Bencillikten, Anlamaya Fırsat Bırakmadık

İnsan; yaratılan varlıklar arasında bir farkı olan, farkını kullanabildiğinde ise farklı olandır. Diğer varlıklarda olmayan düşünme yeteneğine sahiptir insan. Kendini düşünür, etrafını düşünür, dünyayı düşünür, diğer insanları, varlıkları düşünür. Düşünecek çok şey vardır düşünmek istedikten sonra ama en önemlisi insan; doğumundan ölümüne kadar kendini düşünür, kendini tanımaya çalışır, çünkü; gelişim ömür boyu sürer ve kendimizle tanışmanın sınırı yoktur.

Bugünkü düşüncelerimizle ilerideki düşüncelerimiz de tamamen aynı olamaz. Ya düşüncelerimiz sabit kalır ama tecrübeyle yeni boyutlar kazanır ya da tamamen değişir hiç tahmin etmediğimiz şekilde bizi şaşırtır. İşte bu yüzden; kendini sabit çerçevelerin içine sığdıramaz insan, hareketli bir varlıktır. Düşünceleri, davranışları hareket eder zihninde ve bedeninde. Bugün siyah derken yarın beyaz diyebilir ama gride de karar kılabilir.

Bir insan daha kendini sabit bir tanımla çerçeveleyemezken diğer insanların onu anlamasını beklemek daha zordur elbette. Zaten insan; ilk önce kendini anlamaya çalıştığı için diğer insanları anlamaya zaman ayırmak istemez, bencillik saati döner durur yirmi dört saat. O yüzden; anın içinde kalır ve o an için karşısındakini anladığını düşünerek geçiştirir, üstünü örter. Gelişimin devamlılığı olduğunu düşünemez, kendini avutur anca.

Gün gelir, toprak olup gittiğinde sağında, solunda, karşısındaki; bedeni ölen ama düşünceleriyle hayata parmak izini bırakmış insanı, zaten hayatta değil artık diye anlamaya çalışmak boş ve yorucu gelir. Küreği de elinden hiç bırakmamıştır zaten. Bir toprak da o atar düşüncelerin üstüne, işine gelir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.