Üç Harflik Acı; Namı Diğer AŞK

Üç Harflik Acı; Namı Diğer AŞK

İlk yazımı çekine çekine yazıyorum buraya. İçime sığmayan şeyler bunlar. İyi okumalar 🙂

İnsan severken nasıl da bırakmak zorunda kalır diye düşünürdüm hep. Bu çıkmazı anlamam biraz zaman aldı. Kalbimi de alıp gitti orası ayrı bir acı tabi. Ne kadar severse sevsin, gözünden sakınırsa sakınsın yine de çözülemeyen bir pürüz patlak veriyor. Bu bazen bir iftira bazen bir paranoya bazense üzülmeye alışık bir insanın onu gerçekten sevmediğine yalan söylediğine inanması oluyor. Kendini kanıtlayamamak en kötü şeymiş, ağır bir tecrübeyle bunu sabitledim kalbimin abislerine. Geleceği en ince ayrıntısına kadar konuşup bir anda yok olduğunu görmek insanı yıkıyor. Boş bir beden oluyor bir anda. Yaşayan nefes alan ama aslında ruhu ve hevesi ölmüş, öleceği günü bekleyen ceset gibi dolanıyor etrafta. Boş bakışlarını sorguluyor herkes, bir şeyim yok deyip sıyrılıyorsun aradan. Her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor biraz daha kabuğuna çekiliyorsun. Kendi yalnızlığında yok olup gitmek istiyorsun. Böyle zamanlarda hayat durur mu, dert silsilesini güncelliyor her an her saniye. İyice bunalıyorsun. Aklında kötü düşünceler kol geziyor. Başından savsanda hep aklının bir köşesine gizleniyor, olur olmadık zamanlarda hatırlatıyor kendini. Aileni düşünüyorsun, en fazla da küçük kardeşini. Onun büyüdüğünü göremeden gitme düşüncesi fikirlerini birazda olsa bastırıyor. Ama nafile o kötü düşünceler kanser gibi işlemiş zihnine. Sonra iyice düşünüyorsun zaten ruhen ölmüşüm bedenen gitsem ne fark eder diye. Her türlü ölüsün çünkü.

Three Letters of Pain;  Namı Other LOVE

Aşk öyle bir menet ki insanı darmaduman edip başka kalplerde yeşertip aynı süreci yaşatıyor her kalbe. Bazıları enkazın en dibini görüyor ve hep orada kalıyor. Kimisinin acısı hafifliyor ve yeni acılara yelken açıyor. Kimi sevgisinin üstüne başkasını asla karıştırmıyor ve onun acısını kalbine gömüp bir şekilde oyalıyor kendini. Ben son seçeneği seçtim gibi görünüyor. Suçum yokken bana yaşatılanlar zoruma gitsede başka acı ve sevgiye yer yok artık bende. Yalnız kalmak istiyorum sadece. Kimseyi almadan başka kalpleri kırmadan devam etmek istiyorum. Kalbime gömerim o zaman deyip devam ediyorum. İlerde belki bi çocuğu evlat edinip tüm hayatımı ona adarım. Bu kırıklığımla, yaptıklarımla, yaşadıklarımla başka bir kalbe gitmeyi kendime yakıştıramıyorum. Kimseyi öyle sevemem, kimseye öyle sarılıp boynunun kokusunu derince içime çekemem.

Bu bünye yeterince acı çekti ağlayacak hal kalmadı. Duygusuz bir insan olmaya başladım. Her şeyi ve herkesi elimin tersiyle itip yeni bir yerde yeni ve yalnız bir insan olarak başlamak istiyorum. İşten geldikten sonra elimde kitabım ve kahvem. Belki bir de kedi alırım, yalnızlığıma ortak olur. Kitaplardaki dünyada yaşarken bir nebzede olsa kendimi unuturum. Olmazlara meyilliyim bu aralar. Kıyısız denizlere çıkasım var. Nereye gittiğini nerede bittiğini bilmeden çekip gidesim var. Kalbim bu devrin dengi değil. Daha nasıl ve ne şekilde üzülebilirim demekten vazgeçtim artık. Çünkü hiç bitmeyecek bi oşay bu. Duygusuzlaşmaya çalışıyorum tek kaçış yolum bu. Söylenen sözlerin ağırlığı insanı nasılda bitirip çöp kutusunun dibine yolluyormuş. Karşı tarafı düşünmeden edilen sözler içten içe nasıl da işliyor insanın içine. Ağırlığını her geçen gün arttırıyor söylenenler. Sevdiğin bir insandan bunları duymak insanlara olan inancını azaltıyor. Zaten zorla edindiğin neşende yerle bir oluyor. Beyefendinin keyfi yerinde, işinde gücünde. Yıktığı dünya umrunda değil, devam ediyor hayatına. Kalbinin dört odacığına da adını derin derin kazıdığın adam, seni adım adım bitiriyor. Kendisi bitmiş tükenmiş, seni de bitirip mutlu sandığı mutsuz hayatına devam ediyor. Alınan ah geri verilmez, söylenen söz geri alınmaz, açılan yara özürle kapanmaz. Her şeyden vazgeçmiş durumdayım.Artık gelse de bir gelmesede.

okur

Yazar: Senorita

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum

  1. Sevmek insan oğluna bahşedilmiş olan en nadide armağan, mükemmel bir gönül halidir. Ve ipin ucunu kaçırdığında geldiğin yer tam da o ipin ortasıdır aslında. Yıllarca hayalini kurduğun o Aşk Hiç beklemediğin bir anda çıkar gelir ve bir darbe yapar vücut ülkende önce aklını iptal eder ve binbir zahmetle kurduğun onca düzeni alt üst eder. gönül tahtına oturur ve sen sende olan bu devrimi hayranlıkla izlersin çünkü onun ihtişamından cazibesinden gözlerini alamazsın, itiraz dahi etmezsin edemezsin çünkü bundan müthiş derecede zevk alırsın safa bulursun adete.
    Sonrası yukarda anlatıldığı gibi…Hüsran
    Neden mi sonu hep hüsran olur?
    Oysa uğruna her şeyini feda edebilirdin ki etmiştin, sana dese ki ölüme gidiyoruz,
    gözlerinin içine bakıp hadi ! diyeceğin zat seni gözlerine bakmaya bile gerek görmeden terk etmiştir. Reva mıydı şimdi bu
    Müstehak!
    Bir kelime vardır Kuranımızda
    Alak, “ insanı bir alaktan yarattım “ buyurdu herkesçe bilinen manasıyla bir kan pıhtısı demekti pek azlarının bildiği manasıyla sevgi demekti âlaka… Allah ile bir alakası olmalıydı insanın
    Allah kulunu Alakasından yani sevgisinden yarattı kendi Ruhundan yani, Aşkından..
    Meleklere Ademe secde emrini verdi. Peki ne zaman? “ Ben Ruhumdan nefhettiğim zaman “ dedi. Secde çamura değildi, onda bana ait olan ruha secde edin dedi.
    Ve Rabbimiz buyurdu
    “ İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah’tan başka varlıkları O’na denk tutar ve onları, Allah’ı sever gibi sevenler. İman edenlerin Allah’ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür. “ ( Bakara 165)
    Velhasılı kelam, insan, kıymetini, değerini, şerefini Rabbinden alır demişti Pîrim, insanı değerli kılan kendisine emanet edilen ruhtur. İnsanın özü kainatın yaradılış amacı sevmektir ama Allah’ı.
    Ve kainatın sultanı Efendimiz buyurdu
    “ Ölçülü olun, sevmekte “
    Sözün özü; Ey okuyan kişi Allahı sever gibi sevme hiç kimseyi ve hiç bir şeyi, Allah için sev işte bu bütün mesele..