Aşk Neydi Peki ?

AŞKIN YAŞI:

Aşkın bir yaşı yoktur. Karşındaki insana olan bakış açın diğerlerinden farklıysa , sen ondan hoşlanıyorsun demektir. Bunu da belli bir yaşa bağlamak doğru olmaz. Çünkü aşk zamansızdır. Beklemediğin anda gelir. Beklemediğin bir zamanda çalar kapını. Alışmakta güçlük çekersin bazen. Hatta dersin ki “Ulan bu aşk neymiş , nasıl bir şeymiş böyle” çünkü tarifi olmayan bir duygu , yaşı olmayan bir durumdur aşık olmak.

Liseye giden bir gence hoşlandığı kızı sorduğunuzda yüzündeki gülümsemedir aşk. İlk okula giden çocuğun ilk göz ağrıdır.

Hani derler ya; ilkler unutulmaz. Doğrudur. İlk his beslediğin insanı unutamazsın. İlk kalbini kıranı unutamazsın , seni ilk kez gerçekten seveni unutamazsın. İlk platoniğini unutamazsın. Bu olayın aslı böyledir aslında. Çünkü her aşk bambaşkadır. İlktir. İlkler unutulmaz.

AŞKLARI KISITLIYORUZ:

Biz , toplumca aşkı kısıtlıyoruz. Kızımızı/oğlumuzu aşktan sakınıyoruz. Bu durumda da biz olduruyoruz aşkın olmayan yaşını. Belki geçmişte bizi kıran insanların acısını alıyoruz evlatlarımızı kısıtlayarak, belki bizim sevilmediğimiz kadar sevildikleri için kıskanıyoruz çocuklarımızı. Evet “Oğul anaya kız babaya düşkündür.” Derler bizim ülkemizde. O yüzden oğlan annesi kıskanır gelininden evladını. Kız babası da kolay güvenemez.

Bir erkek bir kızı annesine açacak kadar çok sevdiğinde başlar evdeki o tatlı atışmalar. Anne memnundur aslında oğlunun mutluluğundan. Dediğim gibi bunlar sadece “Tatlı atışmalar” asıl olay kızın ailesinde gerçekleşir. Her ne kadar bir yerden sonra artık kızlarının kalbini kazanan gence güvenseler de , o noktaya gelene kadar. Aradan oldukça zaman geçecektir.

Gençlerin bu süreçte sabırlı olması , sevdiğine kavuşacağı günü beklemesi en makbulüdür.

PEKİ YA AŞKI KAYBEDENLER:

Yaşadıkları acı deneyimler onların aşk defterini erkenden kapamasına sebep olur. İçlerindeki Romeo & Juliet erkenden terk eder bedenlerini. Evet ilişki hayatları illaki olur ama o ilk sarsıntının acısını ömürlerinin kalanında mutlaka yaşarlar. Kalp bu sonuçta. Kolay iyileşmiyor.

Tekrardan kalplerini birine emanet etmek onlar için belki de imkânsız hale geliyor. Ve belki de bu yüzden onları gerçekten seven insanlara kötü davranıyorlar. İstediklerinde yanlarına alıyorlar , istediklerinde kapıya koyuyorlar. Bu yüzdendir her aşk acısının uzun sürmesi. Bu yüzdendir her acı çekenin elbet bir gün değişmesi.

AŞKI YANLIŞ ANLAYANLAR VAR:

Sevdiğin insan ile yatakta geçen zamana aşk diyenler var. Aşkı yanlış anlayanlar var bu hayatta. O aşk değil sevgili okurlar. Aşk nedir biliyor musunuz ?

Aşk , bu satırları okurken aklınıza gelen kişidir. Ve aşk bir beden birlikteliği değildir. Aşk ayrı bedenlerde aynı duyguları taşımaktır. Aşk sahip olmak değildir. Aşk anlamaktır. Aşk sen kim ile konuşursan konuş , aklında sadece sevdiğin , aşık olduğun insanın olmasıdır.

AŞIK OLMAK:

Bir başkasına gidememektir aşk olmak. Aşık olan insan aldatmaz. Çünkü aşık olmak bir başkadır. Sevmeye benzemez. Hoşlandığından sıkılırsın , sevdiğinden bıkarsın. Gidip aldatırsın. Çünkü basit sevgiler geçicidir. Ama aşık olduğun kişiden kopamazsın. Koridorda gördüğünde kalbinin çarpmasından anlarsın aşık olduğunu. Durağa her gün onun otobüse bindiği saatte çıktığında , kendin bile sevmeye kıyamadığında , en alakasız anlarda aklına geldiğinde anlarsın.

Aşık olmuşsun sen.

Tüm saflığınla , tüm benliğinle.

Ve tüm kalbinle.

Doya doya sev. Ne de olsa 1 kez aşık oluyorsun.

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum