Ahlak Neye Göre Belirlenir?

birbirini tamamlayan insanlar

İnsanlar belli bir amaç veya iş birliği için bir araya gelir ve topluluk oluştururlar. Sosyolojik araştırmalar, bir arada durabilen doğal sınırın 150 kişi olduğunu açıklamıştır. Ancak 150 kişiyi aşan grupları idare etmek zordur ve buradaki insanlar birbirini yeterince tanıyamaz. Yani 100 kişilik grubu yönettiğiniz gibi binlerce kişiden oluşan başka bir grubu aynı şekilde yönetemezsiniz. Burada ortak mitler, yani toplumsal düzen kurallarına ihtiyaç vardır. Bunlar: Hukuk kuralları, Din kuralları, Ahlak kuralları, Örf ve adetlerdir.

Burada değineceğimiz konu ahlak kurallarıdır. Ahlak kurallarını diğer kurallardan ayıran nokta, ahlak kurallarını insanın kendisi koyması ve cezasını yine insanın kendisi (vicdanı) vermesidir. Örneğin din kurallarının koyucusu “ilahi irade” olurken hukuk kurallarının koyucusu “insanlar” dır. Ahlak kuralları, fazlasıyla sübjektif ve çıkarlara göre esnek kurallardır. Çünkü insan olarak hepimizin perspektifi farklıdır. Dün “hayır” dediğimiz bir olaya, bugün “evet” diyebiliyoruz. Fikirlerimiz ve düşüncelerimiz durağan olmamakla beraber sürekli değişim halindedir.

Ahlak kuralları, kişisel ve toplumsal olarak 2 ye ayrılmaktadır. Örneğin bir erkeğin, kadın gibi kıyafetler giymesi veya tam tersi bir durumda toplum olarak ayıplanacak ve tepki alacaktır. Bu durum bir toplumdan diğer bir topluma değişmektedir. Günümüzde erkeklerin küpe takması artık normal karşılanmaktadır. Bundan 5-10 yıl önce küpe takan erkek görüldüğünde ayıplanır ve garipsenirdi. Bu konuyla ilgili Taner Yıldız “Kişisel hak ve özgürlükler, toplumun koyduğu ahlak kurallarıyla sınırlıdır.” ifadesini kullanmaktadır.

Tarihçi Yuval Noah Harari toplumsal cinsiyetten bahsederken, 18. Yüzyıl erkeksiliğini ifade etmek için 14. Louis’ten bahseder.

14. louis portre

Burada, Louis’nin resmi bir portresi. Uzun peruk, çoraplar, topuklu ayakkabılar, dansçı duruşu ve devasa kılıca dikkat edin. Günümüz Amerikasında bütün bunlar (kılıç hariç) kadınsılık işaretleri olarak değerlendirildi. Oysa kendi zamanında Louis erkekliğin ve erkeksi gücün mükemmel bir örneğiydi. (Sapiens sayfa 157)

Burada Immanuel Kant’ın “Ödev Ahlakı” ndan bahsetmek istiyorum. Kant’ın ödev ahlakında koşullu amaçlar, hayatın tamamında bağımlılık ilişkisi üzerine kurulur. A’yı istiyorsan B’yi yap, mutlu olmak istiyorsan şunu yap gibi söylemler özgürlükle bağdaştırılamaz. Bunun için akıl tarafına geçilmeli ve bir şeyi kendi isteğine ulaşmak için değil, ödevin olduğu için yapmalısın. Bu ödevin olan şey, kendi çıkarına aykırı bile olsa yapmalısın. Yani Kant, “özgür olmanın bir koşulu da çıkarlarını ayaklar almaktır” demektedir. Bu evrensel ahlak tanımında şu kurallardan bahseder:

  • Eyleminin ahlaki olması için bunu herkes için istemelisin,
  • Kendini ve ötekini her zaman amaç olarak gör, yani saygın ve eşit,
  • Özerklik, yani kendi formüle ettiğin yasayı yapıp uyma.

Kant, bunların insanlara kısıtlama getireceğini ancak kısıtlamaları ödevin olduğu için önüne koyduğunda aslında özgür ve mutlu olacağından bahseder.

Artık, bir otobüste yaşlı bir teyzeye yer verirken kişisel, toplumsal ve Kant’ın ödev ahlakını düşünün. Yer vermeye ne kadar razı olmasanız da, toplumsal ahlakın kişisel ahlakınıza karıştığını göreceksiniz ve diğer insanların sizin hakkınızda düşüneceklerinden dolayı yer vermeye yelteneceksiniz. Vermesseniz ise vicdanınız tarafından cezalandırılacaksınız. Etrafınızda gerçekleşen toplumca yerleşmiş ahlak kurallarına dikkat edin ve bunları siz istediğiniz için mi gerçekleştiğini düşünün. Yani yerinizi, kişisel mi, toplumsal mı yoksa ödeviniz olduğu için mi verdiniz?

-Mert Kara

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları