SEVGİ ÜZERİNE

   Hayatımız, düşünce girdabı içerisinde duygularımızın oradan oraya savrulmasıyla geçiyor. Oradan oraya savrulan duygularımız ruhumuzda izler bırakıyor. Bu izler bizim ruh haritamızı oluşturuyor. Hangi duygunun ruhunuza daha çok iz bıraktığı üzerine hiç düşündünüz mü? Gün boyu birçok konu üzerine düşünüyoruz. Geçmiş, gelecek, para, aşk, iş, eş, aile ve arkadaşlarımız düşüncelerimizin temellerini oluşturuyor. Peki ya bu temellerin daha derininde olan duygularımız üzerine hiç düşünüyor muyuz? Mesela sevgi üzerine?

   Japon yazar Masumi Toyotome’nin sevgi üzerine düşüncelerine göre üç tür sevgi vardır.                           Birinci tür sevgi ‘’Eğer’’ sevgisidir; Toyotome’ye göre en çok rastlanan sevgi türüdür. Eğer sevgisi, belli beklentileri karşılarsak bize verilecek olan sevgidir.  Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan seni severim. Seni severim eğer sen de beni seversen. Burada bir şarta bağlı ve karşılık bekleyen sevgi söz konusudur. Birçoğumuz en saf olması beklenen anne, baba sevgisinde bile ‘’eğer’’ türü sevgiye rastlıyoruz.

  İkinci tür sevgi ‘’Çünkü’’ sevgisidir; Seni seviyorum çünkü güzelsin. Seni seviyorum çünkü zenginsin. Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var. Çünkü sevgisinde kişi zaten sahip olduğu bir nitelik yüzünden sevilir. Çünkü sevgisi olduğumuz gibi sevilmektir ve insanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Eğer ve çünkü sevgisi her ne kadar birbirinden farklı iki tür olsa da temelleri aynıdır. Çünkü sevgisi kişiye eğer sevgisi kadar yük getirmediği için rahatlatıcı gözükse de nitelikleri için sevilen kişinin sürekli bu niteliklere sahip olması gerekliliği yük değil midir?

   Üçüncü bir sevgi vardır ki o ‘’Rağmen’’ sevgisidir; Bu tür sevgide insandan bir şey beklendiği için değil bir şeyler eksik olmasına rağmen sevilir. Kişi kim ve ne olduğu için değil, kim ve ne olduğuna rağmen sevilir. Notre Dame’ın Kamburunda güzel Esmeralda’nın Quasimodo karakterini hem çirkin hem kambur olmasına rağmen sevmesi ve soylu delikanlı’nın da Esmeralda’ya çingene olmasına rağmen âşık olması bu türün edebiyatta ki örneği olarak verilebilir. Masumi’ye göre sevgilerin en gerçeği rağmen sevgisidir ve yüreklerin en çok susadığı sevgi budur. Farkında olmasak da hava gibi su gibi bir ihtiyaçtır rağmen sevgisi. Yakınımız olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir. Ailemizde bile sahip olamadığımız bu sevgiye dünyada ulaşabilmek mucize olsa gerek.

   Dünyada ki en büyük kıtlık ‘’Rağmen türü sevginin’’ yeterince olmayışıdır. Hayatınızda ‘’Rağmen’’ sevdiğiniz kaç kişi var? Sözleriyle sevgi üzerine düşüncesini sonlandırıyor Masumi Toyotome.

  Sevginin bencesine gelecek olursak; ‘’Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz…’’  ve sevginin ne olduğunu ailede tanımlamaya başlıyoruz. Kendimizi zaman içerisinde bir takım soruların cevaplarını ararken buluyoruz. Sevgi denen şey sözcüklerden ibaret midir? Yahut sevgi kanıtlanması gereken bir şey midir? Veyahut da eylemler ile bu duygunun hissettirilmesi yeterli midir? …

   Sevgi kelimelerden ziyade eylemlerdir. Samimi bir gülüş, içten bir bakış kelimelerden daha fazla anlam ifade edebiliyor. Sadece kelimelerde kalan sevginin zaman içerisinde tüm inanılırlığını yitirdiğine hepimiz şahit olmuşuzdur. Gün geliyor ‘seni seviyorum’ cümlesi hiçbir anlam ifade etmiyor. Cengiz Aytmatov’un da dediği gibi ‘’Hem konuşmaya ne gerek vardı? İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimelerde her şeyi anlatmaya yetmez.’’ (Cemile, 1958)

  Sadece kelimelerde kalan sevgi yetersiz olduğu gibi sadece eylemde kalan sevgi de yetersizdir. İnsan fıtratı gereği duygularını birden fazla duyu ile pekiştirmek ister. Bir duyuyu beslemek ile birden fazla duyuyu beslemek arasında şüphesiz ki uçurum var. Kişi sevildiğini duymak ister, görmek ister, hissetmek ister. Yeşertilecek bir tohum, yetiştirilecek bir fidan gibi can suyu ister, budanmak ister, ilgi, alaka, bakım ister. Kısacası sevgi emek ister. 

Tıpkı Asya’nın İlyas’a dediği gibi ; ‘’Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, sevgi dostluktu, sevgi emekti.’’               Rağmen sevgisi ile sevip, sevilebilmek mucizesine, emek verebilmek ümidiyle.

     

  

  •  TOYOTOME M. , ”Three kinds of love”(1961-1991)
  • SUNGUR Mehmet Z., TEDX Talks İzmir , Ekim 2018
  • URAL A. ALİ, ”Posta Kutusundaki Mızıka” Şule yay., Aralık 2016
  • AYTMATOV C. ” Cemile” Ötüken Neşriyet, 2020
  • ”Selvi Boylum Al Yazmalım”, Yönetmen: Atıf Yılmaz, Öykü: Cengiz Aytmatov, Uyarlama: Kırmızı Eşarp.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.