Rasim Özdenören

Türk Edebiyatı’nın Tanzimat’tan sonraki akışına baktığımız zaman, ortaya çıkan eserler bizim insanımızla, değerlerimizle pek bir paralellik göstermemektedir. Çünkü, kendi benliğimizi bir kenara bırakıp Batı’daki tüm değerleri herhangi bir ölçüte bağlı kalmaksızın kendi ülkemize getirdik ve birçok sorunla karşı karşıya kaldık.  Şöyle bir soru sormak istiyorum. Şair veya Yazarların en temel görevleri nedir diye sorsam birçok kişi halkın sorunlarını dile getirmek olacaktır. Bu görevden uzaklaşınca, Edebiyatın içerisine bize yabancı olan kurallar, konular girince Halk ile şair arasındaki mesafe uzaklaşmaya başladı ve kopma derecesine geldi. Nitekim durum bu iken 20.asrın ilk çeyreğinde İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Üstad Necip Fazıl ve ilerde Şairler şehri diye anılacak olan Kahraman şehir Maraş’ta Yedi Güzel adam zuhur etti. Bu yazımda Yedi Güzel Adamın Gül Yetiştiren adamını ele alacağım. Yukarıda zikrettiğim güzel insanlar, Türk Edebiyatına bir nevi can katarak boğulmaktan son anda kurtardılar. Bunu yaparken Milli değerlere, dini değerlere, kendi değerlerimize bağlı kalarak Edebiyatlarını yaptılar.Şimdi en başa dönelim ve Yazım hayatına hangi düşünce ile daldığını aktarmaya çalışalım. Ülkemizin umutsuz kalan ruhumuzun Denize açılan kapısı olan Rasim Özdenören kitap yazmaya  karar verdiği anı şu şekilde anlatmaktadır. ‘’ Yaz günü 1955-56 yıllarının yazında, Maraş’ın o tarihte sıcakları, sarı sıcak denir. O sıcaklarda bunaldığım bir an oldu. Kendi kendime ‘’hadi’’ dedim.Bu bunalma halini yazıya dökeyim. Kağıdı ve kalemi elime aldığımda o an’da kendi başıma olmadığımı gördüm. O anı yakalayabilmem için geriye dönmem gerekiyordu. Oraya gelmek için beni hazırlayan prosedürdeydi. O an yine kendisi olarak kalıyor. O an devam ediyor çünkü  bu bir süreç. Bizim iş ise devam eden süreç içerisinde bir yere parmağımızı basmak, o süreçte o çizginin üstüne bir noktayı  tespit etmek.’’ Ve böylece kendi ruhi bunalımından başlayarak, Ülkemizdeki çözülmeye başlamış insanlarımızın, değerlerimizin, benliğimizin hal-i ruhunu anlatacaktı.

okur

Yazar: Samet Abk

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.