Zamansız Acı

        Bazen o elin saçından hiç ayrılmamasını istersin. Avuç içinin yumuşaklığı saçının her teline değmesini, elin kokusunun saçının her hücresine işlemesini istersin. O sesin ne kadar anlamlı olduğunu, varlığının seni ne kadar cesaretlendirdiğini anlamazsın. Bunu ne zaman fark edersin? kaybedince. 

        İnsan kaybettikten sonra anlıyor o elin değerini, o kalbin içinde bulunmanın ne kadar da güvenilir hissettirdiğini, o sesin verdiği huzuru. Her şey bir şakadan ibaret olmasını çok istersin. Sana şaka yapıldığını, az sonra çıkıp sana doğru geleceğine emin olursun. Saatlerce beklersin, sadece beklersin. Ama anlarsın artık onun gerçekten gittiğini. Ne zaman fark edersin diye sorma. Çünkü zaman yok. Zamansız her şey. Senin yanından gidişi nasıl zamansızsa ondan sonra hayatın zamansız olur senin için. Ne zaman güldüğünü ya da ne zaman ağladığını bilemezsin. En başta şaşkınlık, sonra öfke, sonra üzüntü, sonra alışılmış hissedersin. Hiçbir şeye alışmazsın aslında sadece öyle denilir ya hani zamanla alışırsın diye. Alışmazsın, alışamazsın sadece yaşarsın. Belki sen de gitme kararı alırsın ama seni burada tutacak başka şeyler bulursun, belki de korkarsın gitmekten. Onu tek başına gönderirsin uzaklara. Ama elbet bir gün buluşacağız dersin sadece içinden. Elbet bir gün. 

        Onunla var olmuşsundur. Onsuz nasıl yaşanır bilmezsin hayatta. Yıllarca bocalarsın onsuz olmayı öğrenirsin diyemem. Nasıl onsuz olmayı öğrenebilirsin ki. Bir okyanusun ortasında çırpınıyormuş gibi hayatının ortasında çırpınırsın sadece. Merak etme her çırpınış son bulur. Yorulacaksın belki biraz ama son bulacak bu yorgunlukta. Kendini yalnız hissetme yanında ben varım. Güçlü kal. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.