Sevmeyi Bilmeyenin Sevdası

Size bir kadından bahsetmek istiyorum, tüm içtenliğimle. Daha önce tanıdığım,gördüğüm bu kişiyi kütüphanede ders  çalışırken gördüğümde sanki ilk görüşte aşkmış gibi vuruldum. Turkuaz rengi gömleği, altın çerçeveli gözlüğü hafif dalgalı ve doğal bir şekilde arkadan toplanmış omzuna kadar olan saçlarıyla ilk defa görmüş gibi aşık oldum. Önündeki kitaba odaklanmış bir şekilde ders çalışıyordu ve başka hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Ve bu sanki bir tabloymuş ve o bunun farkındaymış gibi bakmama sebep oluyordu. Aç bir kurt gibi değildi bakışlarım kürt mantolu Madonna daki tablodaki kadına her gün bakmaya gelen o kadına aşık olan adamın bakışlarıydı benimkisi.

Ve üniversitenin itiraf sayfasında onu her detayıyla yazdım çünkü bunu herkes okumalıydı ve güzelliğinden haberdar olmalıydı ve o benimle konuşmak istedi. Ben istemedim lakin o benimle konuşmak isteyince tüm hücrelerim itaat etti. Çünkü kalbinin her odasında bir güzellik barındıran bu kadının her odasını görmek için bir merak uyandı bende ve başladık konuşmaya. Konuşmamız onun üzerine kuruluydu çünkü güzelliğini ona anlatmam lazımdı sanki o kendini hiç bilmiyormuş  da benim ona kendini tanıtmam gerekiyormuş gibi.

Konuşmalarımızda kendinin güzel  olmadığını söyledi bende kabul etmedim. Kaşının,gözünün güzelliğinden bahsederek ikna etmeye çalıştım lakin onun istediği bu değildi. O ruhunun ne kadar güzel olduğunun farkındaydı ve sadece onu görmemi istiyordu. O kadar özeldi ki… Ve bende ona ruhunu anlatmaya başladım. Ben onu sevmeyi severken o da onu sevmemi seviyordu.

Onu uzaktan sevmem yetmemeye başladı çünkü eski mecnunlar gibi sadece yazışıyorduk. Ben onu görmüştüm ve tanıyordum oysa o  benim sadece adımı biliyordu ve beni tanımak istiyordu. Kendisini seven insanın kim olduğunu bilmek istiyordu. Oysa ben bundan köşe bucak kaçıyordum çünkü beni olduğum gibi sevmesi imkânsızdı. Bundan adım gibi emindim. O kadar mükemmeldi ki… Güzelliği,ruhu,ailesi… Ama ben… kalbime aldığım yaralar o kadar nasır bağlamıştı ki,kalbim görünmüyordu bile.

Durum böyle olunca kavga kaçınılmazdı ve artık dayanamadı ve buluşmak için ısrar etti bende kaçma konusunda ısrar ettim. En masumu böyleydi ancak bu şekilde sevdiğimi doya doya anlatabilirdim. Beni gördüğü an tokat atması kaçınılmazdı. Ben ona kim olduğumu gösteremezdim ve saçma sapan bahaneler buluyordum. Benden gidersin diye korkuyorum gibi… Ve o tüm anlayışıyla beni kucaklıyordu. Hayaller kuruyorduk beraber. Bana elini tutmama, onu öpmeme,sarılmama izin vereceğinden annesiyle tanıştırmayı düşündüğünden söz ettiğinde ben mutluluktan uçuyordum. Sadece mesajlaşarak ona seni seviyorum demeyi başarmıştım ve o sevdiğim adamı görmeyi istiyorum dediğinde yapacak bir şey kalmadı. Bir gün ayarladık ve o gün geldiğinde ben hesabı kapattım. Bunu yapmalıydım aksi mümkün değildi çünkü beni o hâlimle sevemezdi. Çünkü ben….

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.