Toparlanalım

İç sesinizi dinleyin. inanın bana o haklı. İşimiz, okulumuz ya da mantık yürütülebilecek konularda genellikle mantığımızın bizi yönlendirmesi daha kolay olur. Bazı durumlar da duygularımız bizi ele geçirir. Düşüncelerimizi, kalbimizi ve ruhumuzu arzularımız ve duygularımız ele geçirir. Yaptığımız seçimleri yanlış olduğunu bile bile yaparız bazen çünkü, doğru seçenek olsa bizden mutlusu olmazdı. İşte tam da bu nokta da kaybediyoruz.

Hayatta bazen değil çoğu zaman istediklerimiz olmaz. Hep bir sıkıntı çıkar. Bir uygunsuzluk, düzensizlik, karışıklık olur hep. Hani mutlu olmayacağız ya, hep bir sorun olur yani ama biz buna rağmen duygularımızın bizi ele geçirdiği konularda hep yanlış seçime yöneliriz, duygularımız bizi yanıltır. Bazıları duygularımızı, kalbimizi dinlememizi önerir çünkü bizi mutlu edecek seçimi duygularımız söyler ama yanlış. Sonucunda kırılırız.

bu sebepten dolayı pişman olmalısınız demiyorum. hata yapmalıyızdır, hata yapmadan hayatımızı ilerletemeyiz bazen mutlu olmak umuduyla bazı hatalar yaparız, yapmak isteriz, yapmalıyızdır da canımız çok acısa bile…

Bu yanlış seçimlerin sonucunda ağır bir çöküntü yaşarız. Bir daha hiç kendimizi bulamayacağımızı sanarız. Tekrar ayağa kalkmaktan korkarız çünkü aslında tekrar düşmekten korkuyoruzdur, tekrar yıkılmaktan ve yüz üstü bırakılmaktan. Dizlerimiz kan içindeyken koşmaktan korkuyoruzdur. Dudaklarımız titrerken ağlamamak için yuttuğumuz sözler içimizi parçalar ve her anımız böyle geçer, bir süre.

Kızaran gözlerimizle birlikte tüm vücudumuz ve en çokta ellerimiz titrerken içmemiz için elimize verilen su gibidir insanların verdiği teselliler.

Derdini anlatmayan derman bulamaz derler ya, bu doğru ama karşı tarafın bize vereceği teselliden veya akıldan dolayı değil. Birilerine bir şeyleri detaylarıyla anlatmak aslında kendimize anlatmaktır. Bizi tekrar ayağa kaldıracak olan bizlerizdir. Acılarımız dudaklarımızdan dökülürken anlarız bir şeyleri nasıl ayağa kalkacağımızı anlarız. Taşları yerinden oynatıp doğru biçimde sıralamalıyızdır. Bazen duvarlarımızı yıkıp tekrar inşa etmemiz gerekir, bizi buna mecbur bırakırlar. Biraz zaman alabilir, almalı da zaten. Kolay mı kırılan kalbi onarmak? Kıran kişinin onarmasını bekleriz aslında ya da bir şeyin ama beklemek acıtır. Bazı şeyler beklemeye değerdir ama bunun bir sınırı olmalı öyle herkes onaramaz kırdığı kalbi bunun için birilerine güvenmemeliyiz. Ya o anlar düzeltir geri demeyelim. Anlayamazlar, düzeltemezler. Zamana da bırakmayalım, elbet düzelirim dememeliyiz. Bu zamana bırakma olayı yanlış anlaşılıyor zaten. Zamana bıraktım geçer diyoruz ama zamanın geçirmesine izin vermiyoruz ki, zaman bize bir süre verir ve bu sürede sürekli yaptığınız hataları düşünmek, tekrarlamaya çalışmak ya da acılarınızla odaklanmak zamanın bize verdiği süreyi harcamaktır. Bu şekilde zaman hiçbir şeyi geçirmez. Geçmişiniz de bizi mutlu eden anıları unutamayız ama yerini başka güzel anılarla doldurabiliriz.  Çok daha farklı şeyler düşünüp bize iyi gelen şeylere odaklanırsak zamanla geçer. Hani dedim ya, yanlışlarımızın sonucunda kırılırız diye , bazı yanlışlar kırılmaya değer. Mutlu olmuşuzdur, keyif almışızdır belki de hayatıımızın en iyi dönemidir ama kırıldıktan sonra geride bırakmayı öğrenmeliyiz. Ben yıkıldım diyerek pes etmek yerine ben güçlüyüm diyerek ayağa kalkmalıyızdır, birinin ellerimizden tutup kaldırmasını beklemeyelim kendimiz kalkalım. Biri bizi kaldırıp tekrar ayağımıza çelme takabilir ama kendimize bunu yapmayız. Bazen güçlüyüm derken gücümüzün altında ezildiğimizi hissederiz, aslında bizi ezen pişmanlıklarınızdır. Pişman olmak yerine hatalarımızı kabullenip kendimizi affetmeliyiz.

Biliyorum hiçbir şeye hevesiniz kalmayacak, tutunduğunuz her dal kırılacak. Bir çukurun içinde, karanlıkta yapayalnız hissedeceksiniz. Birinin halat atmasını beklemek yerine tırmanın. Gidecek yolum kalmadı derseniz ellerinizle kazarak kendinize bir yol yaratın. Kimse ne kadar üzüldüğünüzü ve yıprandığınızı anlamayacak.

Herkes acınızı küçümseyecek, herkes küçümsemese bile size yardım edemeyecek. Size ancak siz yardım edebilirsiniz. Gideceğiniz yolu siz yaratabilirsiniz. Gece yastığa başınıza koyduğunuzda neler düşündüğünüzü sadece siz biliyorsunuz. Düşüncelerin sizi uyutmadığını, ağlayarak uyuya kaldığınızı, söyleyemediğiniz şeylerin ağzınızı parçaladığını, düşünmekten kafanızı tırnakladığınızı sadece siz biliyorsunuz. Kimse size iyi gelemiyorsa, kendinize iyi gelin. Unutmayın hayat zor değildir, insanlar hayatı zorlaştırır. Ailemizi veya yaşamamızı biz seçemiyor olabiliriz ama yapabileceğiniz seçimleri bir milyonere düşünerek yapın. Kimsenin ve hiçbir şeyin hayata tutunma sebebiniz olmasına izin vermeyin. İnsanların dışında kendinize ait, yalnız kaldığınız, kendinizi dinlediğiniz ve tek başınıza keyif aldığınız şeyleri yaptığınız ayrı bir hayatınız, alışkanlıklarınız olsun. Sınırlarınızı çizin kimsenin geçmesine izin vermeyin. Bunu yaptığınızda emin olun hiçbir şey sizi tamamen yıkamaz çünkü bir hayatınız daha vardır. 🙂

yazar

Yazar: Suzan-Ozer

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum

  1. çok daha sade yazılabilir. kelime eklerinin birçoğu gereksiz yere orada. daha fazla kelime kullanılabilir, kelimeler birbirini tekrarlamış gibi geldi bana. “bazen şöyle olur” cümle kalıbını da bırakmalısın. anlatılan şey çok derin aslında. yine de fena değil demekle kalıcam