Sessizliğim içimdeki sevdadandır…

Bana seni soruyorlar ! Anlatamıyorum susuyorum… Ben susunca seni kötü biri sanıyorlar oysaki suskunluğum kötü biri olmandan değil … Suskunluğum seni anlatacak kelimeleri bulamamam ve kelimelerin kifayetsiz kalmasından…

Sonra yavaş yavaş dökülüyor gönül pınarımdan senin için cemreler… Bir gülüşü var yüreğini ısıtır , bir dili var baldan tatlıdır, bir bakışı var deryasında boğulursun, bir de samimiyeti ve sohbeti vardır içinde hapsolmak istersin…

Sessizliğim , suskunluğum içimdeki sevdanın dilimi lal etmesindendir. Sevda kimilerini konuştururken kimilerini ise dilsiz eder. Benim payıma da dilsizlik düştü. İçimde yanan bir sevda ateşi var lakin ben o ateşin küllenip yüreğime kor olmasından korkarım. Gönül pınarımdan düşen cemreler , dilimden dökülebildiğinden fazlaydı lakin benim anlatmaya mecalim yoktu. Biliyordum çünkü ne kadar anlatmak istesem de sevdamı , yetersiz kalacaktı herşey… Bu yüzden susmayı tercih ediyordum. Bazen susmak bize çok şeyi anlatırdı diye …

Lal olan dilimle kifayetsiz kalan kelimelerimle anlattığım sana ve sevdama hayran kaldılar. Gerçekten de böyle biri var mı diye… Böyle sevda kaldı mı diye… Yoksa hayali biri mi diye… Yahut hayali bir sevda mı diye… Ve ben yine susarım tüm bu sorulan sorulara karşı senin bana verdiğin huzur ile… VESSELAM

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum