Bilge, Bilgi, Ruh

Bir türlü beceremedim yüzyıl yakalamayı… Ait olmadığım bir asra tutuklu kaldım. Mutluluk likörünün “düşünmek” olduğunu anımsadığım vakit fani bedenim, salt bilgi yolunun müptelası oldu bir anda… Fakat burası “Jerusalem” değil! Ben de öldükten sonra havarilerine görünen “Jesus” değilim! Beni, asrın acımasız ve bir o kadar da egoist zaman diliminde anlamak zorundasınız! Keza asi ruhum ait olmadığı asra ait(“miş”) gibi hissedebilsin… 

Düşünmek… Ruhumun, hiçliğin içindeki arayışı! Ait olmadığı zaman diliminde bilginin, bilgelik yolunun kutsal şarabı… Düşünmek,  mutluluğa açılan kapının; kurnaz ve bir o kadar da hain anahtarı.

Düşüncelerim ister istemez nihilizme götürdü. Yaşamımın anlamını ararken bir anda orda buldum kendimi. Hiçliğe ulaşmak, her şeye varmakmış anladım… Keza arayışımın içinde “Jesus” gibi hissettim. Hatta tarihin en mel’un çevresi zelil ve sefil bir günahkâr olan Yahuda’ya nazire olacak insanlar tanıdım. Lâkin ruhum hiçliğin içinde ölümsüz olup “Jesus” gibi bize verilen bedenin kısmi fâni olduğunu, ve ebedî kalacak olan şeyin “senin arayışın” , farkındalığın olduğunu öğrendim. Ve sonunda anladım, arayışımın içindeki “beni” ölümsüz kıldığını.

Bütün bu arayışımın beni delirttiğini ve bu deliliğin “mutluluk” olduğunu anladım. Mutluluk en büyük delilik, düşünmek ise bu deliliğin yoludur! 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.