ŞEKER PORTAKALINDAN SONRA

Selam herkese. Şeker Portakalı’nı okudum. Evet, ağladım dövülme sahnelerinde ve Portuga’ya veda ederken:( 

Zeze gibi 5 yaşında trenin altında intiharı düşünen çocuk var mıdır dünyada bilemiyorum ama şiddete maruz -hem fiziksel hem psikolojik- milyonlarca çocuk var. Umarım her geçen gün daha da azalır ve bir gün biter. 

Bunun üzerine bugün gözlemlediğim bir olayı anlatmak isterim. Kuruyemişçiye girmiştim. Orada jelibonlar da satılıyor. Bir kız ,yaşı yaklaşık 9, jelibon istedi ve babası onların tadı kötü sevmezsin gofret al dedi. Belki bunda kötü bir şey yok diyeceksiniz ama şeytan ayrıntıda gizlidir. Ne demek istiyorum? Kızın kendi ağzı, kendi deneyimlerine göre tat zevki var. Babası kızının ağzında hissettiğini hissedemez. Dolayısıyla bu şekilde yaklaşması kızının düşüncesini önemsemediğini hissettirebilir ona.Tabi kız jelibonunu aldı ve annesi destekledi onu.

Bazen yaşlarımıza rağmen hala büyükler bizleri kontrol etmeye çalışır. Onları kırmadan bu şekilde yapmayı istediğimizi dile getirebiliriz. Bu da anlam ifade etmiyorsa susmak iyidir.

Tabi bizler de karşımızdakini ne olursa olsun elimizden geldiğince önemsemeliyiz. Önemsemenin en güzel noktası da göz temasıdır.

Zeze’nin yaramazlıkları peki? Okulda, Portuga’nın yanında, kardeşi Luis’le oynarken ya da Minguinho’yla oynarken uslu da neden diğerlerine afacanlık derdinde? Neden dövüldükçe uslanmıyor? Çünkü dövmek sadece çocuğa, insana değersizliği, sevgisizliği hissettirir. Eğer yapılan şeyin yanlış olduğunu düşünüyorsak nedeniyle birlikte çocuğun gözlerinin içine bakarak sakin bir ses tonuyla anlatmalıyız. Düşünsenize size böyle davranıldığını. Ne kadar güzel hissedersiniz. Yani her birey değerlidir. Çocuklar da.

Teşekkürler vaktinizi ayırdığınız için.

yazar

Yazar: Şaziye KAPLAN film&kitap

Başkaları için kendinizden vazgeçmeyin:)

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.