnızca. Evet, hayat acımasızdı ve bunu bir kez daha anladım.

Artık gerçekten çok moralsiz ve depresiftim. Bu zaman dilimi içerisinde kendime yeni uğraşılar buluyordum. Sihirbazlık, gitar, spor, tasarım, kişisel gelişim gibi birçok konuya merak salmıştım. Bu zamanıma çok müteşekkirim çünkü bu uğraşılar kendimi daha iyi tanımamı sağlıyordu. Neyi sevip sevmediğimi, neye ilgimin olup olmadığı gibi…

Tasarıma ve Web geliştirme hakkında daha çok öğrenmeye başlamıştım. Bu konular epey ilgimi çekmişti. Arkadaşlarıma, arkadaşlarımın arkadaşlarına tasarım ve web sayfaları yapıyordum. Böylece bir yandan kendi portfolyomu oluşturuyordum. Bu çalışmalarım sonunda bir işe girmemi sağladı. İki buçuk yıl boyunca bir web ajansında, web entegratörü olarak çalıştım, çalışırken de kendimi çok geliştirdim. Hatta işe başladıktan sonra işsiz olduğum zamana kıyasla daha çok zamanım vardı. Ama sorun, her ne kadar verimliğimi ikiye katlayıp işleri erken bitirsem de kimse maaşımı ikiye katlamıyordu. Maaşımda zam talep ettim, çünkü firmaya değer kattığımın ve çalışma performansımdan da çok mutlu olduklarını görüyordum. O zaman birisi bana işsizlik oranının ne kadar yüksek olduğunu ve karın tokluğuna bu işte çalışmak isteyen ne kadar çok kişi olduğunu bana hatırlatılıp bu isteğim susturuldu. Ben de işi bırakmaya karar verdim ve işsiz zamanlarıma geri döndüm.

Yeniden aynı döngünün içinde kendimi bulmuştum. Bu arada param olmadığı için bahçıvanlık, tesisat işleri vb. yapıyordum ki eve biraz yemek götürebileyim. Bunlar sadece geçici işlerdi ama en azından başvurulardan cevap gelene kadar beni meşgul tutuyordu.

Sonunda 6 aylık bir süre için Web Tasarımcısı olarak işe alındım ve yeniden sevdiğim bir işi yapabilecektim. Bu işe de bir arkadaşım sayesinde girdim. Evet, network çok önemli arkadaşlar. Acı ama gerçek; bir yerlerde tanıdıklarınızın olması işe girmenizi kolaylaştırıyor. Web Tasarımı yapmayı gerçekten çok seviyordum ama benim sevdiğim şekilde bu işi yapmama izin vermiyorlardı. Kullandıkları metod işe hiç de verimlilik katmıyordu. 1 günde bitirebileceğim işi 1 haftaya yaymak zorundaydım ki kimsenin değiştirmeye cesaret bile edemediği o iş sürecine hâkim olabileyim. Bu sayede, mutlu olabilmek için sadece sevdiğin işi yapmanın yeterli olmadığını; aynı zamanda işi senin nasıl yapmak istediğinin ne kadar önemli olduğunu anladım.

6 ay sonunda yine işsizdim ve insanların bana şans tanıyıp bir yerde onların usullerini kendimi adapte edip çalışmaktan çok sıkılmıştım. Uygulanan prosedür çok eski ve verimsiz olsa da kimsenin değiştirmeye cesareti ya da isteği olmayan insanlarla çalışmak beni çok yordu. Sonunda ne istediğime karar vermiştim. Eğer beni bir çalışan olarak istemiyorlarsa artık biri rakipleri olacaktı. Evet, onlara rakip olmaya karar verdim; bir girişimci…

6 ay boyunca girişimcilik hakkında kendimi geliştirmeye karar verdim. Aynı zamanda kendimi daha iyi bir Web Uzmanı yapabilmeliydim. Her gün hiç usanmadan sabah 8 akşam 10, odamda çalışıyordum. Hayatım boyunca hiç bu kadar çalışmamıştım. Ama biliyordum ki en azından kendim için çalışıyorum, kendimin nasıl olmasını istiyorsam…

Çok zor bir süreçti. Kendime müşteriler buluyordum, teklif sunuyordum, bazen geri dönüş almıyordum hatta bazen ödeneğimi bile alamıyordum. Ama devam ettim, pes etmedim. Bunlar bana çok deneyim kazandırıyordu ve aynı zamanda birbirinden farklı görevler olduğu için kendimi çok geliştiriyordum. Bir süre sonra daha verimli olmaya, potansiyel müşteriyi anlamaya, hangisi bana ödeme yapar ya da hangisi sadece zamanımı çalar gibi şeyleri önceden kestirmeye başlamıştım. Hepsinden önemlisi işimi çok severek ve gönülden yapıyordum bu da yaptığım işe yansıyordu. Beraber çalıştığım müşteriler beni başka müşterilere tavsiye ediyordu.

Hala çok çalışıyorum hatta haftasonları bile. Ama ne var biliyor musunuz? Çalışıyormuş gibi hissetmiyorum. Yaptığın şeyi sevmekten dolayı para almak gibi bir şey bu.

Geriye bakıyorum da üniversite bittiğinde ne kadar çaresizdim. Hayatta var olmanın tek bir yolu olduğunu ve gerçek hayata hazır olmadığımı biliyordum.

Bugün eğitim sistemimizde çok büyük bir problem olduğunu görüyorum. Başkalarının adına çalışmaları için insanlar yetiştiriyoruz, sen ne seviyorsun ya da ne istiyorsun sorusunu sormadan bile. Gerçek hayatlarında çok da işlerine yaramayacak yığınla teorileri sunuyoruz okullarımızda ve bunun tek yol olduğunu aksi takdirde iş bulamayacağımızı söylüyoruz. Derslerine çok çalış, iyi notlar al ki diploman ve işin olsun diyeceğimize, arkadaşım kendini her yönden çok geliştir; böylece sevdiğin şeyde iyi ve mutlu olursun, demiyoruz.

Bugün okul sisteminin sırf onlara uymadığı için okulu bırakan insanlara öğretmenlik yaparak dünyayı değiştirme şansımın var olduğuna inanıyorum. Onlara kendi eğitim sistemlerine ayak uydurmalarını değil; eğitim sisteminin onlara uydurulması gerektiğini öğretiyorum. Onlara kendilerini daha iyi tanımalarını ve yaptıkları işle mutlu olmalarını öğretiyorum.

Buna inanmakta zorluk çekiyorsunuz değil mi?

Gelin o zaman benim eski öğrencilerimle buluşun. Şimdi her biri girişimci olan eski öğrencilerim. Size söylediklerimin aynısını söyleyeceklerdir. Okullarının keşke onları gerçek hayata hazırlayabileceğini ama aynı zamanda bunun problem olmadığını, hiçbir şey için geç olmadığını, hala istediğin işi yapman için bir şansın olduğunu da söyleyeceklerdir.

Hiçbir şey için geç değil arkadaşım. Bugün hala kendini tanıman için bir şansın var. Kendine yatırım yapmak ve en önemlisi yaptığın işi sevdiğin için para almak hala mümkün. Başlangıç her zaman çok korkutucudur, çok belirsizdir, önüne birçok engeller çıkacaktır ama devam ettikçe artık o eski yaşamına dönemeyeceğini anlarsın. Bu maceraya atıl ve seni bekleyen geleceğine ”merhaba” de. Girişimci SEN, kendinin daha mutlu versiyonu…


Sizin için çok faydalı olacağını düşündüğümüz tüm Akademi içerikleri için buraya tıklayın.


Yassine Kharchaf
MolenGeek Coding School Direktörü ve Girişimci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir