BAŞLARKEN

Merhaba, hikayemi sen değerli insana anlatmak isterim: Ben, çekirdek bir ailede doğmuşum. Babam Mustafa, annem Muazzez ve bendeniz Güngör. Lakin bu çekirdek aile ben bir yaşına bile giremeden parçalanıyor, annemin banyoda şofben zehirlenmesi sonucu ve babamla erkek erkeğe bir yaşam sürmeye başlıyoruz. Yalnız kovboylar olarak hayatımıza devam ediyorduk lakin annem hala aramızdaydı. Babamın ona olan sevgisi o kadar somuttu ki, göremiyordum ama hissediyordum onu. Babam anneme çok büyük bir sevda ile sevdalanmış. Gerçi hala öyle, öyle olmasaydı 7,300 gün olmasına rağmen ağlar mıydı arkasından. Ağlarken dinlediği bir şarkı vardı, Murat ağabeyimizin en bilinen şarkısı. Ben söylemiyim siz anlayın artık.  Şarkının şiir kısmına kadar gözyaşları hazır olda beklerdi ve o kısım geldiğinde şelale misali akmaya başlardı yanaklarından. Yaşadığı sevda da acı da öyle gerçekti ki, 7 yaşımdan sonra beraber ağlamaya başladık. 10 sene böyle geçip gitti ve ben bu şarkıyı öyle özümsedim öyle benleştirdim ki içimde ergenliğe adım attığımda yani hormonlar beni esir aldığında bile aklımda tek bir şey vardı: Bu şarkıyı yaşatan bir sevgili bulabilmekti. Bazen bulduğumu zannettim bazen de bulduğumu düşünmek isteyerek farklı hayatlara dokundum ama sevdamın sahibini bulamadım.  Ümidim her daim vardı nasıl ki prens külkedisini bulduysa bende kayıp olan parçamı bulacaktım ama vazgeçtim. Neden mi? Çünkü bana o hayali kurduran babamın anneme olan sevdası yalanmış. Bunu yaşaması o kadar zordu ki… Babamın teyzem ile ilişkisi olduğunu öğrendim.  Oysaki teyzemin eniştem ile ilişkisi başta güzeldi. Hatta çok güzeldi. Anneannem, istememiş olsa bile, halam evliliğin başlarında onu her daim savunurdu. Sonra zaman geçtikçe sevgileri de azaldı saygıları da. Eniştemin bazı ruhsal problemleri ortaya çıktı: Çok defa işe girip çıktı, evdeki eşyaları sokaklara attı, hastanede çok defa tedavi gördü ama sorunları geçmedi. Öyle olunca da halam ile evleri ayırdılar. Bu olayların üstünden birkaç ay geçmişti ki teyzem bizim eve, bizde teyzemlerin evine gidip gelmeye başladık. Bu durum normal olmayacak kadar arttı ve biz çocuklar olarak bunun normal olmadığını biliyorduk. Aramızdan en büyüğümüz Hasan ağabey teyzemi, bende babamı takip ettik ve onları sarılırken gördük. Bunu gördüğümüzde ben yıkıldım,;sevgiyi öğreten insan, kalbinizde öldüğü zaman hiç yaşamamış gibi oluyorsunuz. Bende öyle oldum. Hasan ağabey, ilk gördüğünde kabullenemedi, babamı suçladı, üzerime yürüdü.Ama ben hiçbir tepki vermedim zaten yıkılmıştım. Orada beni bir güzel dövdü. Etraftaki insanlar çevremizde toplanınca teyzem ile babam da bizi gördüler ve babam bizi zorla arabayı bindirdi. Arabada her türlü tehdidi sayarak bunu kimseye söylemeyeceğimiz konusunda yeminler ettirdi. Ben zaten bunu kimseye söyleyemezdim ki. O günden sonra yeni bir Güngör oldum. Ne kimseye güvendim, ne de birinin sevgisine inandım. Babamı bir daha görmemek için yurtlarda kaldım,  küçük çaplı işlerde çalıştım.  Tabi bu arada eğitim hayatımı da devam ettirmeye çalışıyorum: Hukuk bölümünü istiyorum ama olacağından değil ya.  Ama sonra bu üniversite tercihleri için velilerimiz çağrılıyor benim pek değerli babacığımda geliyor tabi ki, gözümü boyamak için. Toplantıdan sonra artık bağlarımızın koptuğunu anlamış olacak ki bana şu cümleleri söyledi: ‘Şu zamana kadar iyi dayandın, helal olsun ama artık o kıytırık işlerle dayanamazsın, üniversiteyi de kazanamayacağını biliyoruz artık çocukluğu bırak ve eve dön’ dedi. Ben bunun altında kalır mıyım, kalmadım. O sene yapabileceğimi yaptım olmadı ama bilin bakalım ne yaptım!: Dershaneye yazıldım, daha fazla çalışmam gerekti ama başardım ve Hacettepe Üniversitesi’nde hukuk bölümüne başladım.  Hayatımı yalnız bir kovboy olarak revize etmiştim lakin hayat işte, bana onu gösterdi.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.