Zor,

İnsan zorda kalmayı anca zorda kalınca anlıyor. Birilerine hep atıp tutarken kendince nasihat verdiğini zannederken asıl acınacak halde olanın kendisinin olduğunun farkına varması hepsinden daha acı.

Bugün ayrı bir şey öğrendim. Bir insana olabilecek en ağır yük. Başkasına ait olan yükü kendi omuzlarında taşımak zorunda kalmak. Bu belki de son yıllarımın en ağır darbesiydi bana. Aslında sadece kendi dünyamın tadını çıkarabilecek imkana ruha sahipken pireyi deve yapan insanların arasında kalıp o deveyi sırtında taşımak. Belki yaşım yolun yarısı değil ama yolu yarılayacak kadar şey gördü bu gözler. Bazen şahit olduğun şeylerin altında ezilip küçülüyosun. Bazen duymak istemediğin şeylerin üstünü örtmeye çalışıyorsun. Ve bütün bu olanlar benim sadece seyirci konumundan bana düşen paylar. Yani ben olayların içinde yokken en ortada erimeye başlayan buzulun ta kendisiyim. Bana ne herkes kendi derdinin mesuliyetini alsınla kulaklarını çınlatsan da bazen çözüm sadece sende olabiliyor. Bir yandan bunun güzelliğini görmek sevindirse de üzen tarafı fazla oldukça sevincin de yitip gidiyor.  Biliyorum. Bir masalın içindeyiz. O kuleden prensesi kurtaracak prense henüz rastlamasam da yaradılışımızın amacıyla güçleniyorum. Bunlar çay kaşığını dahi doldurmayacak nedenlerin sonuçları. Ne hastayım ne doktor. Ama bütün ilaçların reçetesi bana kesiliyor. Öyle de bir şey yani. Ama bunlar bana öyle şeyler öğretti ki. Her seferinde daha da büyüdüğümü hissettim.

Ne tuhaf ki kendi sorunlarımı boş bir çukura gömüp başkalarının şımarıklıklarıyla büyüyorum. Benden size tavsiye. Kalbinizi elinizden geldiğince güzelleştirin. Yoksa kötülük sizi kölesi yapar. Nefes alırken ölürsünüz,ruhunuz bile duymaz.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.