Akvaryumdaki Balık, Dünyadaki İnsan, Hiçlikteki Varlık

Akvaryumdaki Balık, Dünyadaki İnsan, Hiçlikteki Varlık

15 yıl kadar ara verdikten sonra radikal bir karar alarak, gençlik yıllarımdaki hobim, eğlencem, laboratuvarım olan balık beslemeyi tekrar gündemime aldım, ekonomik anlamda o dönemimden onlarca kat fazla alım gücümün olmasının, özgürlük ve karar anlamında da o derece zengin olduğum anlamına gelmediğini eşimle bu fikrimi paylaştıktan birkaç saniye sonrasında idrak etmiştim.

İnsanın öncelikleri arasında kendi isteklerinin zamanla nasıl ilk sıralardan son sıralara gerilediğini irdelemek bir başka yazımızın konusu olacaktır. Ancak tüm sosyal, ekonomik baskılara bir set çekerek kararımı verdim ve sahibinden.com üzerinden iletişime geçtiğim bir lise öğrencisinden 70,30,40 cm boyutlarında 84 litre hacminde orta büyüklükte ikinci el bir akvaryum aldım.

Akvaryumumun boyutları çok büyük olmadığı için canlı doğuranlarla birlikte barışçıl olarak yaşayabilen tetra, neon türleri ile bitkili bir akvaryum oluşturdum, iki ay kadar çalıştım forumlardan eski bilgilerimi tazeledim, bildiklerimden şüpheye düştüm aslında her sene sanal alemdeki bilginin kendini katlamasının o kadar da iyi bir şey olmadığını anladım, her halde bilgisiz olarak bu işe başlamış olsaydım tüm balıklarım ölmüş olacak bir hobi yanlış toprağa dikilmiş bir tohum gibi hiçbir zaman yeşeremeden yok olacaktı.  Neyse ki kirlilik arasından temiz ve yararlı olanları ayıklamayı başardım, insan yazdıkça ya da ürettikçe tüm kainat nasıl da onu desteklemek için var gücüyle çalışıyor, alın size bir dosya konusu daha sanal alemdeki kirli sularda içilebilir temiz suyu bulabilmek.

Konudan çok sapmadan tekrar direksiyonu kıralım sonuçta dış motor, kum, kütük, bitkiler derken bir de Mersinden aras kargo ile pet şişelerde getirttiğim karidesleri akvaryumuma ekleyerek 2 ay gibi bir zaman içerisinde seyir keyfi güzel bir akvaryum oluşturmayı başardım.

Daha sonra iş çıkışlarında eve geldiğimde televizyon seyretmek yerine akvaryumum ile ilgilenmeyi tekrar hayatımın bir parçası haline getirdim. Balıklarımı gözlemlemek birbirleri ve benimle olan iletişimlerinin sırlarını çözmek hazzı büyük bir eyleme dönüşmüştü. Ekosistemin değişkenleri ile oynuyordum, balıklarıma bir gün sabah ertesi gün akşam yem veriyor kimi zaman ise hiç yem vermiyordum. Bazen akvaryumun ışığını 12 saat açık bırakıyor, bazen hiç bırakmadan gün ışığı ile yetinmelerine izin veriyordum. Büyüyen bitkileri istediğim yerlerinden kesiyor ve istediğim yere tekrar dikiyor ya da dikmiyordum. Görsel olarak bazen sağ tarafa yığdığım bitkilerin yerini değiştiriyor sol tarafa kaydırıyordum.

Ekosistemde yaptığım bu değişiklikler yetmezmiş gibi balıkların sayısına da müdahale etme arzumu bastıramamıştım, zaten hamile olarak aldığım kılıçkuyruk balıklarımdan biri doğurmak üzereydi, etrafta yeterince bitki, kaya, kök olmasına rağmen çok fazla etçil tetra türü de vardı. Eğer ben müdahale etmezsem yavruların yaşama şansları oldukça düşük olacaktı ama buna rağmen gebe anneyi yavruluğa almadım, akvaryum içerisinde yavrulamasına izin verdim. 1 gün sonra rast gele önüme gelen iki yavruyu bir kepçeye aldım ve diğerlerini kendi hallerine bıraktım. Birkaç gün sonra sadece kepçedeki yavrular hayatta kalmıştı.

Akvaryum içerisinde bir akvaryum olmuştu kepçe, aynı sularda nefes alan ancak birbirlerine temas etmeyen hayatlar yaşanıyordu 84 litrede. Bir tarafta rekabet üst düzeydeydi yemek yemek için balıkların birbirleri ile yarışması gerekiyordu çünkü çoğu zaman az yem veriyordum akvaryumdaki balıklara oysaki kepçede durumlar farklıydı iki yavru balığa yiyebileceklerinin iki üç katı fazla yem veriyordum. Birkaç hafta sonra ilginç bir durumu gözlemleme fırsatım oldu yavrulardan biri kepçenin bir köşesine sinmiş yem attığımda yüzeydeki yemleri yiyemiyor, diğer yavru ise sinen yavrudan neredeyse yüzde elli daha fazla büyümüş ve kepçedeki alanın tamamına hükmeder hale gelmişti. Kendisine fazlasıyla yetecek alana ve yiyeceğe sahip olmasına rağmen diğer balığa yaşama şansı vermemesinin sebebi neydi acaba ? Tabi ki bu akvaryumun sahibi bendim ve bu akvaryumda işler benim istediğim gibi gitmeliydi akvaryum içinde yer alan kepçenin içine daha küçük bir kepçe yerleştirdim ve büyük olan yavru balığı küçük kepçeye yerleştirdim. İki yavru balığa da fazlasıyla yem vermeye devam ettim 3 hafta sonra balıkların büyüklükleri arasındaki fark yüzde on on beşlere gerilemişti.

Yaklaşık 5,6 haftalık olan yavruları kepçelerden , esaretten kurtarıp akvaryuma salmış onları özgür bırakmıştım, yarım litreden 84 litreye geçmek büyük bir özgürlük olsa gerekti. Bu arada akvaryumdaki yetişkinler boş durmamış üzerlerine düşün görevi layıkıyla yerine getirmişlerdi, dişimiz gebeydi ve her an akvaryumumuza yeni bireyler katılabilirdi. Birkaç gün sonra gözlemlerimde çokça yavru gördüm bu sefer içimden geldiğince davranarak 6 yavruyu akvaryumdan kepçeye aldım. Neden ilk seferde sadece 2 yavruyu kurtarmıştım şimdi ise altı yavruyu bilemiyorum, ya da şimdi kurtardığım yavruların ilk seferde kurtarmadığım yavrulardan bir farkı, üstünlüğü var mıydı zannetmiyorum. Aslında hayatı çok da anlamlandıramadığımız eylemler mi şekillendiriyordu bilemiyorum. Sonuçta kimi küçük kepçede kimi büyük kepçede kimi akvaryumda yaşıyordu ve yemlerini ben veriyordum.

Derken binlerce yıldır insanların düşündüğü klişe aklıma takıldı koskoca dünyada bu akvaryum küçücük bir dünyaysa ve ben bu akvaryumun sahibiysem bu dünya şu evrende bir akvaryum mudur ? Mühendislik damarım kabardı açtım bir excel sayfası çarpmaya başladım rakamları (excel mühendisi bir yazı konumuz daha oldu)…

Akvaryumum (a1) : 70 cm * 30 cm * 40 cm = 84.000 cm3 (84 Litre)

Dünyamız : yarı çapı 6371 km = 637.100.000 cm ;

Dünyamızı küre olarak varsayalım kürenin hacmi (4/3*π*r^3) (d1)  = 1.083.206.916.845.750.000.000.000.000 cm3

Dünya ile akvaryumumun büyüklük oranı (d1/a1) = 12.895.320.438.639.900.000.000 kat dünyamız büyük

Görünebilen Evrenin Büyüklüğü = 14 milyar ışık yılı

Evreni de küre olarak varsayalım kendimizi de merkeze yerleştirelim yarı çapımız 7 milyar ışık yılı olsun

Evrenin yarı çapı = 7.000.000 * 300.000 km * 60 sn * 60 dk * 24 saat * 365 gün * 1000 metre * 100 cm

                                 = 6.622.560.000.000.000.000.000.000.000 cm

EvreninHacmi (e1)= 1.216.651.831.733.420.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 cm3

Evren ile dünyamızın büyüklük oranı (e1/d1) = 87.100.921.810.028.600.000.000.000.000.000.000

Peki ya dünyanın akvaryumuz ile olan büyüklük oranı ile evrenin dünyamız ile olan büyüklük oranlarını oranlarsak;

{(e1/d1)/(d1/a1)] = 6.754.459.668.101 (6 tirilyondan fazla…)

Rakamlar biraz kafamızı karıştırdı, bilinebilen evrenin dünyadan büyüklüğünün dünyanın akvaryumumdan büyüklüğünden trilyondan daha fazla olduğu bir gerçeklikteki dünyada; bir genç akvaryum sahibi olabiliyorsa okumasını bile beceremeyebileceğimiz bir büyüklükteki evrende bir  ya da birden fazla akvaryum sahibi olamaz mı acaba ? Bahtınız,  yolunuz ve gönül gözünüz açık olsun…..

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir