Sevgisiz Büyüyen Çocuklar

Sevgisiz Büyüyen Çocuklar

Hayatta kim için yaşıyoruz kendimiz için mi başkaları için mi? Acaba kendimiz evliliğe hazır mıyız en basitinden ya da evlenmek istiyor muyuz? Peki çalışmak istiyor muyuz? Ya da çocuk sahibi olmak? Yoksa çocukluğumuzdan itibaren bilinç altımıza sokularak tesiri altında kaldığımız düşüncelere göre mi yaşamak zorunda hissediyoruz kendimizi?

Son zamanlarda dışarıda sürekli gözüme batan bir durum var. Çocuk ve ebeveyn ilişkileri. Bir kaç kere ailelerin çocuklarına olan olumsuz tavırları gözüme takılsa da yine de iyi tarafından olaya bakmak istedim. Her insan zaman zaman sinirlenebilir diye düşündüm. Bir keresinde babası dört beş yaşlarında ki erkek çocuğuna alenen küfretti mesela. Bu ve benzeri davranışlara çeşitli yerlerde rastladım. Örneğin çocuk geliyor heyecanlı bir şekilde başından geçen bir olayı anlatıyor, fakat ne annesinin ne de babasının umurunda değil. Olaya hep iyi tarafından bakmaya çalışsam da geçen gün tesadüf eseri sosyal medyada bir psikoloğun videosuna denk gelince, dedim ki bu konular ancak böyle güzel anlatılabilirdi ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Çünkü ondan bir kaç gün önce dolmuşta teyze şöyle diyordu. “Ne kadar çocuk yaparsan o kadar iyi, sana bakarlar. Az çocukla olmuyor böyle işte. Yaşlı veya düşkün biri değildi. Orta yaşlıydı. Tabi ki çocuklar yaşlandıklarında, sağlıkları bozulduğunda ailelerine bakmalı, fakat benim bildiğim çocuk bunun için yapılmaz. Türkiye’de maalesef bazı çocuklar ebeveynlerinin etkisi altında, sanki hiç bir söz hakkı yokmuş gibi. Kaç kişi evinde o sürekli izlenen dizilerde olduğu gibi çocuklarının göz hizasına inip konuşuyor, gerçekten çocuğuna bir şey öğretiyor? Bence öğretmek yerine dikte etmeyi daha çok tercih ediyorlar. Bazen küçük çocuklar geliyor, ellerinde o sırada ne varsa bisküvi mi meyve mi artık, yanındakine uzatıyor, diyorum ki paylaşmayı öğrenmiş ne güzel. 

Bu durum çocukluktan yetişkinliğe geçince de devam ediyor. Bizim ki bilmem ne üniversitesini kazandı sizin ki nereyi kazandı? Bizim çocuk şu iş yerinde çalışıyor, sizin ki çalışıyor mu? Sürekli bir baskı ve neticesinde oluşan değersizlik ve başarısızlık hissi. Çocukluktan yetişkinliğe kadar. Yetişkinlikte bile o baskı kalkmıyor. Bunun sonucunda bir çok insan işi olmadığı için kendini değersiz hissediyor, öyle hissettiriliyor etrafındakiler tarafından. Çocuklarında bir kişiliği olduğunu ve çok değerli olduklarını unutmayalım ve ona göre davranalım lütfen. Sırf evlenildi diye çocuk yapılmaz, sırf ilerde bu çocuk bana bakar diye de çocuk yapılmaz. Herkesin ayrı bir birey olduğunu hatırlayalım.   

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları