Söylenmemiş sözler

Öyle anlar vardır ki ruha dokunan … 

Beklenmedik anlarda gelip içini söylenmemişlerle doldurup kaybolur . Vaat edilmiş onca söz varken neden söylenmemişler akla takıla kalır ki? Sözlerin esiri değil de söylenmemişlerin esiri neden olur insan? Neden bu kadar çok koyar yaşanmamışlıklar? Belki de geçmişinden isyankar olduğu içindir. Her şeyi bir yana bırakıp düşünemez mi şu an ki mutluluğunu? İzin vermezler mi geçmişteki ıstıraplar? Hayal kurmak bile bu kadar zor gelir mi insana? İntihara sürükleyebilir mi kendini ?  O kadar mı soğur kendinden? Soğuyabiliyormuş demek ki en çok kendi canının yanmasından korkarken, kendi canını bile isteye yakabiliyormuş. İçinde kalan her neyse o vazifeyi yerine getirememek dürtüsü, bir türlü vicdanını rahat ettiremediğinden ,bu kadar eziyet edebiliyormuş kendine. Bağıra çağıra tüm dünyaya haykırmalı söyleyemediklerini .. İçindeki hüzün bitmeli, kendiyle barışmalı artık. Sükunete hapsettiği benliğini kurtarıp kaçmalı dört bucak bu hapisten. Kurtulduğu gün, kendisiyle yeniden tanıştığı gündür. Yeniden doğduğu ve mutluluktan kaçamadığı..

Yaşanmamışlar

Bazı sabahlar uyandığında,
bakarsın ki dertler çoktan ayakta.
Çareler ise kış uykusunda
Doluya …boşa koyarsın,
bir ayar tutduramazsın.
çok yoğun bir gün yaşarsın,
Çözülememiş düğümler karmaşasında.
Aslında o gün,
hiç yaşanmamış günü yaşarsın.
Yinede yaşadığın yazılır,
ömür takvimine.

Vasfi Ayaz

okur

Yazar: blankspace

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum

  1. “İçindeki hüzün bitmeli, kendiyle barışmalı artık. Sükunete hapsettiği benliğini kurtarıp kaçmalı dört bucak bu hapisten. Kurtulduğu gün, kendisiyle yeniden tanıştığı gündür. Yeniden doğduğu ve mutluluktan kaçamadığı.. ”

    çok güzel bir yazı olmuş ✨