Yeni bir başlangıç

Tuhaf bir gündü. Belki de yaşadıklarının verdiği ızdırabın vermiş olduğu bir yorgunluktu. Yataktan kalkar kalkmaz nasıl böyle yoğun düşünceler, beynine üşüşebilirdi… Yataktan doğruldu.. Pencere bir iki adım uzaklıktaydı, camı açıp kışın sert rüzgarlarını derin derin içine çekecekti. Kar öylesine çok yağıyordu ki ne şehrin caddeleri ne de binalar… İnsanların telaşı, şehrin gürültüsü kaybolmuştu bu karın içinde.. Derin derin nefesler aldı sert havadan… Bugün en azından o kadar düşünmemeliyim, bugün biraz olsun mutlu olmalıyım dedi… Umutsuzluk ve karamsarlık en yakın dostu olmuştu. Kahvaltı ederken, işe giderken, hayatının her dakikasında bu iki kötü arkadaşa katlanıyordu. Seslerini duyuyor, kavgalarını dinliyordu. Sesini çıkarmadan usulca… Buna katlanmak zorundaydı belki de. Yanında bu arkadaşları olduğu için kendini şanslı hissediyordu çünkü bu zamanda her koşulda birinin yanında olması pek de mümkün değildi. Pencereyi kapattı ve mutfağa yöneldi. İçinden bir şeyler yemek istemesede kendini mutfağın önünde buldu. Çay suyunu koydu ve ekmek kesmek için bıçak aradı. Nereye koymuştu ki çekmeceleri karıştırdı uzun uzun evet sonunda bulmuştu. Ekmek keserken ne çekilmez bir insanım diye söylenmeye başladı. İki arkadaşı da tastik etti bu cümleyi. Gözleri dolu dolu olmuştu ekmekten bir ısırık aldı, böyle olması gerekiyormuş, buna katlanmak bu kadar kolay değil ama bu denli acıtarak katlanmak… Sofraya oturdu arkadaşları eşlik etti onlar için de birer bardak koydu sofraya. Birlikte yiyip çıktılar evden. İşe gitmek istemiyordu, denizin karla dansını izlemek istedi önce sonra karın sessiz sessiz yağışını izleyecekti. Bütün gün bir bankta oturup saatlerce düşünecekti. Sonra durdu düşünmek acı vermekten başka ne işe yarayacaktı ki… Şu ana kadar ne faydasını görmüştü. Düşündükçe didik didik oluyordu anılarının en kuytu köşeleri… Kararını değiştirdi ve metro istasyonuna yöneldi. Arkadaşları onu ne kadar ikna etmeye çalışsada o kararından emindi. Şemsiyesini açmıyor karın tadını çıkarıyordu. Bir an birinin adını söylediğini işitti. Arkasına döndü usulca, arkadaşları hala onu ikna etmek için türlü oyunlar yapıyordu. 

okur

Yazar: Talya

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.