Samimiyet(?)

Samimiyet(?)

Samimiyet(?)

Bugünler “samimiyet” testinden geçeceğimiz günler…

Sayın Hasan Cemal’i t24 sitesinde yazdığından beridir takip ediyorum. Sayın Cemal, AK Parti iktidarının en önemli “destekçilerinden” biriydi! Evet, destekçisi idi, ama şimdi devran döndüğünden beridir, AK Parti hükümetlerini “kıyasıya” tenkit etmekte. İnsan düşünmeden edemiyor: Bu ne yaman çelişki diye… Bakıyorum son yazılarında Sayın Cemal, özgürlük, demokrasi ve hukuk diye veryansın etmekte. Ülkemizin dış politikasındaki “değişimini” eleştiriyor. Türkiye’nin son dönemlerde, Rusya ve Çin ile yakınlaşmasından hareket ederek, ülkemizin yerinin Asya olmadığı, ülkemizin yerinin ve yönünün Avrupa/Batı olduğunu ifade ediyor.

İşte en başta belirttiğim gibi “samimiyet” ve “sözüne güvenilirlik” böyle bir şey. Liberal bir düşünce ve yaşam tarzına sahiplerin, AK Parti’nin kuruluşunun ilk dönemlerinde sergilediği siyasal performansa kanmaları ve her zora düştüğü dönemlerde AK Parti’yi desteklemeleri, Türkiye’yi Batıya götürecek reformları AK Parti’nin atacağına inanmaları… İşte böyle bir şey… Hatırlıyoruz, AK Parti’nin iktidarının ilk dönemlerinde hem ülkemiz kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna şirin gözükmek adına yasal mevzuatımızı, Avrupa Birliği kriterlerine göre yeniden re-organizasyona tâbi tutması, bu bahsettiğim liberal kesimlerde çok büyük mutluluğa neden oluyordu. Hararetle ve büyük bir iştiyakla AK Parti’nin destekçileri olan bu zümre, şimdi ne olduysa birden AK Parti’nin zannettikleri bir parti olmadığını anlayıverdiler. Gerçi, bu hesaplaşmayı liberal tayfası senelerdir yapmaktalar. İnsan haliyle sormadan edemiyor: Türk Silahlı Kuvvetlerine kurulan kumpas ve tezgâhlarda, bu düşünen ve eli kalem tutan toplumumuzun “münevver” diyebileceğimiz kesimi neredeydi? Durdukları yer belliydi. Güya ülkemiz bağırsaklarını temizliyordu. Ve olan şerefli ve onurlu Türk subaylarına oluyordu. Akademisyenlerimiz, ama gerçekten de aydın kimliğini hakkıyla hak etmiş yazar-çizerlerimiz, zindanlara gönderilirken, bu ülkemizin Batıcı aydıncıkları, sadece ateşe odun atmakla yetiniyorlardı.

Bukalemun gibi olmak işte böyle bir şey… Yıllar önce demokrasi, özgürlük ve hukuk türküsü söyleyenler, mamaları ellerinden alındığında despotluk, polis devleti ve tahakküm gazalleri okumaktalar.

Erhan Salman
Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ, ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum... Kitap okur, köşe/kitap yazarım... Elimden geldiğince ilgi alanım doğrultusunda yazmak, en büyük tutkum ve hedefim. SEVGİYLE OKUYUN...
Subscribe
Bildir
1 Yorum
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
İşi Bırakmanın Zamanının Geldiğini Nasıl Anlarsınız?
Sonraki
Birey, Toplum ve Değer Yargıları II

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.