Ona Dair

Babasız büyümüştü, babası hayattaydı ama. Hayattaydı lakin hayatına dahil olmamıştı maalesef. Ve ondan mıdır bilmem hep bir tarafı çocuktu,bunu çok mutlu olduğu zaman yeşile dönen parıltılı ela gözlerinde görebilirsiniz. Hayatında en büyük darbeyi ilk güveneceği adamdan, yani babasından aldığı için birine güvenirken çok kaygılanırdı hatta kimseye derdini anlatmaz o nedenle de hep ülser rahatsızlığı olurdu. Belki tüm bunları gördüğümden daha çok sevmek istedim onu.

Sevmek istedim çünkü her adamın aynı olmadığını bilsin istedim ve ben babası tarafından yarım bırakılmış kadınların güzel sevdiğine inanıyorum. Çünkü onların sevgisi başka. Onlar, babaların bıraktığı boşluğa rağmen belki de o boşluğu doldurmak için midir bilmem daha çok severler ve daha çok sahip çıkarlar. Ve böyle bir kadını seviyorsam eksik hissettiği ve mahrum bırakıldığı yanlarından sevmeliyim çünkü onun benim hayatımda öyle güzel etkileri oldu ki, saymakla bitmez lakin en güzel sebebini söyleyecek olursam: Hisler.

Gerçek şu ki çok uzun bir süredir yaşadığımı, dünyada neler olduğunu bile unutmuştum. Tek bir yerde sıkışıp kalmıştım. Bir çukur da denilebilir. Derin, karanlık bir çukur. Sonra o, benim hayatıma girdi. Çok üzün süre sonra ilk defa tekrar bir şeyler hissetmeye başladım. Mutlu hissetmeye başladım. Ama sanırım onunla birbirimize çok uzağız. Biliyorum ki beni sevmiyor. Ve hayat o, beni sevse de sevmese de devam edecek ve evet bu bazen acı verici, bazen üzücü, bazen de sürprizlerle dolu çünkü bana ilham veriyor. Biliyor musunuz? Umarım hep böyle kalır. Hep böyle güzel kalmaya devam eder. Hatalar yapıp onlar için aylarca kahrolur ve ülseri tekrar gün yüzüne çıkıp onu kıvrandırır ve daha sonra bundan ders çıkarıp daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmaya devam eder. Ve hayat canını yakınca, çünkü onun canını yakan hep birileri olacak, acıyı unutmaz. Çünkü o hayatın güzel tesadüfleriyle boyanmış bir tablosu..

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.