Türkiye Gerçeği: Deprem...

Türkiye Gerçeği: Deprem…

Türkiye Gerçeği: Deprem...

DEPREM’in yaşanması ve yine kendisini hatırlatması…

Bazı hususları tartışma masasına getirdi.

Deprem, son yaşadığımız depremler; Elazığ ve Malatya’da yaşadığımız bu üzücü hadiseler, tartışmamızı, konuştuğumuz kelamları, değerlendirmelerimizi yine rayından çıkardı.

Deprem sonucunda, bu doğal afet sonucunda vatandaşlarımızı/insanlarımızı kaybettik.

Büyük bir acı ve elem içerisindeyiz. Böyle zamanlar, gerçekten de ülkemizin kenetlenmesi gereken zamanlardır. Birlik ve bütünlük içinde olduğumuz, yaşanan üzücü olayın acısını paylaşma ve hafifletme noktasında elimizden geldiğince seferber olduğumuz bu dönemler, bizlerin moral ve motivasyonunu pekiştirir.

Böyle durumlarda gerçekten de siyaset yapmak, siyaset konuşmak, siyasal şova tenezzül etmek, nemalanmak, hem de ölüm acısı gibi bir durumdan rant elde etmek; ne insanlıkla ne de bir başka duygu durumlarıyla izah edilebilinir! Neyin siyasetini yapıyoruz? İktidarda muhalefette böyle bir üzücü olay karşısında, yekpare bir duruş sergilemeli ve söylem birliğine gitmelidir.

Deprem acısının ne iktidar partili olmayla ne de muhalefet partisi olmayla ilgisi vardır. Depremin siyaseti yapılamaz. Deprem üzerinden insanlar ayrıştırılamaz. Dindar kesimlere şirin gözükmek amacıyla, ruhani tonda açıklamalar yaparak, toplum geçici süreyle uyutulamaz. Aslında, siyaset kurumunun merkezindeki cari iktidar da, muhalefet yapan cenah da, toplumumuzu teskin etme ve yatıştırma ile görevlidir. Böyle bir durumda, iktidarı ve gücü elinde tutanlar, toplumu bölmez. Depremin fay hatlarından, toplumun fay hatlarına geçişe izin vermezler.

Böyle bir durumda bile siyaset yaparak, insanları bölmek ve birbirine düşman kılmak nasıl açıklanabilir?

Bazı şeyleri yerli yerinde değerlendirmek ve konuşmak gerekir. Özellikle, bu aralar “vergi” hususu dillere pelesenk odu. Herkes vergi diye diye bihâl oldu. Vergi hususu üzerinden, devlet veya devlet kurumları töhmet altında bırakılmaya çalışılıyor. Bakın bu ülke hepimizin. Bu devlet hepimizin. Siyasal partiler, gelip geçicidir. Devlet ise baki kalacak bir örgütlenmedir. İnsanlığın en üst düzeyde örgütlenmesine konu olan kurum devlettir. Deprem meydana geliyor, insanlar, sırf çığırtkanlık yapmak için, yani sırf söz söylemek için, “devlet kurumlarına” laf çakıyorlar.

Adalet ve Kalkınma Partisi, bu ülkenin idaresindedir. Bir siyasal partidir. Gelip geçici bir organdır. AK Parti cari dönemde, yürütme organının işleyişinden mesuldür. Yine bu bağlamda AK Parti demek, devlet demek değildir. Sırf eleştirmek için, siyasi iktidarı köşeye sıkıştırmak için, devlet kurumlarıyla uğraşmak da hiç adil değildir.

Bugün bu töhmet altında bırakmaya çalıştığımız veya yaftalamaya çabaladığımız devlet kurumları, bizler için, vatandaşlar için vardır. Bugün burada Elazığ ve Malatya’da büyük bir acı yaşandı. Bu iki kentimiz, deprem sonrasında doğa koşullarının çeşit şartlarında “yaşam mücadelesi” vermekteler. Ama, bir bakıyorsunuz… Sosyal medyada olsun, diğer gündem saptırmaya meftun mecralarda, deprem gerçeğiyle bağdaşmayacak tavır ve tutumlar sergileniyor.

Deprem bölgesi, siyaset arenası değildir. Bu son Elazığ ve Malatya depremlerinde, ülkemiz milletiyle ve devletiyle topyekûn bir kurtarma ve yara sarma mücadelesi göstermiştir. Evet, deprem doğal bir afettir. Depreme karşı hazırlıklı olmamız elzemdir. Bazı klişe laflar ve sloganlar vardır: “Deprem öldürmez çürük binalar öldürür” diye.

Ama, lütfen şu sıralar biraz daha gayretli olalım. Yazının en başında belirttiğim gibi, siyaset ve deprem yan yana zikredilmemeli. Gözlemlediğim kadarıyla, siyasal iktidar da muhalefet de, ne kadar siyaset yapmamaya çabalasalar da, bu tuzağa düşmekteler.

Depremzedeler veya haramzadeler

Hiç şık değil. Bence, zaman, insanları yabancılaştırma zamanı değil. Acılar bir soğusun, yaralar bir sarılsın; işte o zaman sorgularsın kim haramzade kim vergileri lüpletti!

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

Blog YazarBlog Okurkooplogger

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.