Ortadoğu'da Kadın Olmak

Mükemmel coğrafyada kadın olmak; acılarla tanışmaktır adeta. Doğduğun andan itibaren neden cinsiyetin kadın oldu diye sorgulanırsın. Sonraki yaşamını sana sormadan planlarlar aslında bu Ortadoğu’da kadın olmaktır. Sen doğarsın ve o hayat planının dışına çıktığın andan itibaren yoğun bir baskıyla karşılaşacağın için sana çizilen sınırların dışına dahi çıkmayı hayal edemezsin. Boşuna dememişler coğrafya kaderdir diye…

Neden coğrafya Ortadoğu’da yaşayan kadınlar için kader olmaktan çıkamıyor da kader oluyor?

Bunun başlıca sebebi; ataerkil sistem ve yine bu ataerkil sistemin getirdiği berbat bir sistem. Eğer bu coğrafya da ataerkil sistem, sistemin kendisi olmasaydı belki de kadınlar bu kadar acı çekmeyecekti.  Acı demişken; acı demek kan, gözyaşı ve Ortadoğu demek. 

Ortadoğu ülkeleri arasında en şanslısı Türkiye. Avrupalı kadınlara göre şanssızız ama Ortadoğu’da yaşayan kadınlara göre şanslıyız. Türkiye’de, büyük önderimiz Atatürk sayesinde insan yerine konuluyoruz ama toplum bizi 2.sınıf bir insan olarak görüyor. Yani topluma göre erkekler 1.sınıf, kadınlar ise 2.sınıf. Bunun nedeni; ataerkil sistemin Türkiye’de hala beslenmesi ve varlığını yitirmemesi çünkü ataerkil sistemi besleyen yine cahil kadınlar. Bunu bilerek ya da bilmeyerek besleyerek aslında yine kendilerinin başına bu ataerkil sistemi bela ediyorlar.  Ataerkil sistemi kadınlar beslemeyi bırakırsa, birçok şey değişecek. İlk önce kadını 2.sınıf olarak görmekten vazgeçecekler ve kadınlara olan bakış açısı değişecek. Tabi bu çok kolay olmayacak biliyorsunuz ki, kadınlarımızı eğitmemiz lazım. Daha ilkokul mezunu ya da okuma yazma bilmeyen kadınlar var ve bu kadınlar cahil bırakıldıkları için istemeyerek te olsa ataerkil sistemi besliyorlar. Onlar için atalarından öğrendikleri her şey mükemmel her şey doğru. İşte okumayan, isteyerek cahil bırakılan bir insan, berbat bir sistemi besleyerek birçok kadının katili ve tutsağı olabiliyor. Tutsağı derken; bu berbat sistemde kadınlar cahil bırakılıyor, ellerinden tüm eğitim hakları alınıyor ve onlara:” kız çocuğu okumaz” deniliyor. Çalışan kadın da istemiyor bu sistem. Kadınlar evde otursun,  çocuk baksın, kocasına hizmet etsin canı isteyince kocası onu sokağa atsın, dövsün, sövsün ve gerekirse öldürsün. Çünkü kadınları öldürürlerse egolarını tatmin ederler, erkek olduklarını topluma kanıtlarlar ve namusları temizlenir. Bu düşünceyi besliyor, ataerkil sistem. Kadını bacak arasındaki hymen zarına göre nitelendiren, kadını aşağılamaya yönelik bir sistemi besliyor. Aslında sen toplumun gözünde sadece hymen zarından ibaretsin tabi toplum buna ”hymen zarı” yerine ” kızlık zarı” diyor. Hymen zarın doğuştan yoksa ya da tecavüze uğradın ya da isteyerek ilişkiye girdiysen toplumun gözünde patlak, çürük, bozuk, ikinci el, orospu, yosma, yollu, fahişe gibi tanımlara maruz kalıyorsun. Bu tanımları da sana veren yine ataerkil sistemde aşağılanan, küçümsenen Ortadoğu kadınları…

Peki bu coğrafyada niye her şey kadına indeksli?

Neden hep kadın suçlu? 

Belki de kadınları suçlamak işlerine geliyordur. Kadınları, kendi eksikliklerini bastırmak için suçlayarak o iğrenç egolarını tatmin ediyorlar. Ailelerinden ve toplumdan gördükleri o iğrenç düzeni devam ettirmek, kadınlar üzerinde Tanrı olduğunu hissetmek için. Evet erkekler ataerkil sistem kendilerini Tanrı olarak görüyorlar ve bunu hissettiren maalesef ki yine kadınlar. Kadınlar kız çocukları olduğunu çok üzülüyorlar çünkü toplum onlara” kız çocuk doğurmanın eksiklik olduğu” düşüncesini yayarak onlardan daha çok çocuk doğurmasını istiyor. Kadınlar kız çocuklarına, erkek çocuklarından daha ayrımcı davranarak, erkek çocuğunu Tanrılaştırarak büyütüyor. Tanrılaştırılarak büyüyen erkek, hayatındaki kadınları dövmeyi, sövmeyi, aşağılamayı, küçümsemeyi ve öldürmeyi kendisinde hak olarak görüyor. Bu düşünce yapısının değişmesi için öncelikle kadınların iyi bir eğitim alması ve kız çocuklarını erkek çocuklarından ayırmaması gerekli. Yoksa daha çok biz kadın cinayetlerine, kadınların aşağılanmasına, kadınların mal gibi satılmasına seyirci kalacağız maalesef ki bu iğrenç duruma.

Ortadoğu’da kadın olmak; senin hayatın üzerinde hiçbir söz hakkının olamayacağı demek. Baban senin hakkında karar verir, bu karara uymazsan dövülürsün ya da öldürülürsün. Ölmemek için babanın kararlarını sorgulamaktan vazgeçer ve uymak zorunda kalırsın bu sefer de her gün ölürsün. Baban sana birkaç koyun karşılığında ”evleneceksin” der. İtiraz etmeden evlenirsin, bilirsin ki dayağı yiyeceksin. Evlenirsin bu sefer kocanın zulümleri bitmez. Erkek çocuğu doğurmadın diye dayak yersin. Erkek çocuk doğurmazsan sen kocanın gözünde eksiksin. Çünkü erkek adamın erkek çocuğu olur, kızı olamaz. Onun kız çocuğu olmasın da kimin olursa olsun. Erkek çocuk doğurursun,” daha çok erkek çocuğun olsun” der. Daha çok erkek çocuğun olur dayaklar bitmez çünkü sen kadınsın ve onun gözünde hayvandan farksızsın. Sinirini atmak için seni dövebilme yetkisini ona toplum veriyor ve bunu dini kılıflarla örtüyor. Her şeyi dine bağlayarak; senin vicdanını rahatlatıyor. Sen de cahil kafanla diyorsun ki; ”Demek ki din de varsa bende karımı döverim”. Senin cahil kafanın avuntusu bunlar. Kadın da kaderine razı gelerek, ölmeyi bekliyor.

Ortadoğu’da kadın olmak; kaderine razı gelerek ölümü beklemek….

okur

Yazar: Ezgi Erdal

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.