Yol Ortağı

Bugün biriyle tanışıyorsun. O ana kadar birçok şey yaşamış, birçok insanla tanışmışsın. İkinizin de benzer ya da tamamen farklı deneyimleri var. Ama tanıştığınız an itibariyle artık bir noktada aynı yerdesiniz. Birlikte deneyimleriniz olmaya başlıyor ve hayatta ortak birkaç şey paylaşıyorsunuz zamanla. Gelecekte ikinize ne olacağını bilmeden gülüyor ağlıyor ve birbirinizi düşünüyorsunuz. İyi kötü zamanları paylaşıp düşlerinize dahil ediyorsunuz birbirinizi. Hayat bir yol olsaydı, siz de bu yolda yan yana yürüyen iki ortak olurdunuz. Fakat öyle bir gün geliyor ki, tıpkı ilk tanıştığınız gün gibi, yol birden dönemece ayrılıyor. Aynı yöne gitmek imkansız. Yolunuz değişmek zorunda ve yanınızda yürümekte olanı bırakmak kaçınılmaz. İşte biriktirdiğiniz tüm duygular ve düşünceler anlamsızlaşarak kayboluyor geride. Arkanızdan gelmiyor çünkü onun da gitmesi gereken bir yolu var. Halbuki hiç aklınıza gelmemişti birlikte gülerken. Neden ayrı yollarda yürümek zorunda olasınız ki? Bir defa denk geldiniz. Ortak paydalarda buluşup bir bütünün iki yarısı oldunuz. Şimdi bu bütünün bir yarısını bırakıp hiçbir şey olmamış gibi devam etmek durumundasınız. Habersizce yürüyorsunuz başka bir yolda. Onun nerede yürüdüğünü, kimlerle güldüğünü bilmeden. Yürüdüğünü biliyorsunuz ama sadece uzaktan bakan bir yabancı olarak. Hala yaşıyor, ağlıyor, gülüyor ve siz olmadan yapıyor tıpkı tanışmanızdan önce olduğu gibi. Ve herkes buna alışıyor. Gelip geçmelere, tanıyıp yabancılaşmaya, görüp bakmaya ve alışıp bırakmaya. Zaten hayat yolu bu değil mi ? Her bir dönemeçte kimseyi orada bırakmadan birlikte gitsek bu yolda yürüyemeye devam edemeyiz. Hayatın yürümeyi olağan kılan esprisi de buradadır, yanınıza verdiği geçici yol arkadaşları. Tek bırakmak zorunda olmadığınız kendiniz ve her yol arkadaşınızın size bıraktığı farklı bir birikim.

okur

Yazar: Ceyda

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.