Onların yeri cennet. Peki ya sizin?

Duymaktan sıkıldığınız belkide bıktığınız ama benim için dünyadaki en önemli konulardan  biri olan bir konuya değinmek istiyorum bu gün KADINA ŞİDDET. Okuyan kişilerin bir çoğunun gözlerini devirdiğini kalbimden hissettim sanki. Belkide bir kısmı haklı olabilir duymaktan sıkılmakla bende sıkıldım, bıktım, yoruldum. Aslında bitse hepimiz içinde daha iyi uyursayanlar içinde umursamayanlar içinde öyle değil mi? 

Erkek, yaratıcı tarafından kadından daha güçlü yaratılmış evet bizden üstünler bu konuda fakat bize zarar vermesi değil veya herhangi bir canlıya. Aksine güçlü yaratılmış ki kendinden daha güçsüz zayıf varlıkları koruyabilsin onlara kol kanat gerisin diye. Ama dünyadaki erkeklerin çoğu kafa yapısı şu yönde “gücümün yettiği herkese gücümü göstermeliyim” o kadar saçma bir düşünce yapısı ki. Aslında güçlü demek gücünün yetmediğine gücünü kullanmak değil, senden daha güçlü insanlara karşı gösterdiğinde güçlüsündür. Ama insanların kafasında bu oturmuș resmen gelenek haline gelmiş kadın veya çocuk dövmek. İki dakika hayal kuralım bence bunu hakediyoruz şimdi gözlerimizi kapatalım ya da kapatmayalım kapatırsak yazıyı nasıl okuyacağız dimi. Şimdi bir kış akşamı dışarıda lapa lapa kar yağdığını, sizde evde oturduğunuzu, sağ tarafınızda güldür güldür yanan bir soba, sobanın üzerinde naif naif ses çıkaran bir güğüm olduğunu hayal edin. Televizyon tam karşınızda ve en sevdiğiniz dizi açık ayaklarınızı uzatmış dizinizi izliyorsunuz. Anneniz mutfakta en sevdiğiniz yemekleri yapıyor. Babanız 5 dakika sonra işten eve dönecek. Siz dört gözle babanızın işten eve dönmesini bekliyorsunuz. Ve o an kapı çalıyor ve anneniz kapıyı açıyor. Babanız gayet güler yüzlü her akşam olduğu gibi annenize bir çiçek size ise en çok sevdiğiniz çikolatadan getirmiş. Anneniz babanıza hayran gözlerinden belli. Belkide hayalinizdeki evlilik annenizle babanızın evliliği. Babanız o kadar naif ve ince ruhlu bir adam ki annenize hiç iş buyurmuyor hatta sabahtan akşama kadar çalışmasına rağmen sofra kurmaya annenizle size yardım ediyor. Yemeğinizi yiyorsunuz güzel güzel güle oynaya. Babanız annenize her zaman olduğu gibi gününün nasıl geçtiğini soruyor, annenizde babanıza aynı şekilde. Onlar bir süre derin bir sohbete dalıyorlar siz hayran hayran onları izliyorsunuz. Düşünüyorsunuz bunca senelik evlilik nasıl oluyorda bu kadar mükemmel, ilk günkü gibi kalabiliyor. İçinizden dua ediyorsunuz “Allahım ne olur bana da böyle mükemmel bir evlilik nasip et diye”. Çünkü böylesine mükemmel bir evliliğe rastlamadınız hiç. Keşke gerçekte de bütün evlilikler böyle olsa şahsen uydurdum falan ama yazarken bile ahh ahh diye içimden geçirmedim değil. Çünkü günümüzde aile içi geçimler olsun, haber içerikleri olsun hep bir şiddet hep bir kadın cinayeti. Normal bir aile hayatında bir tuzdan bile kavga çıkabiliyor. Veya babalarınız asla ve asla annenize hiç bir şekilde yardım etmez aksine hep iş buyurur ve yaptığı güzel şeyleri bile beğenmez hep bir bahane uydurur. Ne olurdu hayatımız şu uydurduğum hayal gibi olsa ne olurdu her akşam içip içip annemizi döven babamızın yerine bir akşam naif, ince ruhlu, düşünceli bir adam gelse. Çok mu zor ya gerçekten iyi bir insan olmak bu kadar zor mu. Bu kadar mı kalbiniz karardı, kalbinizde bir zerre beyazlık yok mu gerçekten. Yazık değil mi onca kadına öldürdüğünüz, saydığınız, sövdüğünüz onca kadına yazık günah değil mi? Oysaki sizde çok iyi biliyorsunuz kadınlar olmasa sizin bir hiç olduğunuzu ama siz sizi siz yapan en değerli varlığı kendi ellerinizle yok ediyorsunuz gerek ellerinizle gerek sözlerinizle. Aslında siz onlara değil kendinize zarar veriyorsunuz çünkü kadınlar dinimizce de değerli bir varlık onların yeri eninde sonunda cennet. Peki sizin? 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.