Saplantılı Aşklar

Gerçekten yaşadığınız duygu ne? Sevgi mi, aşk mı yoksa saplantılı bir aşk mı? Aşk ve saplantı arasındaki o ince çizgide mi hisleriniz? Gerçekten unutamadığınız o kişinin yerine bir başkasını koyamıyor musunuz bir türlü yoksa? Acaba hisleriniz masumluğunu kaybederek bir hırsa mı dönüştü? İçinizde artık aşk duygusu sandığınız duygular yerini kine ve öfkeye mi bıraktı? Kendinize karşı dürüst olmayı denediniz peki? Ya karşınızdakine karşı dürüst olmayı? “Belki de severim, belki de unuturum,” diyerek hayatınıza aldığınız o kişinin hislerini ve hayatını dönüp acaba düşündünüz mü?

Bu sorular inanın o kadar çok uzayabilir ki. Ucu bucağı yok. İnsanın kendini tanıması, en önemlisi kendine dürüst olması gerekiyor. Nereye baksam unutulmamış ve insanın içine yara olmuş acıları, sözleri ve sitemleri görüyorum. Acaba insan kendi kendine eziyet etmeyi seven bir mazoşist olabilir mi? Birine karşı saplantılı hislere sahip olmak ve onun yerine başka birini koyamamak ne kadar sağlıklı bir düşünce yapısı? Şöyle düşüncelere rastlıyorum… “Onda bulduğumu kimse de bulamadım,” ya da “Onun gibi kimseyi sevemem.” Bu ve benzeri cümleler. Birincisi evet onda bulduğunu kimse de bulamayacaksın. Çünkü herkes birbirinden farklı öyle değil mi? Sen onda bulduğunu başka birinde aramaya kalkarsan tabi ki bulamazsın. Misal herkesin parmak izi birbirinden farklı. Her insanın içinde sevebileceğiniz bir yönü vardır.  Ama kendinize itiraf etmeniz gereken belki de şudur. Siz aslında yerine koyamadığınız o kişiyi de sevmiyorsunuzdur. Ya sizi terk etmiştir, kırmıştır ve siz aslında terk edilmeyi bir türlü kabullenememişsinizdir. Ondan içinizdeki bu kin ve kendinizle kavganız belki de.  Karşınıza çıkan her yeni kişide eski hayal kırıklıklarınız ve sevgisiz kalışınızla yüzleşirsiniz. Yeni insanlara eski hatıraların faturasını kesersiniz böylece. Bedeli ise olayla hiç alakası olmayan biri öder. Sonra o da yaşadıklarının acısını başka bir insana bedel ödeterek çıkartmaya çalışır. Giderek kısır döngü haline gelen olaylar zinciri ise birbirini aslında sevmeyen fakat severmiş gibi davranan insanların ruh hallerini yansıtır haline gelir. Giderek kendinizi tanıyamaz ve zamanla küser hale gelirsiniz. Geçmişi geçmişte bırakmak ve kabullenmek düşündüğünüz kadar zor değil. Sevgiyle kalın…

“İnsanın kandırdığı en büyük budala kendisidir.”

Peyami Safa

Kaynak Kapak Görseli:

www.gerçektaraf.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.