ÖYLE SAATLERİ

Sayın okuyan; ben bunu günün öy(ğ)le saatlerinde yazıyorum. Bi pazar günü… Bir çok insan bu saatte bir sürü telaşın içinde; varoluş telaşı ve yokoluşu telaşı.. Bir çoğunun alnından terler akıyor, elini bir yere çarpıp kanatıyor, kucağını bir sürü rahatsız edici ses tırmalıyor. Kimi ölümden dönüyor, kimi hayata yeni başlıyor, kimileri pazar kahvaltısından sonraki keyif kahvesini içiyor, kimi acısından başını kaldıramıyor. Kimi mutluluktan ağlıyor kimi acıdan. Bazısı var kendi acısına ağlamaktan yorulmamış gibi başkasının acısına da ağlıyor.. Kimi de var başkasının acısından keyif alıyor.
İşte insan çeşitliliği bu kadar fazla, insan durumu da bi o kadar fazla. Bu hayatta dümdüz yaşayabilen insan var mı? Dertsiz tasasız ya da yaptığı yapacağı hiçbir şeyden keyif almayan.  Ne de olsa biz ağlarken gülmeyi de öğrenmedik mi.. Eğer ağlamayı öğrenmeseydik hiç ağlamamış mı olurduk ya da tam tersi gülmeyi öğrenmeseydik… Bunlar hep bizim sancılarımız..
Bana kalsa ne ağlamak isterdim ne gülmek. (Bi başkası ağlarken gülmemeyi öğrendim, bi başkası güldü diye de ağlamamayı.)
Bana kalsa demişken…
Ben ağaç olmak isterdim. Güneş doğduğundan batana kadar benimle olacağı bir yerde. Ha, güneş battı diye de ışıksız kalmayayım. Ayın her halini göreyim. Onun parıltısı düşsün üstüme. Bir de yapraklarım rüzgarda bir sağa bir sola savrulsun isterdim. Yaprakları görmek istediğim amam ağaç olduğum için göremediğim yerlere savrulsun. Beni seven insanlar gölgemde serinlesin isterdim. Kurumuş yapraklarımı toplayıp evlerine götürsünler. İçtikleri sudan bana da ikram etsinler. Sevdalarını benle birlikte yaşasınlar. Gülüşleri beni gördüklerinde başlasın isterdim. Ağaç olsam da ölüm görmek istemezdim. Seslerin sadece gülüşmelerde yükselmesini isterdim. Kırmızıyı güzel elbiseli çocuklarda görmek isterdim. Kan renginde değil. Kadınların boylarının benden yüksek olmasını isterdim. Bu dünyada yapabilecekleri bir çok şeylerinin olduğunu onlarında görmesini isterdim.
Bir pazar gününün öğle saatinde ben ağaç olmak isterdim. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.