2. Dünya Savaşı'nın Acı Gerçeklerini Anlatan 5 Film

Sinemanın doğuşundan bu yana bir ton savaş filmi çekildi. Kimi savaşın aksiyonuna değinmek istedi, kimi savaşın dramına… Kimi, insanları kızdırdı, kimi hüzünlendirdi, kimi ise eğlendirdi (nasıl oluyorsa). Bugünkü yazımda ise İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı yönlerini ele alan 5 filmi merceğim altına alacağım. İyi okumalar, iyi seyirler…

1) Come and See (1985)

Listenin en iyi ve en gerçekçi filmini 1 numaraya koydum. Bu filmi izledikten sonra hem savaş filmlerine hem de gelmiş geçmiş bütün filmlere bakış açınız değişecek, iddia ediyorum. Konusu ise şöyle: İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık dönemlerinden birinde, Alman işgali altındaki küçük bir Belarus kasabasındayız. Naziler tüm yahudi köyleri yerle bir edip yerli halkı acımasızca katlederken 13 yaşındaki Florya sahip olduğu tek şeyi, annesini bırakıp Sovyet partizanların güçlerine katılır. Partizanlar Almanlar’a karşı savaşmaya gittiklerinde küçük Florya, Glascha isimli bir kızla arkadaş olur. Bu sevimli dostluk esnasında Florya kendi köyünün adım adım yok oluşuna şahit olur. Savaş bir kez daha acımasızlığını kanıtlayıp insan hayatının ne derece ucuz olduğunu su yüzüne çıkarırken, suçsuz siviller bir kez daha hiç uğruna kaybeden tarafta olurlar.

2) Son of Saul (2015)

2.sırada ise yakın zamanda çekilmiş bir film yer alıyor. Çoğu festivalde fazlaca ses getirdi, ayrıca En İyi Yabancı Film Oscarı’nı kazandı. Konusu ise şöyle: 1944 yılında Auschwitz’deki vahşet kampında geçen hikayade Macar esir Saul Auslander’in hikayesi konu ediliyor. Saul, üst yetkililer tarafından öldürülmeden önce birkaç aylığına krematoryumda çalışması için seçilen ‘komando’lardan biridir. Krematoryumun insanlık dışı gündelik işlerini yürütürken bir gün yakın zamanda yakılacak olan bir çocuğun cesediyle karşılaşır. Çocuğun peşine düşen Saul, kampa yeni gelen insanlar arasında kendi topraklarından insanların olduğundan da şüphelenir. Saul kısa bir süre içerisinde çocuğun vahşice yakılmasını önlemek ve onu geleneklere uygun bir şekilde gömebilmek için tüyler ürperten bir maceraya atılacaktır.

3) The Pianist (2002)

3.sırada hiç sevmediğim bir yönetmenin çok sevdiğim bir filmi yer alıyor. Zamanında izleyince göz pınarlarımızı kurutmuştu bu film. Konusundan bahsetmek gerekirse İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir dramı konu alıyor. Polonya’lı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşamanın imkansızlaştırıldığı bir dönemde, bir şekilde esir kampına gitmekten kurtulan ünlü piyanistin Varşova’nın kenar mahallelerindeki hayatta kalma mücadelesine odaklanır. Varoşlarda tam anlamıyla sefil bir hayat süren müzisyen, diğer halkla birlikte, kıtlığa ve aşağılanmalara maruz kalsa da kahramanca mücadele edecektir. Günü gelip oradan kaçma şansı bulduğundaysa başkentin harabelerine sığınacak, beklemediği bir anda gelen bir yardımla umudunu yeniden kazanacaktır.

4) Grave of The Fireflies (1988)

Bu listedeki tek animasyon Grave of The Fireflies. Hiçbir şey demeden sadece izlemenizi istiyorum sizden. Konusu: Grave of the Fireflies, insanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olan II. Dünya Savaşı’nın yıkıma uğrattığı hayatları iki küçük kardeş üzerinden anlatıyor. Annelerini savaşa kurban veren Seita ve Setsuka babalarının da savaşta olması nedeniyle yakın bir akrabalarına gönderilirler. Burada tutunamayan bu iki küçük çocuk evden kaçarak, kendilerini savaşın izlerinin anbean körüklendiği sokaklara atarlar. Ancak bu yolculuk bildiğimiz türden yolculukların aksine, kan kokulu sokaklarda verilen bir yaşam savaşına dönüşecektir. Akiyuki Nosaka’nın yarı biyografik romanından uyarlanan film, savaş üzerine yapılmış filmler arasında en dokunaklı ve en gerçekçi üsluba sahip olanlardan biridir.

5) Schindler’s List (1993)

5. sırada iste usta yönetmen Spielberg’ün En İyi Film Oscar’ını kazandığı şaheser filmi “Schindler’s List” var. Konusu ise şöyle: 2. Dünya Savaşı yıllarının Nazi Almanya’sında girişimci bir Alman Oskar Schindler, askeriye için metal kaplar üreten bir fabrika kurar ve bu iş için sermayeyi ve iş gücünü Yahudiler üzerinden sağlar. İlerleyen zamanda Yahudiler’in gördüğü baskıyı içine sindiremeyen Schindler, onları kurtarmak için uzunca bir liste yapar.

Liste bu kadardı. Umarım her birinizin yeni şeyler keşfetmesine katkı sağlayabiliyorumdur. İyi seyirler dilerim…

yazar

Yazar: OBF

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum