Gobeklitepe, Urfa/Turkey-November 19, 2018: Gobeklitepe was built tens of centuries before invention of writing and the wheels and one of the greatest archeological findings in our planet’s history.

Tarihin Gizemi: GÖBEKLİTEPE

Aslında bir sayısal öğrencisi olarak tarihle pek aram yoktu.Buna karşın nedendir bilmem Göbeklitepe beni en çok meraklandıran bir keşif olmuştu. Göbeklitepe tarihin seyrini değiştirecek bir keşif olmuştur. Çoğu tarihçi bu olayı inanılmaz bulurken bir çoğu ise bu olaya kuşkucu bir şekilde davranmışlardır.Şimdi biraz daha detaylı bakalım.

Bilmeyenler için Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hâkim bir konumda yer almakta sevgili arkadaşlar. Açıkçası medeniyetler beşiği olarak nitelendirilen Anadolu’dan böylesine cevherler çıkması bizi şaşırtmakla birlikte “Irmağının akışına…” moduna getirmiyor da değil.

”Peki iyi hoşta kim buldu Göbeklitepe’yi?” dediğinizi duyar gibiyim.Göbeklitepe kadar Göbeklitepe’nin keşfi de oldukça ilginç. 1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç abimiz yerde oymalı bir taş buluyor. Bulduğu taşı doğrudan müzeye götürüyor ve bu oymalı taş müzede sergilenmeye başlıyor. Mahmut abimizdeki bilince helal olsun. O götürmeseydi belki de Göbeklitepe halen bulunamamış olurdu. Tabii bütün bunlardan önce de 1963 senesinde İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışma yürütmüş, bölgeyi incelemiş fakat çalışmaların üzerinde durulmamış. Sağlık olsun demek ki Mahmut abimize kısmetmiş. Çalışmalara da 1995 yılında başlanıyor.

Gobeklitepe, Urfa/Turkey-November 19, 2018: Gobeklitepe was built tens of centuries before invention of writing and the wheels and one of the greatest archeological findings in our planet’s history.

Peki Göbeklitepe bir tapınak mı?

Bu bilgi tam olarak kesin değil.

Göbeklitepe, M.Ö. 10. bin yılın sonlarından, M.Ö. 9. bin yıllarına tarihlenen bir tarih öncesi alan arkadaşlar. 1500 yıl kadar süren bir dönemden kalma arkeolojik birikintiler içeren yapay bir höyük. Bu birikintiler arasında mimari yapılar, atıklar ve tortu birikintileri yer alıyor. Kazılarda büyük miktarlarda faunal ve botanik kalıntılar, çakmaktaşı ve öğütme taşı eserleri, ayrıca hayvan ve insan tasvirleri ile heykeller ortaya çıkarılmış.

Göbeklitepe’nin ‘tapınak’ olarak önerilen işlevinin son derece problemli olduğu yönünde görüşler mevcut. Tapınak fikri; tanrıların ve eğitimli bir ruhban sınıfının varlığını varsayıyor ve bu durum ‘tapınak’ların (ilahi tapınım için bir yer olmasının yanı sıra) bir tür ekonomik güç kullandığı anlamına geliyor. Bu yorum, M.Ö. 10. ve 9. bin yıllarında yaşayan ‘Taş Devri’ toplulukları için tamamen gerçek dışı olduğu savunulmakla birlikte bu tür ‘tapınak ekonomileri’ en azından geç Kalkolitik / Bronz Çağı’na kadar ortaya çıkmadığı söyleniyor.

Açıkçası bunlar bir yana beni en çok merak ettiren şeyler ‘ T ‘ şeklinde sütunlar.

‘T’ şeklindeki sütunlar ne anlama geliyor?

T’ şeklindeki taşların insan tasvirinde olduğunu belirtiliyor. Bu tasvir, dikili taştaki oymalara (alçak kabartmalarda; kolları, elleri, kemerleri ve örtüleriyle oldukça belirgin olduğu görülüyor. Eğer bu ‘T’ şeklindeki yapılar insan olarak düşünülürse anıtsal yapılarda karşımıza bir toplanma ya da buluşma anlamı ortaya çıkıyormuş. Yapının içerisinde de ayakta duran ve etrafında oturmuş sayısız kişi tasviri bulunmaktaymış.

Göbeklitepe bulunduktan kısa bir süre sonra insan kemiklerine rastlanmış.Yani burası ayin yeri olarakta kullanılmış olabilir.Ama bu tarihçilerin üstüne pek düşmediği bir konu.

Bu ‘T’ şeklindeki sütunlarda bazı hayvan resimleri var.Kaplan, leopar gibi.

Dikilitaşlarda tasvir edilmek istenen bazı hikâyeler de mevcut. Doğudaki (Dikilitaş 18 / P18) sağ kolunun altında bir tilki taşıdığı görülüyor. Bu hikâyenin ne olduğunu kesin olarak söylenemiyor. Bu hikâyelerin o zamanlar doğal ortamı avcı-toplayıcılarla paylaşmış hayvanların çoğuna sahip olduğu söylenebilen tek şey. Bunlardan birkaçı yılanlar, yaban domuzları, yaban sığırları. Bu hayvanların her birinin sözlü anlatı ve geleneklerinde kendine özgü bir yeri olduğu düşünülüyor. Belirli türler yaratılış mitlerinde öne çıkmış olabilir veya çok özel bireyler veya gruplar (ve onların özellikleri) ile ilişkilendirilmiş olabileceği yönünde bakış açıları mevcut. Özellikle güçlü yaban sığırları, sık görülen tasvirleri ve bazı dikilitaşlar üzerindeki kafatası ve boynuzlarının gösterdiği üzere Göbeklitepe’de özel bir rol oynamış olabileceği yönünde de görüşler var.

Yani açıkçası Göbeklitepe hala gizemini koruyor.Umarız bu gizem bir an önce çözülür.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.