Fransız Sherlock Holmes: Lupin Dizi İncelemesi

Selamlar dostlar. Bugün yeni bir inceleme ile karşınızdayım. Yaklaşık 10-15 gündür izlemek istediğim fakat bir türlü fırsat bulup başlayamadığım, bir süredir de Netflix Türkiye’de Günün Top 10 Listesi’nde ilk sıralarda bulunan Lupin isimli diziden bahsedeceğim. Hadi gelin yazıya geçelim.

Lupin, 8 Ocak itibariyle izleyiciyle buluşan Fransız yapımı Gizem – Gerilim dizisidir. Maurice Leblanc tarafından yaratılan bir karakter olan Arsen Lüpen’in maceralarından ilham alınmıştır. İyi ki de alınmış valla. Son zamanlarda kitaptan uyarlanmış diziler arasında izlediğim en iyi yapımdı belki de. Ama kitaptan tam olarak uyarlandığını söyleyemeyiz. IMDB puanı 7.6 olan dizimizin ilk sezonu ise iki kısımdan oluşmakta. İlk kısmı 40-50 dakikalık 5 bölümden oluşan sezonun ikinci kısmının ne zaman geleceği ise henüz belli değil.

Konusundan kısaca bahsedecek olursak; Assane Diop (Omar Sy), Senegal asıllı bir çocuktur ve babasıyla yaşamaktadır. Fransa’ya göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Babası Babakar Diop (Fargass Assande), burada mal varlığı çok iyi durumda olan Pellegrini ailesinin şoförlüğünü yapmaya başlar. Hubert Pellegrini (Herve Pierre), Babakar’ı evde bulunan tarihi eser bir kolyeyi çalmakla suçlar ve sonucunda Babakar hapse atılır. Anne Pellegrini (Nicole Garcia), Babakar’a suçu kabul ettiğini ve kolyeyi çaldığını itiraf ettiğini gösteren bir belge imzalatmak ister ve oğlu için imzalamasını, eğer imzalarsa daha az ceza alacağını söyler. Babakar sözleşmeyi imzalar fakat işler yolunda gitmez. Hakim, Babakar’a çok ağır bir ceza verir. Babakar buna dayanamaz ve oğlu Assane Diop henüz 16 yaşındayken kendini asarak intihar eder.

Babakar, Pellegrini ailesinin yanında çalışırken oğluna verdiği Arsen Lüpen kitabı ile bütün işler değişir. Assane, babasının suçlu olduğu düşüncesiyle büyür ve sadece bu kitabı okur. Lüpen’in taktiklerini iyice benimser ve kendi hayatında da bu taktikleri uygulamaya başlar. Eşi ve çocuğu dahil hiç kimse gerçek kimliğini bilmez. Bırakacağına dair söz vermişken karşısına babasının çaldığı söylenen kolyenin haberi çıkar. Kolye tekrar Pellegrini ailesinin eline geçmiştir ve müzayedede satışa çıkarılacaktır. Assane, babası için o kolyeyi çalmayı kafasına koyar ve muazzam bir planla Louvre Müzesi’nde işe girer. Ve böylelikle centilmen hırsızımızın hikayesi de başlamış olur.

Kendi yorumlarımdan bahsedecek olursam, ben diziyi çok sevdim. Sürükleyici, ters köşe yapan, gerilimi hissettiren bu tarz suç – polisiye dizilerini hep beğenmişimdir. Özellikle ana karakterimiz Diop’un zekasına, kibarlığına, kılık değiştirme yeteneğine ve el çabukluğuna hayran kaldım. Zekasıyla Prison Break dizisindeki Michael Scofield, La Casa De Papel dizisindeki Profesör ve Sherlock Holmes karakterlerini hatırlattı bana. Diziyi izlerken “Heh işte şimdi bitti işin.” dediğim birçok sahnenin ardından “Oha ya!” derken buldum kendimi. Tek solukta izlediğim bu diziye puanım 8.5/10.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

6 Yorum