Yazamadım #CoronaGünlükleri

Yazamadım #CoronaGünlükleri

Yazamadım #CoronaGünlükleri

Yazamadım, uzun zamandır nedense duraksadım. Herkes de de öyle mi oluyor acaba? Bazen kalemi elimden hiç bırakmıyorum, sonra bir süre alamıyorum. Alamayınca da kendimi çok ama çok suçlu hissediyorum.

Aslında bu evde karantina dönemini çok daha fazla yazarak geçireceğimi sanıyordum. Her gün ilham perim omzumda olacak, ben sayfalarca karantina günlükleri yazacağım sanıyordum. Yooo hiçte öyle olmadı. Bir kere evden çalışmak, telefonlarla, konferanslarla toplantılar yapmak hiç kolay değilmiş. İnsan işyerinde ki masasını bile özlüyormuş. İki laf etmeyi, çok yoğun çalışsa da bir kahveye kaçmayı istiyormuş. Biz güya iş hayatımızı aynen devam ettiriyor ve görüntülü kahve sohbetleri yapıyoruz ama yüz yüze olmanın tadı yok ki! Yok sesin geç gidiyor, duyulmuyor, mimiklerin anlaşılmıyor…

Bu yeni düzeni sevemedim ben! Evde oturmakla ilgili bir sıkıntı yok ama hayat normale dönerse bir gün ki hiç sanmıyorum, eskisi gibi olmayacak hiç bir şey. Herkes daha bencil olacak, söylendiği gibi analara babalara düşkünlük artmayacak çünkü mesafeler giriyor araya, canını göremiyorsun, telefonla ne kadar idare edilebilir ki?

Bence tüm bu kendini tedavi etmeye çalışma durumları da yeterli gelmeyecek bir zaman sonra insana. Zaten ben evde değilken, kendime çok daha fazla zaman ayırabiliyordum. Şimdi ise pişir, yıka, koy, kaldır, temizle, bütün bunları yaparken etrafına motivasyon dağıtmaya çalış, herkese ayrı huzur vermeye çalış.

İçimde garip duygular, bence de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…Diyorlar ya, ailemizin, elimizdekilerin, yapabildiklerimizin kıymetini anladık, evet anladık doğru ama aynı zamanda yalnızlaştık. Yapayalnız kaldık, bence bencilleştik. Herkes önce kendini düşünür oldu. Normal olarak! Evlere kapandık. Bence bunda bir sıkıntı yok ama evimiz olduğu için sıkıntı yok. Ya olmasaydı. Bazılarımız işsiz kaldı. Kredi borçlarını ödeyemeyecek olanlar var! Geliri kalmayanlar var… Korkunç bir hal aldı dünya… korkuyorum, içimdeki bu kötü duyguları atamıyorum. Halbuki hep iyi tarafından bakarım olaylara. Olmuyor bu sefer…. Aldığım kararları uygulayamıyorum. Pes etmişlik, koy vermişlik içindeyim. Kendime de yakıştıramıyorum bu durumu ama düzelemiyorum. İki dakika iyiysem, sonraki dakika bir huzursuzluk kaplıyor içimi.

Dua ediyorum, meditasyon yapıyorum. Piyano çalışıyorum, aklımı boşaltmaya uğraşıyorum, halen çok şükür işimi yapmaya devam ediyorum, şükrediyorum. Çıkacağım elbet bu karanlıktan, onunda zamanı gelecek. Bak bu gün güneş var. Rüzgar olsa da, ısıtıyor insanın içini. Kurtulacağız inanıyorum! Daha doğrusu inanmak istiyorum.

yazar

Yazar: Aslananne

Kendimi seviyorum, böyle başladım çünkü bunu geç farkettim... 25 senedir durmadan çalışıyorum, çok şükür hep sevdiğim şirketler de çalıştım. Artık emekliliğine gün sayan bir beyaz yakayım desemde gün değil yıl sayıyorum... genç sayılırım. Hayattan zevk almayı istiyorum, ailemi çok seviyorum. Yazmayı, okumayı ve paylaşmayı seviyorum...2020 de ki hayalim aktif bir yazma blogu açmak ve yazdıklarımı burada toplamaktı. Yeşim Cimcöz’ün Sanalyazı atölyesine bayılıyorum. Yazmak isteyen herkese tavsiye ediyorum...çok seveceğim yazılarım olması dileğiyle...

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın
  1. Ben teşekkür ederim. Eleştirel yaklaştıgınız için. Bilimsel analizler eleştirel yaklaşımlar getirir. Bilimsel düşündügümüz oranda gerçeğin peşinde oluruz. Bu son nefesimize kadar böyle. Bu yaklaşımda duygusallığı bir kenarda tutarak sürekli üretmey ve mutlu olmayı getirir. Tekrar yorumlarımı dikkate Aldıgız için ben teşekkür ederim

  2. Tebrikler hanımefendi. Çok güzel. İki kere okudum. Çok cesursunuz. Bu günler kendimizin kaf dagında hissetmemizin ne kadar sanal oldugunu, sosyal yaşamda aslında ne kadar yalnız oldugumuzu, sosyallikle beraber içeriksiz ve duygusuz iletişimlerle aslında kendimizden ne kadar uzaklaştıgımızı ve sanal bir mutluluk yaşadıgımızı bu günlerde Eger bir kalbimiz varsa, biraz cesaretli ysek bunu kabul etmemiz gerekiyor. İnsan ürettiği oranda mutludur. Meraklı ve sürekli öğrendiği zaman yeni yeni heyecanlar yaratır. Her yeni öğrenme süreci yeni bir enerji demektir. Sadece bumu. Hayır tabiki. Birde insanın ruhen mutlu olabilecegi aşkı ve sevdigi olmalı. Buda insanın küçük şeylerle mutlu olablmesini öğrenmesi gerekiyor. Bencilim evet. Çünkü bireylerde aradıgımız marka, şöhret, laf kalabalığı. Biz kendimize o kadar yabancılaşmışız ki sevmeyi ve aşık olmayı kendimize yakıştıramıyorum. Zayıflık olarak görüyoruz. Oysaki sevebildigimiz kadarda sevilebilecegimizi bilmiyoruz. Bunu önce kendimizde yaratmalıyız.
    Bizler her neyi arıyorsan kendinde ara diyen kültürden uzaklaştık. Saygılar sunuyorum. Yazılarınızı zevkle okuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.