ŞİMDİ BAKIN !

Tutarsızlığın dibindeyiz. Çelişkilerimizi zafiyet olarak görmemize biraz daha var. Henüz kendimize itiraf edemiyoruz. Çünkü perdenin diğer ucundaki sesi susturmamız uzun zamanımızı aldı. Cevaplardan korktuğumuz için muhasebecimizi kovduk. Gece  daha rahat uyumak için.. İkna odaları kurmaya başladık sonra da alacağımız kararlarda beynimizi bu odaya kapattık. İlk başlarda aşırı tepki verse de mantığa neler yaptığımızı görünce o da sesini kesti. Verdiğimiz kararlar sahibinin elindeki ipten kaçan bir köpek gibiydi. Nerde ne zaman kimi ısıracağını bilemezdiniz. Böylece vereceğimiz kararlar tesadüfi olarak belirlenirdi. İp uzunsa ‘’Dikkat köpek var’’ yazısı bir işe yaramayabilir. Doğal olarak ipin ucunu kaçırmak, duygusal kararlar vermeyle biter. Duyguların şekil verdiği kararlar bizi insan yapar diyebilirsiniz. Ama hissettiğimiz şeylere hala duygu adını vermek şiirlere saygısızlık olurdu sanırım. Başta mantıklı davranmaya karar verseniz de mantık bir çöl iken duygular, her zaman birbirine çıkan sokaklar gibi düşünebilirsiniz. Farklı şehirlerde yaşamazlar. Bu yüzden kolayca aşkın nefrete, nefretin de aşka dönüşürdü. Sokakta yürüyen birine çölü anlatmak manasızdır. Tavsiye verirken, ‘kendi bilir’’ fikrine kapılmanız ne kadar sürenizi alıyor.

Şimdi bakın! Merak etmeyin çok uzağa bakmanızı istemeyeceğim. Kendinize bakmayı bıraktığınızı biliyorum. O yüzden yanınızdakine bakın. Bir yerde otururken etrafınıza bakın. Bir söz vardı hani. ‘’Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır.’’ diye. Artık günümüzde bunun geçerli olduğunu düşünmüyorum. İnsanları çoğunlukla kokularından, giydiklerinden en çok da satın aldıklarından tanıyoruz. Sosyal medyalarındaki profillerinin izdüşümü olmaya çalışanlarla oturuyoruz. Düşünmekten çok uzak, artık bir reflekse dönüşen konuşmalarını dinliyoruz. Günün sonunda dedikoduya ayırdıklarımız hariç hepsini unutuyoruz.

Hergün denk geliyoruz. Yanyana oturup, arkadaşlık kuruyoruz. Aşık olup, hayatımızı birleştiriyoruz. Bir fıkraya gülerken ya da bir hikayeye ortak olurken, olayları kişiselleştirmek için dinleyiciden veya okuyucudan anlatacaklarını uzaklaştırmak gerekir ama bu kez yapmayacağız. Sen de dahilsin. Ağzını açmadan önce şunu belirteyim ki her hikaye acıklıdır.. Belki en büyük acının kendisininki olduğunu sanan bir gerizekalı ya da evli ama parası olduğu için heyecan arayanlardansın. Söyle şimdi, hangi dini gruptansın? Senin adına kararlar alan, sorumlulukla körebe oynayan, efendilerinin de sobe yaptığı o insanlardan mı ? En çok da bir delinin kuyuya attığı taş gibisin. Yerinden bile kıpırtamayacağın obez düşüncelerin var. Şansına küs, ne kırk akıllı var ne de senin diyet yapmaya niyetin. Bilmem kaçıncı erkeğin fotoğraf galerisindesin ya da anlattığı hikayedesin. Telaş yapmana gerek yok.. Erkeğin ilişki mezarlığında onlarca mezardan sadece birisisin. Bil bakalım hepsine hangi aynı cümleyi kurdu. Derisini değiştiren yılan gibi ilişki dönemini bekliyor olacak. Sonradan çok değişti lafının karşılığı olan kabuklarını soymaya başlayacak. Koynunda yılan beslemiş olabilirsin. İlişkilerinde çarpık kentleşmeye gitmiş bir arkadaşım prezervatiflerinin üstüne kız arkadaşlarının isimlerini yazardı. Özel hissettirmenin farklı bir yolu olmalı.

Bir gruba dahil olmak ve ait hissetmek ya da bir şeye inanmak ve peşinden gitmek, hayatı yaşanılır kılmanın tek yoludur. Giydiğin onca karakterin bir gruba yakışmasını beklersin. Günümüzde dini karakterlerin siyaseti, siyasi karakterlerin de dini, bir kol çantası gibi kendine yakıştırması bundandır. Bu tür insanların düşünceleri, sözlerine sinmiştir. Görmeden de tanırsın. Savundukları genellikle avunduklarıdır. Tarihini bilmeyen bir milliyetçi, idealistliği zamanla kırılan bir solcu; size olandan şikayet eder ve olması gerekeni anlatır. Sonra şikayet ettiği hayatına döner. Anlattıklarını sigaranızla yakan ve dumana katan siz de hesabı ödersiniz. Doğuda yaşamamış biri size doğudakileri şikayet eder, batıdaki insanların rahatlığından bahseder durur. Bulunduğu yeri kendi gibi insanlarla doldurunca da doğudaki gibi misafirperverliğin kalmadığını söyleyip, batıda tatile gider. Egeden ev alıp, emeklilik planlarına dahil etmeye çalışır.

Sizin kim olduğunuzu bilemem veya nasıl biri olmanız gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunamam. Kişisel gelişim saçmalalıklarından birisi olmasını istemem. Bulmacalarda yer alan ünlüyü bulmak gibi anlattıklarım da sıklıkla denk geldiğimiz profilleri ele veriyor sadece. Toplumdaki yerini bulmak için telefonundaki navigasyonundan daha fazlasına ihtiyacın var. Öyleyse kim olduğun değil, yaptıkların seni diğerlerinden ayırır.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.