OSMAN

Askerden geldiği gün babası ölmüştü. Henüz yirmi iki yaşındaydı ve elinde babasından sadece yirmi beş kuruş kalmıştı. Üstelik bakmak zorunda olduğu bir annesi, ablası ve kız kardeşi vardı. Babası kırk beş yaşında kalp krizi geçirerek ölmüştü. 

Bahçeli tek katlı bir evde yaşıyorlardı. Bahçe duvarları yüksekti. Kapıdan üç basamak beton merdivenlerle bahçeye giriliyordu. Girince hemen sol tarafta yere kadar camekan pencereleri olan betonarme bir ev ve bu evin yanında bitişik nizam ikinci bir ev daha vardı. 

Babası Orhan, deriden at koşumları imal ediyordu. Kazancı bu iştendi.

Tek oğlu olan Osman’ı da yanında çok çalıştırmıştı. Hatta bir keresinde işi çok olduğu için, sınava göndermemişti oğlunu. Oğlu da bir fırsatını bulup, yağlı iş tulumları ile kaçmıştı. Sınava girmek için. Çünkü okumayı çok istiyordu. Girişte onu üzerindeki yağlı iş tulumları sebebiyle okula almamışlardı. Sınava girememiş ve sınava girmediği için de okuldan atılmıştı. Okuma hayalleri suya düşmüştü Osman’ ın.

Üstelik şimdi ise elde avuçta bir şey kalmamış ve bakmak zorunda olduğu ailesi ile baş başa kalmıştı. Ne yapacaktı şimdi Osman?

Sağdan, soldan bulduğu borç paralarla bir küfe ve içini dolduracak kadar da meyve satın aldı. Bunları satınca elinde bir miktar para kalmıştı.

Çok çalışkandı Osman. Elindeki malları satıyor, yenisini alıyor, onları da satıyor tekrar mal alıyordu. Böylece yavaş yavaş para kazanmaya başlamıştı. Borcunu da ödemişti. Üstelik bir süre sonra küçük bir manav dükkanı açabilecek kadar para da biriktirmişti. Bunu çok çalışmasına borçluydu.

Osman çalışkanlığı, kibarlığı ve dürüstlüğü nedeniyle çok seviliyordu. Kazancı giderek artmaya başlamıştı. Ancak bu iş çok meşakkatli ve yorucu bir işti. Uzun süre bu işi tek başına devam ettiremeyeceğini düşündü Osman.

Bir kırtasiyeci dükkanı açmaya karar verdi. Üstelik çok sevdiği defter, kalem ve kitaplara daha yakın olacağını düşünüyordu. 

Kırtasiyecilik yapmaya başladı. Etrafta sevilen ve güvenilen bir insan olduğu için, herkes ondan alışveriş yapmak istiyordu. Bu işte de başarılı olmuştu. Kazanıyordu. Çok şükür işleri iyiydi. 

Osman artık evlenmek, yuva kurmak istiyordu. Zamanı gelmişti. Uzun süredir beğendiği bir hanım vardı. Annesine bu isteğini söyledi. Yardımcı olmasını istedi. Araya aracılar koydular ve kızı istediler. Kız da Osman’ı beğenmişti. Ve Osman evlendi. Kızın adı Canan’ dı. Çok hanımefendi bir kızdı. Esmer, orta boylu, sürmeli gözleri olan, terbiyeli, çalışkan güzel bir kızdı. Osman’ da yakışıklı bir delikanlıydı. Temiz ve güzel, şık giyinmeyi severdi. Her zaman takım elbiseyle gezer, kışın kışlık, yazın da yazlık fötr şapka giyerdi.

Bir oğulları bir de kızları oldu. Osman’ ın çocukları da çok çalışkandı. Oğlu ile kızı arasında iki yaş fark vardı. Osman’ın ve Canan’ ın okullarını tamamlayamamaları içlerine hicran olmuştu. Bu yüzden çocuklarının okumasını çok istiyorlardı.

Bir gün oğlunun  apartmanda oturan arkadaşlarına heves ettiğini söylemesi üzerine, bütün dükkanın sermayesini toplayıp, bir apartman dairesi satın aldı Osman.

Ki o zamanlarda apartman dairesi çok azdı ve oldukça pahalıydı.

Bu durum Osman’ın işlerini bozmuş ve zora sokmuştu. Yine de çalışıyor, evine ve çocuklarına bakıyordu. Eskisi kadar olmasa da yine kazanıyordu. Dokuz sene sonra bir oğlu ve bir kızı daha oldu Osman’ın.

Büyük oğlu devlet bursu kazandı, İngiltere’ye üniversite okumaya gitti. Büyük oğlu, büyük kızı ve ortanca kızı mühendis, küçük oğlu da doktor oldu. Canan ile Osman başarılı olmuşlardı. En büyük isteklerini gerçekleştirmiş, çocuklarını okutmuşlardı.

Çocukları da onlar gibi çalışkan ve güzel ahlaklı olmuştu. İşlerinde başarılıydılar.

yazar

Yazar: Gri Mavi

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.